13.12.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - HALİM BULUTOGLU
HÜKÜMETİN GÖLGESİNDE TURİZM
 
Turizmin nabzını tutmak için en iyi platformlardan biri, 7 yıldır her kasım sonu aralık başında yapılan Resort turizm kongreleri oluyor. 
 
Bu sene kongre 29-30 Kasım tarihlerinde Antalya Concorde Otel’de toplandı. 
 
Yine çok önemli konuşmacılar, turizmin bugünü ve geleceği üzerine değerlendirmeler yaptılar,  öngörülerde bulundular.
 
Toplantının açılış konuşmacıları arasında AKTOB Başkanı Erkan Yağcı, TÜROFED Başkanı Osman Ayık ve kongrenin ana sponsoru Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş’in yanısıra, Antalya Belediye Başkanı Türel, Antalya Valis Karaloğlu ve Kültür-Turizm Bakanı Kurtulmuş vardı. 
 
Bu yılın “Keynote speaker”ı ise, Antalya’ya 2017’de Almanya’dan, iki dev TUI ve Thomas Cook’dan daha fazla turist getirme başarısı elde eden FTI Group’un CEO’su Dietmar Gunz idi. 
 
Daha önceki yıllarda biraz farklı olsa da, son iki üç yıldır açılış konuşmaları biraz resmi ve ‘pembe’ yüzünü oluşturuyor kongrenin. Gerçek sorun ve kayda değer analizler ise, Nizamettin Şen tarafından modere edilen öğleden sonraki oturumlarda dile geliyor. 
 
Bu sene de öyle oldu.
 
Kongrenin bine yakın katılımcıları arasında ağırlığı bölgenin 4 ve 5 yıldızlı otellerinin sahip ve yöneticileri oluşturuyor. 
 
Keypad sistemiyle salonda katılımcılarla yapılan anket bu nedenle, içinde bulunulan yılın ve geleceğin nabzını ölçmede oldukça güvenilir bir araç sunuyor. 
 
Katılımcılara yine 10 soru soruldu ve yanıtlar otomatik olarak ekrana yansıtıldı.
 
Anket sonuçlarına göre katılımcılar şu değerlendirme ve öngörülerde bulundular:
 
- 2017’de Antalya otellerinin (ağırlıkla 4-5 yıldızlı oteller diye okumak lazım) yarıya yakınında  doluluk 2016’ya göre  %15 ve üzeri, %20’sinde de %10 artmıştı. Aynı kaldı ya da azaldı diyenlerin oranı da %15’e yakındı.
 
- Gelirler önemli bir kalemdi. Çünkü fiyatlar düşürülmüştü. Bu soruya yanıt verenlerin %46’sı, geçen yıla göre gelirlerinin %10 ve üzerinde arttığını söylerken, geçen yılla aynı kaldı ya da azaldı diyenler bu kez %27’yi buluyordu.
 
 
- Otellerin kar-zarar tablosunu etkileyen önemli diğer kalem ise maliyetlerdi ve bu soruya verilen yanıtlar oldukça düşündürücüydü. Otellerde maliyet artışının enflasyonun epeyce üzerine çıktığı anlaşılıyordu. Artış %15’lerdeydi. 
 
- 2017’te turizmi etkileyen en önemli sorun,  katılımcılar tarafından açık ara “dış politika” olarak tanımlanıyordu. Geçen sene de hemen hemen aynı karşılık verilmişti. 
 
 
- 2018’de turizm için en önemli risk ise, “bölgemizdeki siyasi gelişmeler” olarak değerlendirilmekteydi. Güvenlik endişesi çok çok gerilerden geliyordu mesela.
 
- İki yıl üst üste gerileyen Avrupa pazarı için iyimser bir beklenti bulunmaktaydı. Katılımcıların tamamına yakını Avrupa pazarından girişlerin artacağına inanıyordu. Ve bağlı olarak katılımcıların yine tamamına yakını 2018’in 2017’den daha iyi olacağını beklemekteydi.
 
 
- Krizle dolu geçen son iki yılın yükü işletmeler tarafından nasıl sırtlandı sorusunun yanıtı ise, kredi kullanımı ile ilgili anket sorusunda karşılığını bulmuştu. İşletmelerin %70’e yakını ya yeni kredi almış, ya da kredilerini yapılandırmıştı. (Kredi ana para ve faizini ötelemiş)
 
- İç pazar bu yıl kongrenin odak konularından biriydi. İlk gün yerli tur operatörleri ve büyük otel zincirleri yöneticileriyle meslek kuruluşları temsilcilerinin katıldığı yuvarlak masada, bu konu ele alınmıştı. Ankete katılanların büyük bölümü de iç turizmin başlıca kaynak pazar olduğu düşüncesindeydi ve %75’i, 2017’de iç pazara ayırdıkları kontenjanları %10-15 oranında artırmışlardı.
 
- Turizmin geleceğine yönelik en önemli ihtiyaç ise, “turizmin devlet politikası olması” ve “yapısal reformlar” olarak tanımlanıyordu, katılımcılar tarafından.
 
Turizmin geleceğine küresel bakış, kongrenin önemli başlıkları arasındaydı. 
 
