19.01.2018
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - KAYHAN TANER ÖZEN
KOMŞU ÜLKELERDEKİ POLİTİK GELİŞMELERİN TÜRK TURİZMİNE BASKISI

 

Türk Uluslararası Turizminin son yıllardaki gerilemesinin ve tekrar toparlanamamasının sebebinin bölgemizde yaşanan dış politik
gelişmeler olduğu ortadadır. Irak ve Suriye’de yaşanan değişimlerin yarattığı çatışmalar turizm faaliyetlerine sekte vurmaktadır.
 
Ayrıca bu ülkelerdeki çatışmaların geri planında yer alan güçlerin mücadelesi de dönüp dolaşıp Türkiye’yi etkilemekte ve elbette Türkiye’nin en önemli sektörü olan Uluslararası Turizm Sektörünü hedef tahtasına koymaktadır.
 
Uluslararası arenada gücü yeten aktörler de bu yeni uluslararası dış politika silahı olan turizmi kullanmaktan geri kalmamaktadırlar.
 
Bölgemizde yaşanan çatışmaların temelinde yer alan etkenlerin başında Amerika Birleşik Devletlerinin güttüğü dış politika gelmektedir. Son olay Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak ABD tarafından tanınması adımı, bir önceki ise Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurmak için yapılan referandumdur.
 
ABD dış politikasının niçin böyle sorunlar ürettiğini anlamak için bu ülkenin dış politika tarihine bir baktığımızda ABD halkının iyilikseverliği neticesinde atılmış birçok dış politika adımı görürüz.
 
Bunlardan ilki 1820’li yıllarda Başkan James Monroe zamanında Afrika’da Amerikan siyahi halkı için kurulan bir devlet olan Liberya’dır. Adı liberty (özgürlük) kelimesinden türetilen bu devlet ile ABD de yaşan zencilere ve diğer siyahi kölelere anavatanlarına döndürme iyiliği yapılmak istenmiştir.
 
Başkan Monroe’nun bu iyiliğine karşılık yeni devletin başkentinin adı Monrovia koyulmuştur. Beklendiği gibi bu iyilik karşılık bulmamış ve ABD siyahi halkı buraya göç etmemiştir. Afrika Boynuzu denilen bölgede yer alan bu devlet uzun süre darbelerle çatışmalarla anılmıştır. Bir takım münafık düşünürler ise bu girişimin ABD deki zencilerden kurtulmak için yapılan ırkçı bir girişim olduğunu söylemişlerdir.
 
Fakat ABD dış politikası benzer iyilik faaliyetlerine devam etmiştir. Bunlardan biri de Avrupalı soydaşları ile Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni halka yaptığı hizmetlerdir. Okullar açarak ve başka sosyal yardımlarda bulunarak yaklaştıkları Osmanlı Hanedanının Kavmi Sadık olarak adlandırdığı Ortodoks Ermeni halka bir yandan Protestanlık propagandası yaparken bir yandan da ırkçı milliyetçilik fikirlerini aşılamışlardır.
 
Nitekim bu faaliyetler Ermeni halkı nezdinde sonuç vermiş ve 500 yıldır altında yaşadıkları, el üstünde tutulup kaymağını yedikleri devlete karşı isyan etmişler ve bin yıldır birlikte yaşadıkları Türk halkını ise durup dururken düşman bellemişlerdir. Üstelik ilk önce bu harekete karşı çıkan Ermeni aydınlarını katletmişler, sonra devlete karşı eyleme geçmişlerdir.
 
Sonuç olarak Ermeni Halkı Osmanlı’daki Alman paşaların da yönlendirmesi ile sürgüne uğramış ve yerinden yurdundan olmuştur. Bugün geriye bir avuç Ermenistan kalmıştır ve bu devlet yine de uluslararası güçlerin elinde oynamaya, çatışmalara sebep olmaya devam etmektedir.
 
İsrail devletinin kuruluşu da ABD halkının yersiz yurtsuz kalan, akrabaları tarafından uygulanan katliamlara maruz kalan Yahudi Halkına bir iyilik yapmak isteğinden doğmuştur. Yapılan bu iyilikle ABD’de yaşayan Yahudi ahalinin kendi devletine göç edip mutlu mesut yaşaması hedeflenmiştir. Kurulacak İsrail için önce insan bakımından boş olan Arjantin platolarında bir yer bakılmış, olmamış. Afrika’da bulunan yine boş yerler beğenilmemiştir.
 
