25.07.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Haber Detayı
"İLK DARBEYİ TURİZM SEKTÖRÜ YEDİ AMA İLK TOPARLANAN YİNE TURİZM OLUR"
Turizm Yazaraları ve Gazetecileri Derneği'nin 'TUYED-Sektör Buluşmaları' seri etkinliğinin ilkinde TÜROB yönetimi ile TUYED üyeleri biraraya geldi.
Turizm Yazaraları ve Gazetecileri Derneği (TUYED)’nin “TUYED-Sektör Buluşmaları” seri etkinliğinin ilki İstanbul’da yapıldı. 
 
TUYED yönetimi ve üyelerinin katıldığı ilk buluşma Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) ile gerçekleştirildi. 
 
 
Swissotel The Bosphorus’ta gerçekleşen buluşmaya TÜROB Başkanı Timur Bayındır, Başkan Yardımcısı Müberra Eresin (Eresin Hotels Genel Müdürü), Başkan Yardımcısı Armin Zerunyan (Hilton Worldwide Türkiye Bölge Müdürü),  Genel Sekreter Hediye Güral Gür (NG Hotels İcra Kurulu Başkanı), Yönetim Kurulu Üyeleri Gerhard Struger (Swissotel The Bosphorus Genel Müdürü, Türkiye ve Doğu Avrupa Bölgesi Başkan Yardımcısı Fairmont Raffles Hotels International), Ayhan Hacıbektaşoğlu (Barın Hotel Genel Müdür), Ziya Cihan (WOW İstanbul Hotels&Convention Center Genel Müdürü), Faik Öztunç (Divan Otelleri Danışmanı), Can Göktaş (The Ritz Carlton Genel Müdürü), Taner Yallagöz (Yaşmak Hotels Yönetim Kurulu Başkanı), Kasım Zoto (Armada Hotel Yönetim Kurulu Başkanı), TÜROB Genel Müdürü İsmail Taşdemir katıldı. 
 
Toplantıya TUYED adına ise Başkan Kerem Köfteoğlu, Genel Sekreter Hasan Arslan, Sayman İsmail Toksoy, Yönetim Kurulu Üyeleri Özlem Kapar, Yılmaz Keleş, Mehmet Ali Doğan, Özgür Töre ve üye Savaş Daş katıldı. 
 

Timur Bayındır
 
Turizmdeki son durum, İstanbul’daki son terör saldırısı gibi konular ele alındığı toplantıda konuşan TÜROB Başkanı Timur Bayındır, Türkiye’nin 2016 yılında çok sayıda hain terör saldırısının hedefi olduğunu belirterek, “Birçok kötü olayın meydana geldiği bu yılın sona ererek yeni yılda yeni umutların yeşermesi toplumun tüm kesimlerinde olduğu üzere turizm sektörümüzün de ortak talep ve beklentisiydi. Ancak son 1.5 ayda meydana gelen olaylar yine ümitlerimiz kırdı. Fiyatlardaki düşüş devam etmesine rağmen kasım ayındaki veriler bize umut vermişti. Ancak son 1.5 ayda olaylar yine tırmandı ve bu durum bizim geleceğe yönelik herhangi bir plan ve programlama yapmamızın önüne geçiyor. Ayrıca kasım ayı verileri gösteriyor ki, terör saldırılarının durması durumunda turizmde 5-6 ay içinde toparlanma başlayabilir” dedi.  
 
“Gelecek 6 ay belirleyici olacak” 
 
Bayındır şöyle devam etti: “Gelecek yıl için ne iyi ne de kötü olur diyemiyoruz. Hiçbir öngörü yapamıyoruz. 2017 yılı, 2016 yılından daha iyi de olabilir, daha kötü de… Önümüzdeki 6 ayın gidişatına göre tablo ortaya çıkacaktır. Bundan sonraki süreçte hiçbir olumsuz gelişme olmazsa Türk turizminin eski durumuna dönmesi 3-4 yıl sürebilir. Tabii bu beklenti, hiçbir olumsuz gelişme olmadığını, hatta herşeyin iyiye gittiğini varsayamına dayalı. 2017 için çalışmalara zaman geçirmeden başlamak lazım, aksi halde 2017’yi de kaybedebiliriz.” 
 
