18.06.2018
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - BAHATTİN YÜCEL
SİYASİ PARTİLERİN SEÇİM BİLDİRGELERİNDE TURİZM

 

 
Türkiye;  Cumhuriyet tarihinin 1950 yılından sonraki en önemli seçimine hızla yaklaşıyor. Çekişmeli geçen kampanya sürecinde; partilerin söylemlerindeki farklılıkların seçmenin ilgisini çektiğine hiç kuşku yok.
 
Sandıklardan çıkacak oyların ilk sıralarını paylaşmaları beklenen üç partinin;- AKP, CHP ve İYİ Partinin-  bildirgeleri geçtiğimiz Mayıs ayının son günlerinde peş peşe kamuoyuna açıklandı.
 
Bildirgelerde ilk göze çarpan; her üç partinin de sektörün özelliklerini derinlemesine incelemeden, biraz da adet yerini bulsun yaklaşımıyla; turizme yer vermiş oldukları.
 
Örneğin 16 yıllık iktidarında neredeyse turizme küme düşüren politikalarıyla gündeme gelen iktidar partisi AKP’nin; 
 
“Yeni dönemde Türkiye'nin uluslararası pazarda marka haline getirilmesini amaçladığına”bildirgesinde yer vermesi.
 
Ardından ana muhalefet partisi CHP’nin;Almanya’da kırsal hayatın yeniden canlandırmak amaçlı; köylere dönük talebi özendiren programlardan esinlendiği izlenimi uyandıran; “Her yıl 800 köyü turizm köyü ilan edecek ve köy turizmi altyapısınıgeliştireceğiz.5 yılda en az 4 bin turizm köyünde en az 40 bin oda inşa edeceğiz. Her yıl olanağı olmayan 100 bin aileye 5 Bin TL yurtiçi turizm çeki desteği vereceğiz..”İfadeli açıklamaları.
 
İYİ Parti de ilk kez katılacağı bu seçimleri kazanırsa;” Türkiye'yi turist sayısı ve turizm gelirleri bakımından dünyada ilk 5 ülke arasına sokacağız. 5 yıl sonunda yıllık 45 milyar $ turizm geliri elde edeceğiz,”diyerek; iddiasını ortaya koyuyor.
 
Doğrusu bu üç partinin; turizmin Dünyadaki genel eğilimlerini araştırarak, Türkiye’de yapılan yanlış uygulamalar yerine, doğrularını önerdiklerini söylemek güç. 
 
Eskinin turizm haftalarındaki yaygın söylemlerin etkisiyle, Türkiye’nin bu en önemli sektörünü, yeterince ciddiye almadıkları anlaşılıyor. Böyle olmasa ülke nüfusunun yarısı –bazıları neredeyse tamamına yakınını- kadar turisti ülkeye getireceklerini söylerken, bunu nasıl yapacaklarını da açıklama gereği duyarlardı.
 
Üç partinin bildirgelerinde; artışın nasıl sağlanacağı, vaad edilen yatırımların hangi kaynaklarla gerçekleştirileceğini açıklayan bölüm yok.
 
Sayısal teknolojinin etkisiyle gelişen “Yeni Kuşak Turizm” yapılanması, sosyo-ekonomik açıdan eskiye göre farklı kategorilerde değerlendirilen, yeni tüketici gruplarının beğeni ve talepleri arasındaki ilişkinin Türk Turizm Sektörü tarafından nasıl yönetileceğini öneren bölümler, üç partinin de bildirgelerinde yer bulamamış.
 
Özellikle digital devrim adı verilen bir süreci hızla yaşamaya başlayan Dünya Turizm’inin, mobil teknoloji, hizmet üreten işletmelerin niteliklerinin uluslararası standartlarda olmasının nasıl sağlanacağı iktidar adayı partilerimizin gündeminde yer bulamamış.
 
Özellikle Kıyı Bölgelerinde turizmin en fazla geliştiği kentlerin yerel yönetimlerinde iktidar olan CHP’nin, Dünya’daki bu gelişmeyi fark etmemiş gibi davranmasını anlamak zor.
 
İşin bu yanı uzmanlık istiyor diyelim.
 
Ama gelin görün ki, hiç olmazsa muhalefet partileri; her türlü yasaklamanın, örneğin içkili lokantaları kırmızı noktalı bölgelere taşımaya kalkışmanın karşısında olacaklarını söyleyebilirlerdi. 
 
Zamanında yeterince muhalefet edebilselerdi, belki de Başbakan B. Yıldırım ’ın İstanbul’da plaka tekelini ellerinde tutan bir avuç insanın çıkarlarını kollayan genelgesi, UBER üyesi olanlardan çok FIT Gruplara transfer yapmak zorundaki seyahat acentelerini güç duruma düşürmezdi. 
 
Doğrusunu isterseniz; bu seçim sürecinde de siyasetten turizm sektörüne dişe dokunur yaklaşım ve doğal olarak çözüm beklemek, aşırı iyimserlik gibi görünüyor..
 
 
 
 
 
 
 
 
 

04-06-2018 01:52

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar