21.02.2018
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - KAYHAN TANER ÖZEN
1 Yorum | Yorumlar
KONYAALTI PLAJI

 

 

Antalya 12 milyonu dış hatlardan 4 milyonu da iç hatlar ve karayoluyla gelen yaklaşık 16 milyona kadar tatil turistini her sene ağırlar. Dünya’nın tatil turizminden %1,5-2 payı tek başına alır ve bu durum Antalya’yı Dünya tatil başkenti yapar.
 
Falez kayalıklarının üzerine kurulan kentin bir yanında pudra gibi kumuyla ünlü Lara plajları, diğer yanında da rengarenk çakıl taşlarından oluşan kumuyla Konyaaltı Plajı uzanır. Kayalıklardan denize girmeyi sevenlere ise 20 km’ye varan şelalesi, mağarası dahil her türlü doğal oluşumun olduğu muhteşem seçenekler vardır. 
 
Adını, hemen Falezlerin bitimiyle başlamasından dolayı, “koy altı” olarak isimlendirilmesinin yerel lehçede Konyaaltı olarak dönüşmesinden alan plaj (Konya ile alakası yoktur), batısındaki muhteşem Bey Dağları manzarası, 2 ırmağı ve bir deresi, merkezde iriden başlayıp Batıya gittikçe incelen çakıl taşlarından oluşan geniş alanı ile turistlere göre Lara’dan da meşhurdur. Özellikle dağsız Kuzey ülkelerinden gelen turistler için büyüleyicidir.
 
Dağlardan gelen kaynak suları sayesinde Lara’ya göre serindir de. Temmuz-Ağustos’ta en azından kaynamaz, serinletir. Klimanın olmadığı zamanlarda yaylası olmayan Antalya sakinleri burada derme çatma obalar kurar ve bütün yazı çoluk çocuk serin bir şekilde geçirirdi. Hala, aşırı sıcaklarda, oba kuramasalar da Antalyalılar plaja gelip bütün geceyi doğal serinlikle geçirmeyi sürdürmektedirler.
 
Öğleden sonra dalgalanan deniz Konyaaltı’nda ince kum olmadığından Lara gibi suyu bulandırmaz, berraktır. Sabahları ise ayağınızı sokmaya kıyamazsınız, güzelliği bozulacak diye. Türkiye’nin 5. Büyük şehrinin merkezinde, evinizden yürüyerek gelip girdiğiniz böyle bir deniz bugünün Dünyasında bir hazinedir.
 
Hazineyi de insanlar sever. Kolay paradır. Konyaaltı plajı son yıllarda hazine olmasının cezasını çekmektedir ve daha fazla da çekecek gibi görünmektedir. Çünkü altın yumurtlayan tavuk olmuştur.
 
Antalya’yı 1986 da ilk kez gördüğümde şehir Müze’de biterdi. Plajdan denize girecekseniz varyantlardan aşağı yürümeniz gerekirdi. 1990’ların ortalarına kadar Falez ve Sheraton’un plajı hariç sadece Erdem Otelin önünden denize girilirdi. Tek servis buradaydı ve plaja girmek 10 Lira bedel karşılığındaydı. Geceleyin Konyaaltı karanlığa gömülür sadece Sanyo Köftecisinin orada birkaç lambanın ışığı olurdu. Antalya’nın büyüyen turizmi şehrin nüfusunu 130 Binden, 1.750 Binlere çıkarırken Konyaaltı plajlarının arkasında kalan yerleşim alanlarını da müstakil bir belediyeye dönüştürdü. Bölge tamamen binalarla doldu. 
 
Kıyıda konaklama ve diğer turizm tesisi yatırımlarına talep de artınca yeni tesis yapılabilecek çok az boş parsel kaldı.
 
İhale ile bir şirkete verilen plaj tesislerinin yüksek gelirler getirdiği ortaya çıkınca, ihale süresinin dolmasından sonra yenilenmesi problemli olmuştur. Son 3 sezondur plajlar Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen kısıtlı hizmetle kullanıma sunulmuştur. 2017 sezonunda bazı plajlar ihale edilmiş ve hizmet kalitesi artmıştır. 2018 için Belediye (yatırımcı bulunamadığından) Konyaaltı
Plajlarını düzenleme yatırımlarına başlamıştır. Bu yatırımlarla plaj herkesin arzuladığı hizmet kalitesine ulaşacaktır.
 
Konyaaltı’nda da denize ilk parseller turizm sektörüne ayrılmış durumdadır. Fakat bu deniz cepheli parseller arkadaki parselleri kapatmış, ancak ilk sıra yüksek getiri getirebilecek tesislerin inşasına olanak vermiştir. Konyaaltı’nın imarı belediye tarafından yapılmıştır. Bugün Kültür Parkı ve Meltem Mahallesini de kapsayan, kamu alanlarının olduğu bölgeyi ise Turizm Bakanlığı (Bankası ile) planlamıştır. Keşke Bakanlık zamanında bu bölgeyi de planlayabilseydi. U şeklinde adalar oluşturulabilir, böylece deniz manzaralı, turizm yatırımı yapılabilecek mevcudun 3 katı parsel ortaya çıkarılabilirdi. Fakat olmadı. İkinci sıradan itibaren bu değerli plajın arka bandı ekonomiye bir getirisi olmayan konutlarla doldu.
 
Belediye binası da denize ilk parsel olan, otel olarak kullanılabilecek bir yere yapıldı. Elbette Konyaaltı’na denize sıfır dev gibi bir belediye binası yakışır. Fakat bu bina mahalle içinde oluşturulacak bir meydanın yanına da yapılabilirdi. Ekonomimiz 1000 yataklı 5*’lı bir otelin gelirinden mahrum kalmazdı.
 
İlk banda apart otel olarak yapılan Club Erdoğan, Lal Sitesi, Gizem Sitesi gibi yapılar da konut olarak kullanılmaya başlandı. Şimdi ise Liman Mahallesindeki parseller konut yapılmaktadır. Eski Petrol Ofisinin yeri konut olarak projelendirilmiştir. Otel yapıldığında yüzlerce yıl ekonomiye girdi sağlayacak, istihdam yaratacak son derece değerli ve kıt olan bu yerler niçin sahipleri tarafından konut yapılıp satılmak istenmektedir? Halbuki kamu yararı denize sıfır ya da çok yakın parsellerin ticari olarak değerlendirilmelerini gerektirmektedir.
 
Yatırımcıların bu tercihini basit rakamlara dökerek açıklamak istersek;
 
Beş yıldızlı bir otelde yatak başına ortalama olarak 55 m2 inşaat yapmak gereklidir. M2 başına maliyet ise 3250 TL civarı olacaktır. Arsa sahibi bir 5* otel yaptığında arsasına 180.000.000 TL yatırım yapması gerekir.
 
Konyaaltı’nda bu kapasitede bir 5* otel ise yüksek sezonda yatak başı her şey dahil KDV hariç 275 TL fiyatla satış yapar ve her şey dahil geceleme maliyeti de 125 TL civarı olur.
 
Yüksek sezonda 15 Milyon TL diğer sezonlarda 7,5 Milyon TL olmak üzere 22,5 Milyon TL net işletme karı elde eder. Tesis arsa hariç kendini 8 yılda geri öder. Elbette bu rakamlar bugünkü piyasa koşullarında ortalama tahminlerdir. Tesise ve işletmeye göre değişir.
 
Bina yapılıp daireler satıldığında ise;
 
55.000 m2 inşaat yapılacak demektir. İnşaat maliyeti m2 başına 1500 TL olarak hesaplandığında ortaya 82,5 Milyon TL yatırım maliyeti çıkmaktadır. Satış fiyatları bu bölgede denize sıfır daireler için m2 başına 15.000 TL olacağı hesaplanmaktadır. Satıcılar daha fazla rakam istemekle beraber (30.000TL) oluşacak fiyatın daha düşük olması beklenmektedir. Bu durumda 15.000 TL m2 x 55.000 m2 = 825.000.000 TL hasılat ortaya çıkmaktadır.
 
Üstelik bu proje iki yılda bitirilip satılabilir. Para dövize çevrilip mevduata yatırıldığında %3-4 faiz geliri elde eder. Bu rakam bile otelin gelirinden fazladır. Üstelik otel beş yılda bir mefruşat yatırımı ister 12 yılda bir ise komple modernizasyon yatırımı ister. İnşaat yapıp parayı cebine koyan yatırımcının ise tek kaygısı alacağı faiz ve yabancı paranın enflasyon riskidir.
 
Bu durumda yatırımcıların Konyaaltı’na konut baskısı yapmaları kaçınılmazdır. Kamunun kaybı ise yapılmayan otelden yıllık 5 Milyon € döviz kaybı ile ortaya çıkmayan 500 istihdamdır. Elbette toplanabilecek KDV, ÖTV, Gelir ve Kurumlar vergileri de olmayacak ya da çok az olacaktır. Ancak bankada yatan paranın faizinden %10 stopaj kesilecektir.
 

19-01-2018 12:00

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
21-01-2018 10:56
Telekkürler
O kadar harika ve anlaşılır anlatmışsınızki. Sanki Konyaaltı plajlarının ve ilçenin derdine derman gibi olmuş. Yüreğinize, elinize, gönlünüze sağlık.
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.