“Acilen kriz yönetimi gerekiyor” 
 
Acilen Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın liderliğinde, sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte ve profesyonel destek alınarak Türkiye için yaratılmak istenen ‘güvensiz ülke’ algısını değiştirmeye yönelik pazarlama çalışmalarına başlanması gerektiğine işaret eden Bayındır: “Uluslararası alanda tanıtım, imaj geliştirme, halkla ilişkiler çalışmaları çok önemli ancak bundan da öncelikli olarak Türkiye’nin şu aşamada bir kriz yönetimine ihtiyacı var. Türkiye için alınması gereken en önemli tedbir bir kriz yönetimi planının hayata geçirilmesi olacaktır. Bu plan kapsamında sektörün tüm bacakları bir araya gelmeli, özel sektörün önerileri dikkate alınmalı. Topyekün bir şeylerin yapılması gerekiyor” şeklinde konuştu.  
 
“Ayrıştırıcı dile dikkat” 
 
Özellikle ayrıştırıcı dil kullanmamaya çok dikkat edilmesi gerektiğinin de altını çizen Timur Bayındır, “Ayrımcılık, insanların yaşamına müdahale gibi yaklaşımlar da turizme zarar verecektir. Bunun için basına da çok rol düşüyor” dedi.
 
“Yatırımlar farklı bölgelere yönlendirilmeli”
 
Son yıllarda otel yatırımlarındaki dengesiz artışa da dikkat çeken Bayındır, gelinen noktada aşırı artan arzın yarattığı sorunlara işaret etti. Bayındır, yatırımların Anadolu’ya yönlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. 
 

Müberra Eresin
 
TÜROB Başkan Yardımcısı Müberra Eresin de bu noktada, daha önce yapılan “Yatırım İzleme Kurulu” önerisini hatırlatarak, yatırımların kontrol edilmesi noktasında bu tür önlemlere ihtiyaç olduğunu kaydetti. Eresin, böylesi bir yapılanmada turizm sektör temsilcilerinin de mutlaka yer alması gerektiğinin altını çizdi. 
 
“İstanbul da yakıt desteği kapsamına alınmalıydı”
 
Turizm sektörüne verilen yakıt desteğinin İstanbul’a da verilmesi gerektiğine dikkat çeken Müberra Eresin ise İstanbul üzerinden pek çok bölgeye turların ve seyahatlerin olduğuna işaret ederek, “İstanbul’a teşvik verilirse birçok başka şehre de verilmiş olur, bunu da unutmamak lazım” diye konuştu. 
 
Mevcut durumda yaşanan krizin siyasal nedenlerden kaynaklandığını vurgulayan TÜROB Genel Başkan Yardımcısı Armin Zerunyan ise bu noktada sektörün müdahale edemeyeceği gelişmeler olduğunu ancak, sektör kuruluşlarının kendi yapabileceklerini bir araya gelerek konuşmaları gerektiğini kaydetti. 
 
“Güvenlik sorunu hallolmazsa hiçbirşey hallolmaz”
 
Konaklama tesislerinin kendilerine göre her zaman kriz planları olduğunu ifade eden Zerunyan, “Elbette kriz planımız var. Kriz olmadığı zaman da vardı. Kriz planımız her iş ve durum için var. Elektrik kesintisi bile kriz planına girer. Ancak terör ve güvenlik çok farklı konular. Güvenlik sorunu hallolmazsa hiçbir şey yapamayız” dedi. 
 

 
“Yabancı otel markaları uzun vadede Türkiye’ye güveniyor”
 
Armin Zerunyan, yabancı otel zincirlerinin gelinen noktada Türkiye’ye güvenlerinde değişiklik olup olmadığı noktasındaki bir soruya ise şu yanıtı verdi: 
“Uluslararası otel markaları ile yerli ortakları arasında sermaye değil, işletme ortaklığı var. Dolayısıyla asıl yük yerli ortakta. Uluslararası markaların Türkiye’ye güvenleri uzun vadede devam ediyor. Üstelik tek kriz yaşadıkları ülke de Türkiye değil.”
 
 
TÜROB’un önerileri
 
Öte yandan TÜROB yönetimi toplantıda krizi aşma noktasında şu önerileri diler getirdiler: 
 
*Güney sahillerinde yaşanan kaynak pazar sıkıntısını telafi edebilmek amacıyla sağlanan, yakıt teşviklerinin destinasyon ayrımı yapmaksızın, başta İstanbul olmak üzere tüm bölgelerimize, yıl boyunca uygulanmalı ve 2017 yılı için şimdiden açıklanması gerekiyor. 
 
*Turizmin mevsimsellik ve bölgesellikten kurtulması gerekiyor. Deniz-güneş-kum turizmi ve güney sahilleri dışında, Türkiye'nin turizm ürünlerinin çok daha çeşitli zengin ve cazip olduğunu vurgulamalıyız.
 
* Kongre ve iş toplantıların, ekonomiye ve marka değerine katkıları çok yüksek. Kongre turizmi için verilen tekliflerde, tercih edilebilir olmak için, ülkemizin şu şartlarda ihtiyaç duyduğu en önemli farklılık, KDV muafiyeti uygulaması olarak öne çıkıyor, ancak bu yönde ülkemizde bir düzenleme bulunmuyor. Kongre turizmi için ülkemize gelmesi talep edilen dernek/şirket veya kurumların, kongre merkezi, konaklama, aracılık hizmetleri gibi kongre harcamalarının KDV’den muaf olması tercih sebebi olmaktadır. Türkiye bu yönde yaşanan daralmayı 2017-2019 dönemi için KDV muafiyeti uygulaması ile aşabilir. 
 
* Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda tek elden ilgili her bir ülke bazında o ülkeden gelebileceklerin beklentilerini öne çıkaran tanıtım/pazarlama sağlanmalı. 
 
* Bu yıl sektörde yüzde 40 düzeyinde işgücü kaybı oldu. Sektördeki istihdam ve işletme altyapısını ayakta tutmak üzere çok acil olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan belgeli konaklama işletmelerinin tahakkuk eden/edecek SGK ve muhtasar ödemelerinin faizsiz olarak ertelenmesi, ödemelerin takip eden yıldan itibaren yapılandırılması sağlanmalı. 2016 ve 2017 yılları Kurumlar Vergisi ödemeleri faizsiz olarak ertelenmesi, ödemelerin takip eden yıldan itibaren yapılandırılması sağlanmalı. 
 
* Mevcut borç stoku ve sermaye akışının normale dönmesinin sağlanması amacı ile düşük faizli ve uzun vadeli işletme kredilerinin kullandırılması sağlanmalıdır. Konaklama sektörü çalışanlarına ilişkin olarak başta ‘Kısa Çalışma’ seçeneği olmak üzere esnek çalışma modeli en kısa süre içerisinde hayata geçirilmeli.
 
*İstanbul, Antalya ve Muğla gibi turizm merkezlerinde artık yeni kapasite yatırımlarına ihtiyaç olmadığı görüşümüzü sürdürüyoruz. Buralarda yeni otel değil, mevcut otellerin yenilenmesine yönelik yatırımlar yapılmalı. Teşvikler de ona göre düzenlenmeli. Sözgelimi İstanbul’da şu anda yılda 30 milyon kişiyi yatırılabilecek yatak kapasitesi var. İstanbul'a yılda 10 milyon turist giriyor ama bunların sadece 6 milyonu otellerde kalıyor. Dolayısıyla ortada bir otel enflasyonu var. Arz ve talep dengelenmeli. Anadolu’da yapılan yeni yatırımlardan ise memnuniyet duyuyoruz. Otel yatırımlarının dağılımındaki dengesizlik, kırılgan yapıdaki sektörümüzü olumsuz yönde etkiliyor. Bu olumsuzluğun önüne geçebilmek için mevcut teşvik sisteminin güncel gelişmeler ve sektörel realiteler doğrultusunda yenilenmesi zorunlu hale geliyor. İhtiyaçlar çerçevesinde uygulanacak doğru teşvikler sayesinde, yatırımlar yurt genelinde ihtiyaç duyulan bölgelere doğru yönlendirilirken, mevcutların da kârlı ve sağlıklı bir şekilde işletilmesi sağlanabilir. 
 
*İstanbul ve Antalya'daki yatak arzı sektörü tehdit eder boyuta ulaştı. Ortaya çıkan tehlikenin önüne geçmek için, Ekonomi Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, sektör temsilcilerinin de içinde yer aldığı ‘Turizm Yatırım İzleme Kurulu’nu hayata geçirmesi gerekiyor. Bu kurulun, arz-talep dengesine uygun olarak, milli kaynakların daha verimli kullanılması için önemli bir görevi üstleneceğini düşünüyoruz. 
 

04-01-2017 12:00

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Habere Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim (ya da) Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.