Sonuçta boş olamayan Filistin’de bu devlet zorlama ile kurulmuş ve nihayetinde tarihte birbiriyle neredeyse hiçbir problemi olmayan iki Müslüman ve Yahudi halkı karşı karşıya getirilmiştir. Maalesef bölgedeki huzursuzluklar, adaletsizlikler ve sonucunda ortaya çıkan terör ve savaşlar hiç bitmemiş, Ortadoğu denen bu bölge neredeyse 100 yıldır savaşlarla anılır olmuştur. Yine bazı münafık çevrelere göre İsrail’in kurulması Protestan Anglo-Sakson ırkçılığının bir sonucudur ve amaç Yahudi Halkına hizmet değil istenmeyen iki dinin mensuplarının birbirine düşürülmesidir.
 
Yine iyiliksever ABD dış politikası Kürt halkı için de devreye girmiştir ve Saddam’ın katliamlarına ve Esad’ın mezalimine karşı Kürt halkına her türlü yardıma başlamıştır. Fakat Kürt kökenli ahali sadece bu ülkelerde yaşamamakta ayrıca İran ve Türkiye’de de bulunmaktadır.
 
Kuzey Irak’ta başlayacak devletleşme sürecinin dört ülke içinde sorunlar yaratacağı ve yıllar sürecek uyuşmazlıklara ve çatışmalara yol açacağı bugünden öngörülmektedir. İşte bu sebeple Kuzey Irak’ta yapılan referandum bölge devletlerinin tepkisini çekmiştir.
 
Bu arada ABD dış politikasının uzak diyar Arakan’daki Müslümanlara uğradıkları baskılar karşısında iyilikle yardım ettiğini de unutmamak lazım.
 
Bu konuda Myanmar (Burma) devletine karşı en etkin mücadeleyi ABD vermektedir. Yine muhalif düşünürler ABD’nin Arakan Müslümanlarına desteği güçlenen Çin’i baskılamak için verdiğini söylemektedirler.
 
Türk Uluslararası Turizmi işte bu coğrafyada; kuzeyinde, güneyinde ve doğusunda süren çatışmalar arasında iş yapmaya çalışmaktadır. Üstelik en büyük pazarları Avrupa Birliği üyesi devletler ve en ciddi rakipleri de yine Avrupa Birliği üyesi İspanya, Yunanistan, İtalya ve Fransa’dır. 
 
Türk Turizminin bulunduğu durumdan çıkışının yolu ise elbette bölgede sağlanacak barıştan geçmektedir. Silahlı çatışmaların olduğu bir ortamda kitle turizminin gelişmesi düşünülemez. Türk Dış Politikası ülkenin en büyük gelir kaynağı olan turizm sektörün beklentilerine göre yapılandırılmalıdır. Geçmişte kurulan Sadabat Paktı, Bağdat Paktı gibi bölgesel ittifakların kurulup, ortak sorunlara karşı işbirliğine gidilmesi çok önemlidir.
 
Turizm için güçlü, lobi yapabilecek bir bölgesel örgüt kurulmalıdır. 
 
En önemli konu ise bölgesel çatışmalara yol açan ayrılıkçı fikirlerle mücadele etmektir. İki örneğin üzerinde durup, bölge halkına propagandasını yapmak fayda sağlayacaktır. İlki Avrupa Birliğidir.
 
Birbirine düşman devletlerin yaşadıkları iki büyük savaştan sonra kurulan düzen bugün 25 devleti ve neredeyse tüm kıtayı içine alan bir barış, refah ve güven adası oluşturmuştur. İkincisi ise ABD, Kanada, Avustralya örnekleridir.
 
Çok halklı ve dinli birer devlet olan bu ülkeler oluşturdukları bir üst kimlik ve ahlak anlayışı ile huzur ve refah içinde yaşamaktadırlar. Güven sorunu da yoktur. Bizim bölgemiz de ayrışarak değil birleşerek daha iyi günleri görecektir.
 
İlginç olan konu ise Avrupa’nın ileri gelen devletleri ve ABD’nin kendi içinde birleşmeyi ön planda tutarken dış politikalarında ayrışmayı teşvik etmeleridir. 
 
 

15-12-2017 15:31

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.