Daha önceki kongrelerden birine katılan ve yaptığı sunumla dikkatleri üzerine çeken TUİ Rusya – BDT ortağı Alexei Mordashow, kongrenin yıldız konuşmacılarından biriydi ve çok dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Günümüzün tatil tüketicisinin “kişiselleştirilmiş (kişiye göre farklılaştırılmış) ürünler ya da içerik (otel diye okumak lazım)” peşinde olduğunu, pazarlama ve tanıtıma böyle yaklaşarak, çok olumlu sonuçlar aldıklarını ve gelecekte de bu alana yatırım yapacaklarını, işbirliği yaptıkları otellerle bu konuda çalıştıklarını anlattı.
 
Otellerde yapılacak yenilemeler ya da yeni otel yatırımlarında belirleyici olanın artık tur operatörlerinin istekleri değil, “tüketicilerin taleplerine göre kişiselleştirilmiş tasarım” olduğu vurgulanıyordu mesela. 
 
Yerelleşme, doğa, sürdürülebilirlik kulağa çalınan kavramlardı. Ve şimdi mass değil münferit turisti düşenme zamanı deniyordu. (MTS Globe Group yönetim kurulu başkanı Rembert Euling, Cem Kınay ve Ömer İsvan)
 
Dikkat çekici diğer notları ise şöyle sıralayabilirim:
 
İki yıl üst üste kaybedilen pazarlardan Benelux ülkeleri üzerine konuşan Tui 
Hollonda CEO’su Arjan Kers, ihtiyatlı bir iyimserlik içindeydi. 
 
FTI Group CEO’su, 2018’de Antalya’ya ek olarak Bodrum’a ağırlık vereceklerini söyledi. Bodrum Havaalanına haftada 16 uçuş planlamışlardı.  
 
TUI, Rusya 2017’de 430 bin misafir getirmişti,
 
2018’de bu sayıyı 650 bine çıkarmayı hedefliyordu.
 
Buraya kadar verdiğim bilgiler, kongrenin bir özeti gibi aslında. 
 
Gerek var mıydı? 
 
İçimde kalmasın dedim. 
 
Paylaştım.
 
Şimdi başlığa dönelim.
 
Neden “Hükümetin gölgesinde turizm” dedim.
 
Bugünlerde Türkiye’de her şey “hükümetin gölgesinde” de onun için.
 
Bunu “devletin gölgesinde” diye de okuyabilirsiniz.
 
Öyle bir gölge ki, kurtulmak mümkün değil.
 
Kurtulmak isteniyor mu diye sorarsanız, sektörün meslek kuruluşlarının yöneticilerinin böyle bir talebi olmadığını da biliyorum.
 
Sektörün kendisi de bu konuda çelişkiler içinde. Kafası karışık.
 
Anket sorularına verdikleri yanıtlardan da anlaşılıyor.
 
Turizmi iki yıldır krize sokan en önemli etkenin “dış politika” olduğunu söyler ve “bölgemizdeki siyasi gelişmeler ve hükümetin-devletin  buna refleksini” 2018’deki en önemli risk faktörü olduğunu dile getirirken, öte yandan “turizmin devlet politikası olarak kabul edilmesi” de yine aynı hazirun tarafından talep edilebiliyor.  
 
Nitekim bu çelişkiye, kongrenin Bahattin Yücel tarafından yönetilen oturumuna Hürriyet’ten Deniz Zeyrek ile birlikte katılan  Muharrem Sarıkaya (Habertürk) dikkat çekti.
 
Denebilir ki, turizmin devlet politikası olarak kabul edilmesi ve korumaya alınması, onun değişecek hükümetlerin tasarruflarından korunması açısından gerekli. 
 
Ama ülkemizde böyle olmuyor.
 
Hele bugünlerde hiç öyle olmuyor.
 
Her şey merkezden ve hatta iki dudak arasından çıkana göre yönetiliyor. Kısa vadede değişeceğine ilişkin de bir beklenti yok.
 
Ve bu durum, bu kafa karışıklığı, turizmimizin mesleki örgütlerini büyük bir acziyet ve teslimeyet içine sokuyor.
 
Ankara’dan koparılacak iki-üç taviz uğruna, büyük bir sessizlik.
Resort kongresinin resmi açılış konuşmalarına da damgasını vuran sessizlik..
 
Yazıyı bitirirken, ekranıma TÜRSAB Genel Kurulu’na Bakanlığın el koyduğu haberi düştü.
 
Kamu kurumu niteliği kazanmış turizmin tek meslek kuruluşunun içine düşürüldüğü acınası hal. Borç batağına saplanmış, ipotek kıskacındaki şirketler. “Güvenlik” nedeniyle yapılamayan (yönetim tarafından yaptırılmayan diye anlayın) genel kurul. 
 
Ve “zorunlu” olarak Bakanlığın el koyması. 
Diyeceksiniz ki, Bakanlık atayacağı kişilerle sadece genel kurulun yapılmasını sağlayacak.
 
Yani demokratik bir seçim ortamı yaratacak, hiç bir müdahalesi olmayacak.
 
Siz öyle sanın.
 
Boşuna demiyoruz, 
 
“Hükümetin gölgesinde turizm.”
 

01-12-2017 00:00

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.