Bünyede Animasyon...
İşini çok severek yapan, tüm yenilikleri ve gelişmeleri takip ederken programlarını; işbirliği yapacağı tesisin konumu, kapasitesi, misafir profili ve hizmet konseptini değerlendirerek şekillendiren animasyon firmalarını tenzih ederim. 30 yılı bulan çalışma hayatımda karşılaştığım yüzlerce firma arasında bu özelliklerde birkaç firmaya denk geldiğimi söyleyebilirim.
Ancak, genel olarak, taşeron hizmet olarak alınması ekonomik ve pratik bulunan animasyon hizmetlerinin genel memnuniyet ölçümlerini değerlendirdiğinizde, sonuçların tatmin edici ve gerçekçi olduğundan emin misiniz?
“Misafir ne ödedi ki bu yıl , daha ne bekliyor” diye düşünenlerin yazıyı tamamlaması gerekmiyor. Çünkü bahsedeceklerimin maliyetlerle ilgisi olmadığı gibi tamamen bakış açısı ile bağlantılı.... Hatta yine de, nacizane, tavsiye edeceğim şekil; sonuçta daha tasarruflu olandır.
Aslında , 80 li yıllar itibarı ile, özellikle Alman misafirlerimizin eğlenceye başlayabilmeleri için biraz motive edilmeye, yönlendirilmeye veya herhangi bir organizasyona, yönetilen kurallar dahilinde katılmaya ihtiyaç duymalarının gözlemlenmesi üzerine animasyon hizmetleri önem ve öncelik kazanmaya başlamıştı. Böylece deniz-kum-güneş-yeme-içme ve dinlenme beklentilerine eğlenceyi de bu şekilde katmanın en iyi ağırlama şekli olacağı bilincine varan bölgemiz turizmi bu konuda da her geçen yıl daha da gelişti.
Şu anda ülke çapında üne sahip tiyatro sanatçılarından profesyonel dansçılara , milli sporculardan üst düzey yöneticilere kadar yerli-yabancı pek çok emektar temelini attı bu renkli sektörün.
Yarım pansiyon dönemlerinde ekstraları arttıran unsur olarak daha da önem kazanan animasyon, 2000 li yılların başından itibaren etkili olan “her şey dahil” sistemine yönelik değişimlerden olumlu-olumsuz nasibini almaya başlamıştı.
Artarak giden, minimum binlerle seyreden kapasiteler, mevcut misafir profiline eklenen hatta zamanla çoğunluğu teşkil eden yeni ülkeler misafirleriyle birlikte, davranış eğilimleri ve beklentilerin de değiştiği görülmekteydi.
Sahne sanatlarının membağından gelen Rus misafirler, dans etmeleri için en ufak kıvılcımın yeterli olduğu canlı müzik tutkunu Balkan ülkeleri misafirleri, fiziksel aktivitelerini yaşam biçimi haline getirmiş sporcu misafirler, artık sadece izleyici konumunda olmak değil, şovların doğrudan içerisinde, sahnede olup bitenin birer parçası olmak istiyorlardı.
İşte bu dönem maalesef bazı hayal kırıklıkları yaşanmaya başlamıştı.
Büyük beklentiler ile amfi tiyatroları dolduran misafirler sahnedeki süreleri gittikçe kısalan, sadece prosedür gereği ve adet yerini bulsun diye yapıldığı çok belli olan bazı programlara maruz kalıyorlardı. Artık akşam şovlarında, misafirlerin gün boyu tanışıp kaynaştıkları animatörler değil, sadece o gece için gelmiş Afrikalı , Moğol akrobatlar, Brezilyalı, Arjantinli, Kübalı dansçılar, yerli amatör şov grupları, Uzak doğulu dövüş ustaları vardı. Hızlı çekimde yaptıkları şovlarını bir an önce tamamlayıp yan otele geçme telaşında oluyorlardı. Birbirinin kopyası, şişme dekorlar ile yapılan, gece boyunca bağıran “MC” lerin karşıladığı “Party” konseptleri ise misafir profilinin sadece bir bölümüne hitap ediyordu.
“Ekonomik paket, premium paket”, “Bonus şovlar, ücretsiz work shop ve after show” lar, ücretsiz kostüm desteği, “Prime time show” ları gibi seçenekler animasyon firma kontratlarına girmişti bile. “Dış Şov” toptancıları oluşmuş, aynı gün “Hangi otele hangi şovu göndersek” trafiği başlamış, “Gecenin şovu” bilgisi otele ulaşana kadar 3-4 komisyoncudan geçer olmuştu.
Kış aylarında animasyon firmaları, imkanları ve yatırım güçleri dahilinde “ birer elbise” diker ve tanıtım dosyalarını alarak otel görüşmeleri için yollara düşerdi.
Ellerinde hepsinin birbirine benzer bir model elbise vardı ve ister tesise kısa gelsin, ister bol, ister demode olsun ister fazla popülist , sunulan buydu ve sadece çeşitli aksesuarlar ile farklılıklar yaratılmaya çalışılırdı.
Kontrat biter bitmez ilişiklerin kesilecek olması, yabancı personel bulma ve çalıştırma gibi detaylı ve riskli işlemlerin bu firmalar tarafından yapılması, demirbaşa fazla yatırım yapma gereği duymamak, pazarlığa ve esnek ödeme planlarına tabii olmaları, bu firmaları oteller için en pratik ve ekonomik çözüm gibi gösterdi.
Ve bir sonraki sezon, sil baştan...
Tesisin “ruhunu üfleme” konusunda en etkili olması gereken bu hizmet, kontrat bitimlerinde , üfledikleri ruh ile beraber tesisleri terk ederdi.
Zaten ellerindeki tek tip elbise ile fazla da ruh katma imkanları olamadan...
Belki , güvenlik, cankurtaran, hatta temizlik, pastane, alakartlar gibi hizmetlerin outsource (dış kaynak-taşeron) olarak sisteme dahil olması pek çok kaliteli ve memnuniyet sağlayıcı etki yaratacak iken, bu konularda geçmişte istikrarlı bir oluşum sağlanamadı. Ama kesinlikle bünyede olması gereken animasyon departmanları hunharca taşere edildi. Belki manipüle edilmiş pek çok ankette sonuçlar idare eder görünüyordu ama uçup giden ruhun kimse farkında değildi.
Biraz sabır, tolerans, özveri ve yatırım ile, mutlaka otel bünyesinde animasyon kadroları kurunuz. En azından yönetsel kadro, dj, ses ışık sorumlusu, mini kulüp şefi gibi temel kadrolar bünyede kalmalı. Artık eski kadrolardan; dekorasyon, terzi, koreograflar temin etmek kolay değil tabii ki ve dış şovlar almak yine de kaçınılmaz , ama bu, haftada iki günü geçmemeli. Ve diğer günler tüm misafirlerin de katılımını mümkün kılan temalı geceler ile geçmeli.
İnsanların büyük bir çoğunluğu , yılın büyük bir bölümünde zaten değişen yaşam koşullarından dolayı, yaşama dair her şeyi “izleyici” durumundalar.
Tatil kavramı, onların bulundukları, yoruldukları hatta sıkıldıkları yaşam modundan bir süre için de olsa çıkma ve kendilerini yeniden keşfetme fırsatı.
Bu fırsatı yaratmak en çok otel ortamlarımızda mümkün.
Karaoke nin bile her daim ilgi görmesinin sebebi budur.
Bu ve buna benzer katılımları sağlayacak, o derinlerde kalmış özgüveni ortaya çıkaracak diyaloglar ise ancak artık aileden biri gibi olmuş bünyedeki kadrolar ile gerçekleşebilir. Nitekim firma personelinin aklında bu diyaloglardan ziyade , bir an önce satması gereken disko turu biletleri ve yaz boyu kazanmak ve kazandırmak zorunda olduğu gelir hedefleri vardır, doğal olarak.
Bünyede oluşturulacak animasyon ekibi içerisinde mini kulüp ün yeri ise bambaşkadır. Çocuklarının gün boyu ve akşamları; güvenli, hijyenik, eğitici ve eğlenceli bir ortamda emin ellerde olduğunu gören ebeveynlerin tatil beklentileri büyük oranda sağlanmış olur.
Gerisi güzel bir müzik eşliğinde huzurla içeceklerini yudumlamalarından ibarettir. Her yıl aynı mini kulüp şefi ve personeli ile karşılaşmak ise ayrı bir güven sağlar. O yüzden, en azından mini kulübü bünyede tutunuz. Kış aylarında destek veriniz. Eğitim planlarınız varsa onları dahil ediniz.
Ailelerin tatil yeri seçimlerinde çocukların etkisini hepimiz çok iyi biliyoruz. Kaleleri içten fethetmenin en etkili yoludur. Sadece tekrar misafirleri için değil, ilk kez gelecekler için de güçlü bir portföy hazırlamalıyız. “Kids friendly hotel” gibi kavramlara gerek kalmadan... Aynı beklentiler içine gireceğiniz taşeron firma personelleri için ise maalesef çocuklar, potansiyel birer tişört, çanta, eşarp, yüz boyama alıcısı olmanın ötesine geçmeyecektir, yine doğal olarak... Ve ebeveynler için mini kulüpler masraf kapısı bir dükkandan fazlası olmayacaktır.
Bir bütünün doğal parçaları olan tüm hizmetlerde bünyemizi sağlam tutalım ve animasyon departmanının temellerini atarak başlayalım bu kışa... Gerisi zaten gelir.