22.07.2018
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Yazarlar - İBRAHİM ARAT
HİNDİSTAN; RENKLİ KEŞMEKEŞ

 

Hindistan, resmi adı ile Hindistan Cumhuriyeti, şu ana kadar gördüğüm, en renkli, en ilginç, en kalabalık, en fazla etnik gruba ve en fazla faklı kültüre sahip ülke. 
 
Hem bölgeler arası doğası hem de içinde barındırdığı tarihi, kültürü, yaşam biçimleri o kadar farklı ki Hintliler’in tabir ettiği gibi bir ülke değil bir kıtadır Hindistan. 
 
Zaten akademik terimlerde Hindistan alt kıtası tabirini de duyarsınız. 
 
Turizm camiasında da sık sık hedef pazar olarak gösterilen, Hint zenginlerinin düğünleri dillere destandır. 
 
Bu denli harcamanın yapıldığı düğünler ülkenin zenginliği konusunda yanlış bir algıya sebebiyet veriyor. 
 
Çünkü satın alma gücü olarak Dünya’nın 3ncü büyük ekonomisi olsa da, gelir dağılımındaki adaletsizlik konusunda en kötü ülkelerden bir tanesidir. 
 
Türkiye ile bu konuda bir benzerlik göstermektedir ya da tabiri caizse aynı ligde bulunmaktadır. 
 
Nüfusu 1.3 milyar civarında bulunan Hindistan, şu anda Çin’in ardından en kalabalık 2nci nüfusa sahip ülke iken 2020 yılında en kalabalık ülke olması beklenmektedir.
 
Nüfusu bu denli hızlı ve plansız artan bir ülkede nasıl bir gelir dağılımı adaleti beklenebilir ki?
 
Hindistan’da Çin’deki gibi bir aile planlamasını mevcut değil.
 
Mantıklarını şu diyalog çok iyi anlatıyor. 
 
Bize Delhi’yi gezdiren rehberimize Hindistan’da aile planlaması olup olmadığını soruyorum.
 
Cevap; ‘’Biz Çin gibi komünist bir ülke değiliz. Kimse demokratik bir ülkede kaç çocuk yapacağımızı söyleyemez. Hindistan demokratik bir ülke ve biz özgür insanlarız.’’
 
‘’Ey demokrasi sen nelere kadirsin?!’’ diye haykırmak geliyor içimden bir an. 
 
Farklı kültürleri kadar çok farklı dinlere de sahip bir ülke.
 
Başlıca dinler; Hinduizm, İslam, Sikh Dini, Hristiyanlık ve Budizm. Çok az da olsa Yahudi toplumlarını da görmek mümkün.
Delhi’deki ilk durağımız Sikh Tapınağı oluyor. 
 
Sikh dini bundan yaklaşık 500 yıl önce çıkmış bir dindir. 
 
Sikh tapınağı Delhi’ye giden herkesin uğrak noktası. Çünkü Sikh dini de ilginç bir kültür. 
 
İlk başlarda tırnak, saç, sakal kesmek yasak iken daha sonra tırnak kesmeye izin çıkmış ama hala saç ve sakalınızı kesemiyorsunuz.
 
Bu nedenle bütün erkeklerin başı bağlıdır.
 
Tapınağa girerken ayakkabılarınızı, her Hindu tapınağında olduğu gibi çıkarıyorsunuz yalnız burada farklı olarak bir de yıkamanız gerekiyor. 
 
Sikh dininin en etkileyen yanı ise içerisinde barındırdığı paylaşımcı ruh oldu.
 
Bizim ziyaret ettiğimiz tapınakta her gün 50 bin insan karnını doyuruyor. 
 
Hindistan’ın en büyük Sikh tapınağında ise 150 bin kişi tamamen bağışçıların desteği ve gönüllülük esasıyla karnını doyuruyor. 
Sikh tapınağından sonra Cuma Mescit’e gidiyoruz. 
 
Ve işte, Hindistan’daki Türk izleriyle buluşup, daha önce hiç duymadığım bilgilere sahip olma vakti geliyor. 
 
Cuma Mescit eski Delhi bölgesinde yer alıyor.
 
Bugünkü Hindistan’ı çok iyi özetleyen bir bölge olan Eski Delhi bölgesi Babür İmparatorluğu’nun başkenti olan şehirdir. 
 
Tarihi şehrin duvarlarının bir kısmını halen görebilirsiniz. 
 
Yeni Delhi’ye girdiğiniz zaman Red Fort (Kızıl Kale) sizi karşılıyor.
 
Girişte ‘’Rikşa’’ diye tabir edilen üç tekerlekli bisikletler ile tur yapabilirken isterseniz insan denizinde kaybolmak için yürüye de bilirsiniz. 
 
Tekrar gelelim Cuma Mescit’e.
 
Cuma Mescit Babür İmparatorlarından en bilineni olan Şah Cihan tarafından yaptırılmıştır. 
 
Burada tekrar anlıyorsunuz ki din aynı din olsa da uygulandığı bölgenin kültürüyle mutlaka farklılıklar gösterir.
 
Cuma Mescit de Hindistan’daki diğer camiler gibi kadınların girerken başını örtmek zorunda olmadığı ya da abdest alınmasının gerekmediği anlayışına sahip.
 
O dönemden kalan birçok cami gibi açık mimari şeklinde ve kapısı bulunmuyor.
 
İnsanlar ibadetten daha çok vakit geçirmek için hatta uyumak için kullanıyor. 
 
Buradaki diğer eserler; Kutub Minar, Humayun Türbesi.
 
Bu eserlerin her biri Türk İmparatorluğu olan Babür’e ait olsa da İngilizler tarafından siyasi bakış açısı ile Moğol olarak pazarlanmıştır ve halen de Moğol olarak bilinmektedir.
 
Ne yazık ki kim güçlü ise ve kim ilk çalışmaları yürüttü ise onun tezlerini silmek ya da değiştirmek çok zor. 
 
Bir de bu mirasın sahibi bizler bu konularda biraz ilgisiz davranınca yanlış algı ve bilgi belleklerde iyice yer ediyor.
 
Sömürü düzeni sadece ülkelerin ekonomik zenginliklerini değil, tarihini, kültürünü de sömürüyor. 
 
Zaten Hindistan bu kadar tarihsel zenginliğe ve kültürel derinliğe rağmen İngiliz sömürüsüne boyun eğmiş ve özgürlüğünü 1947 yılında kazanmıştır.
 
Bu özgürlük hareketinin simgesi ise Mahatma Ghandi’dir. 
 
Delhi’den daha sonra yolculuğumuz Agra’ya oluyor. 
 
Agra, Delhi’ye 215 km. mesafede Babür İmparatorluğu’nun Delhi’den önceki başkentidir.
 
Agra’da görülmesi gereken iki yapı Agra Red Fort ve tabii ki Taj Mahal.
 
Agra Red Fort Delhi ile aynı mimari yapıya sahip. 
 
İçerisindeki saray eklemeler ile Ekber Şah, Cihangir Şah ve Şah Cihan tarafından kullanılmıştır. 
 
Cihangir Şah’ın kullandığı bölümün girişinde Hinduizm için lotus çiçeği, Yahudilik için Davut Yıldızı ve İslamiyet için İslami motifler görebilirsiniz.
 
Bunun sebebi ise, üç eşine de aynı kıymeti verdiğini göstermesidir. 
 
Agra’da aynı zamanda Ekber Şah’ın türbesi ziyaret edilebilir. 
 
Burada da diğer Babür yapılarında olduğu gibi Türk anlayışı kendini yansıtıyor. 
 
Konya’ya gidin, İran’da Isfahan’a gidin daha sonra buraya gelin bütün Selçuklu yapılarındaki izleri burada da görüyorsunuz.
Hindistan’da tek fark, yapıların mavi değil kırmızı olmasıdır. 
 
Gelelim Taj Mahal’e. 
 
Taj Mahal, Şah Cihan tarafından eşi Ercümend Banu Begüm daha çok bilinen adıyla Mümtaz Mahal için yaptırılmış, yapımı 20 yılı aşkın sürede tamamlanan ve tamamen mermerden yapılmış Türk – İslam mimarisinin en önemli eserlerinden sayılan türbedir. 
Altın üçgen olarak tabir edilen Delhi, Agra, Jaipur’u tamamlamak için 235 km.’lik kara yolculuğu ile Jaipur’a geçiyoruz. 
Jaipur diğer adıyla Pink City (Pembe Şehir), işte gerçek Hindistan dedirttiriyor insana. 
 
Zaten Jaipur’da artık Babür İmparatorluğu’ndan çıkıp Hint tarihi eserleri ve maharaja olarak adlandırılan zamanın yöneticilerinin yaptırdığı eserleri görüyorsunuz.
 
Hindistan’ın küçük bir bölümünü görmemize rağmen gördüklerimizi anlatmak sayfalarca sürer.
 
Burada anlatılanları sadece bir girizgah olarak kabul edip, araştırmalar ile Hindistan denizinde kaybolabilirsiniz. 
 

16-05-2018 09:43

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar