01.04.2020
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi.com


Otelleri.net
Türkiye Otelleri otelleri.net adresinde.


Yazarlar - YORUM ANALİZ
TURİZME NEDEN FARKLI YAKLAŞILMALI

 

 
Korona virüsü salgını gibi bir dönemde "devletin temel risk yöneticisi" rolüne uygun bir tedbiri olmalı. 
 
Devletin COVID-19 kaynaklı genel talep düşüşünü engellemek üzere "son kertede alıcı" (buyer of last resort) olarak alım garantileri ile geçici bir süre için devreye girmesi Saez ve Zucman tarafından yakınlarda ortaya konuldu. 
 
Buradaki temel fikir karşı karşıya olduğumuz büyük probleme son derece uygun: 
 
Uçaklarda boş koltukların sayısı artıyorsa, devlet boş koltuklan kendisi satın alıyor. 
 
Böylelikle, değer zincirinin tamamının herhangi bir kırılmaya neden olmadan işletilmesini, hava taşımacılığındaki krizin bu sektöre girdi sağlayan ya da onun hizmetlerinden yararlanan diğer sektörlere sıçramamasını ve oradan da istihdam kaybına yol açarak daha derin bir talep düşüşüne yol açmamasını sağlıyor. 
 
Eğer özellikle hizmetler sektöründe talep düşüşü kaynaklı daralma milli gelirin yüzde 20'si ise, devlet bu kadar alım garantisi ile devreye giriyor. 
 
Peki, bu fikir nasıl uygulamaya aktarılabilir? 
 
Hizmetler sektörünün sosyal mesafe koyma tedbiri nedeniyle en çok olumsuz etkilenecek sektörlerden biri olduğunu artık biliyoruz. 

Hizmetler sektörüne bir değer zinciri yaklaşımı içinde bakıldığında buradaki talep daralmasının yalnızca bu sektördeki faaliyet hacmini değil, pek çok sektördeki faaliyet hacmini de olumsuz etkileyeceğini görmek mümkün. 
 
Örnek olarak turizm sektörünü ele alalım. 
 
Ulaştırmadan gıdaya, tarımdan sanayiye pek çok sektör var değer zinciri içinde. 
 
Stoklanabilir mal üretenlerin faaliyetlerini sürdürmeleri ve mal üretmeye devam etmeleri esastır. 
 
Turizm gibi stoklanamaz hizmet üretenlerin desteklenmesi daha problemli görünmektedir. 
 
Burada normal zamanlardaki faaliyet hacmi ile mevcut durumdaki faaliyet hacmi arasındaki farka odaklanmak gerekebilir. 
 
Bu fark için, 'sürdürüyor gibi' yaklaşımı benimsenmelidir: 
 
Farklı bir ifadeyle, çalışanlarına ve tedarikçilerine zaten yapmaları gereken ödemelerini aksatmadan yapmaları esastır. 
 
Açıktır ki, COVID-19 küresel salgınının yol açacağı derin iktisadi daralmayı, kamunun düşen talebi doğrudan karşılama amaçlı kapsamlı müdahalesi olmadan, piyasa mekanizmasına dayalı kısmi önlemlerle İzale edebilmek mümkün değildir. 
 
Firmaların yükümlülüklerini sonu belirsiz bir dönem için tatil etmelerini engellemek ve onları kendi değer zincirleri içinde işler halde tutmak kamu müdahalesinin temel hedefi olmalıdır. 
 
Önemli nokta şudur: 
 
İlk kez karşılaştığımız, alışık olmadığımız bir süreci yönetirken, alışılmadık tedbirleri düşünmek durumundayız. 
 
Böyle bir küresel hadise karşısında iki tür tutum takınılabilir: 
 
İlki, aynı zelzele gibi hadisenin tamamlanmasını beklemek ve ondan sonra iktisadi hayatın yeniden canlandırılmasına odaklanmaktır. 
 
İkincisi ise, küresel salgının devam etmekte olduğunu hep akılda tutarak, olası iktisadi etkilerini bir an önce izale etmeye yönelmek, hiç bir şey olmamış gibi işletmelerin bu dönemi faaliyet halinde geçirmelerini temin etmektir. 
 
Ne zaman biteceği belli olmayan bir küresel salgının aynı zelzele gibi olup bitmesini beklemek ekonomi açısından onarılması güç bir hasara neden olabilir. 
 
Yok olan her işletme kendisiyle birlikte değer zinciri içindeki bir çok işletmeyi daha götürecektir. 
 
Bu nedenle, bir değer zinciri yaklaşımı içinde tüm işletmeleri işler halde tutacak bir çözüme odaklanmak gerekir. 
 
Bu sistemin çalışması için gereken kaynak Merkez Bankası'nın parasal genişlemeye gitmesi ile sağlanacaktır. 
 
Elbette, bunun ekonomimize ilişkin risk algılamasını artırma tehlikesi taşıdığının bilincindeyiz. 
 
Ancak tüm dünyanın sıradışı önlemler aldığı bir dönem yaşamaktayız. 
 
Parasal genişlemeye gitmemiz de sıradışı bir önlem olarak anlatılmalı ve belli bir süre sonra bir plan dahilinde geri alınacağı açıklanmalıdır. 
 
Burada unutulmaması gereken bir nokta 2001 krizinden hemen sonra ağırlıklı olarak kamu bankalarını ayağa kaldırma operasyonu nedeniyle Hazinenin bu bankalara verdiği DİBS'lerin, Merkez Bankası'nca paraya çevrildiği ve sistemde önemli bir parasal genişleme yaşandığı gerçeğidir. 
 
O dönemde, parasal genişleme güvenilir bir ekonomik programın bir parçası olarak ortaya çıktığı için herhangi bir güven sorunu ortaya çıkmamıştır. 
 
O deneyimden alınacak ders, sıradışı duruma karşı uygulanacak ekonomik programının da güven sorunu oluşturmayacak şekilde tasarlanabileceği ve uygulanabileceği gerçeğidir. 
 
Uygulanacak sıradışı ekonomik önlem programının adil olma özelliği de dikkate alınmalıdır. 
 
Bu çerçevede burada önerilen sistem şirketlere verilecek destekleri istihdamı koruma ön koşuluna bağlamaktadır. 
 
Kapanan işyerlerinde çalışan ve dolayısıyla işsiz kalanlar için ise gelir desteği sağlamaktadır. 
 
Bu aşamada artık temel ilke ekonomik faaliyet hacminin mümkün olduğunca korunmasından çok katma değeri üretenlerin hayatlarını idame ettirebilmelerinin sağlanması olacaktır. 
 
Devletin belli bir süreliğine işgücü ödemelerinin ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin sermaye kazancının belli bir kısmını üstlenmesi gerekecektir. 
 
Yukarıda önerilen diğer önlemlerin önemli bir kısmı bu durumda da uygulanabilir. 
 
Ancak böyle bir duruma karşı ne yapılabileceğine ilişkin ayrı bir çalışma ve uygulama programı gerektiği de açıktır. 
 
Önemli nokta şudur: 
 
Küresel salgının olası iktisadi etkilerini hızla yönetebilmek için bir tedbir seti geliştirmek, küresel salgına karşı doğru tedbirlerin alınmasını kolaylaştıracaktır. (Fatih Özatay-Güven Sak/Dünya)
 

23-03-2020 02:19
Önceki Yazıları

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar