22.11.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - BAHATTİN YÜCEL
2 Yorum | Yorumlar
MÜSLÜMAN DOSTU HELAL TURİZM

 

 
Ankara’da toplanan 3. Turizm Şurası’nda gündemi ve  yankılarını medyadan izlerken, 15 yıl önce AKP’nin seçimleri kazandığı günlere geri döndüm.
 
Seçimlerden sonra kurulan ilk AKP Hükumetini, Sayın Cumhurbaşkanı Partisinin genel merkezinden yönetiyordu. 
 
Rahmetli Ferit Epikmen ve Başaran Ulusoy ile birlikte AKP genel merkezindeki toplantı odasında, Erdoğan ve  danışmanlarına, turizm sektörünün güncel sorunlarını anlatıyorduk.
 
Bir ara söz alan İstanbul Eski MV -şimdiki Tokyo B.Elçimiz- Murat Mercan; İslam ülkelerinden Türkiye’ye yönelik talebi canlandırmak amacıyla, Helal Turizm konusunda önceden başlatılmış bir çalışma var mı, diye sordu. 
 
Niyet okuma alışkanlığım hiç yoktur ama Mercan’ın; soru sormadan önce, Sayın Erdoğan’a anlattıklarımı çok dikkatle dinlediğini farketmiştim.
 
Yüzündeki ifadeden hedeflediğimiz turist profilinin; Batılı tüketicilerin alışkanlıklarına göre tasarlanmış bir yapılanmaya dayalı olduğuna ilişkin değerlendirmemin, fazla  hoşuna gitmediğini sezinliyordum.
 
Muhafazakar gelenekten gelen bu yeni Milletvekilimizin, onaylamadığı bir turizm modelinin; daha önce aynı çizgiden bir siyasetçi- T.Özal- eliyle yürürlüğe sokularak, başarıya ulaşmasını desteklemesini –elbette- beklemiyordum.
 
Bu sırada uçuş uzaklıklarına göre hedef pazarlardaki talep profilini tanımlamayı sürdürüyordum. Mercan’ın sözümü keserek, bana soru yöneltmesini tepki vermeden izleyen Erdoğan, Mercan’ın bir kez daha söze girmek istediğini sezince; ona dönerek “bir dakika dinleyelim” dedi.
 
Yukarıdaki konuşmayı Ankara’da toplanan Şura’dan en fazla akılda konunun; “helal turizm” olduğuna ilişkin haber ve yorumları okurken anımsadım.
 
Keşke sektörün tek derdi bu olsaydı.
 
Hemen bir Müslüman Dostu Turizm kampanyası düzenler, kayıplarımızı karşılardık, diye aklımdan geçirdim.
 
Ama ne var ki, -eskilerin deyimiyle- kazın ayağı hiç de öyle değildi.
 
Türkiye’nin sahip olduğu tarihsel ve arkeolojik değerler, ülkeyi Müslümanlardan çok diğer tek tanrılı –hatta pagan dönemi- inançlarına uygun bir çekim merkezi yapıyordu.
 
Batılıların son iki yüzyıllık süreçte, “ötekiler” arasında ilk sırada saydığı Osmanlı topraklarında, kendi geçmişinin izlerini sürer gibi yaparak, ekonomi-politik yayılmacılığının alt yapısını hazırladığı dönemlerden kalma bir alışkanlıkları bu.
 
Örnek verelim.
 
Anadolu bir yanıyla Efes’ten Tarsus’a kadar uzanan yay içinde Katolik Dünyasının ilgisini çekerken, öte yanıyla antik çağ mitolojilerinin esin kaynağı bir coğrafyada, eşi bulunmayan sunak ve tapınaklarıyla,  görenleri tarihin başlangıç noktasında olduklarına inandıracak kadar etkileyici.
 
Örneğin Çatalhöyük ve son dönemin en etkileyici buluntularının yer aldığı Göbeklitepe.
 
Anadolu’yu, bütün inançların merkezine oturtacak bir tanıtım ve pazarlama stratejisini oluşturmak yerine, bu kriz döneminde Müslüman Dostu referanslarla tanıtmaya çalışmanın, sektöre olumlu katkılar yapacağını beklemenin mantıkla bağdaşır yanı yoktur.
 
Bu yazıyı 15 yıl önceki konuşmamızda Sevgili Mercan’a verdiğim yanıttan aklımızda kalanlarla sonlandıralım.
 
“Türkiye’de Turizmcilerin ortak paydaları;  konuklarını başlarının tacı etmektir.” Onların milliyet ve inançları hiç fark etmez. Ekonomik durumları ise sadece alacakları hizmetin türünü belirler.Kaldı ki, Arap ülkelerinden gelen konuklarımız, bu ülkeye  dini vecibelerini eksiksiz yerine getirmek, evlerinden uzakta da olsa İslamı yaşamak amacıyla gelmezler.” 
 
Bu hayat tarzını koca bir yıl yeterince sürdürdüklerine inandıkları için, Türkiye’ye; özgür ve rahatça yaşamak, bu ülkenin demokratik havasını solumak amacıyla gelirler. Hepimiz gibi onlar da;  buradaki yiyeceklerinin ve içeceklerinin kendilerini rahatsız edecek biçimde hazırlanmadığını çok iyi bilirler.
 
Ve ülkelerindeki hayat tarzına yapılan aşırı müdahalelerden uzak diledkleri gibi vakit geçirmek için.
 
Anlaşılan bu konuşmamızın üzerinden geçen 15 yılda, bazılarımızın düşünceleri aynı kalmış.  
 
Değişen sadece siyasal hatalarımız yüzünden, ülkemize gelen turistlerin profili. 
 
Bir zamanların yıldız ülkesi; kayıplarını, Müslüman Dostu Turizm ile karşılayacak sanılıyor.  
 
Sanki düşmanmış gibi..
 
Asıl şaşırtıcı olan bu değil.. 
 
Şura’da sektörü temsil eden kuruluşların bu tanımlar karşısındaki sessizlikleri.
 
Turizmin haramı olmaz..
 
Ama bu duruma seslerini çıkarmayanlara gerçekten Helal Olsun.
 
 
 

03-11-2017 12:00

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
adilakbaşoğlu
14-11-2017 17:53
zor günler
pohpohlamayı sevmem bilirsiniz ama tam da düşündüklerimi ifade etmişsiniz
05-11-2017 08:03
MESAFE
Turizmci İslamiyet dahil bütün İnançlara karşı eşit mesafede durmalıdır!...
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.