22.11.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - İBRAHİM ARAT
1 Yorum | Yorumlar
KAHROLSUN BİZANS MANTIĞI İLE TURİZM

 

Türkiye, artık öyle bir atmosferin içerisine girdi ki haritayı açıp baktığınız zaman dostumuz diyebileceğimiz ülkelerin sayısı bir elin parmaklarını dahi geçmez.
 
Bu durum, bir turizm ülkesi iddiasında bulunabilecek bir ülkenin yaşayabileceği bir zıtlıktır.
 
Dünya’da birbiri ile sorunu olmayan herhangi iki komşu yoktur.
 
Tarihten gelen sebeplerle veya bölgesel çıkar çatışması nedeniyle bu çatışmaların yaşanması normaldir.
 
Ancak bulunduğumuz bölgenin bin yıllardır halen paylaşılamamış olması bizim durumumuzu bir nebze daha zor kılıyor.
 
Bu paylaşım sorunu bölgenin kaynaklarından ileri gelirken, turizm varlığı olarak bakıldığı zaman, sahip olduğu tarihi ve kültürel mirası ile hakimi olan ülkeye de bir o kadar avantaj sağlaması gerekiyor.
 
Anadolu ve çevresine baktığımız zaman tarih öncesi dönemlerden, Sümerlere, Pers İmparatorluğuna, Yunan şehir devletlerine,
Büyük Roma İmparatorluğu’na ardından Bizans’a ait birikimler görülüyor.
 
Bu birikime yurt olduğu dönemden bugüne kadar da bizim katkımız oluyor. 
 
Bu birikimi ile Anadolu denildiği zaman milletler ve medeniyetler üstü bir kültür söz konusudur.
 
Hem Türkiye’deki turizmin tekdüzeliğinden dem vuruyoruz hem de bu Dünya mirasının üzerinde oturmamıza rağmen maalesef ki bunu kullanamıyoruz.
 
Kullanamadığımız gibi bu birikimin aksi icraat içerisindeyiz. 
 
Aslında tek düze olan turizm anlayışımız değil, hayat anlayışımız olmuş vaziyette.
 
Bunun yansıması olarak bizim algımızda Türk tarihi sadece Osmanlı dönemi ile kısıtlı.
 
Okutulan ve en iyi (!) bilinen dönem olmasına rağmen, hiç birimiz kabullenmek istemese de Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük amacı ikinci Roma olmaktı.
 
Çünkü Roma Antik Yunan’ın açtığı yolda üzerine koyarak ilerleyen ve şu anki modern dünyanın oluşumunu sağlayan, bir milletten, bir dinden çok daha fazlası demektir.
 
Aynı Osmanlı’nın üç cihanda onlarca farklı etnik gruptan insanı, adaleti ile yönetip ortaya çıkardığı imparatorluk kültürü gibi.
 
Bu nedenle bizim gibi büyük bir imparatorluk mirasına sahip topraklarda ne milliyetçilik, ne dini ne etnik ayrışma olmamalıdır.
 
Olduğu zaman maalesef ki hala bugüne kadar devam eden kaostan kurtuluşumuz olmaz.
 
Türkiye’de öyle bir güruh ortaya çıktı ki, Türk tarihinin binlerce yıl öncesine gittiğini iddia edip aynı zamanda Türklerin önceki dinlerini, örf adetlerini yok sayıyorlar. 
 
Belki de bu nedenledir ki, bize göre Türk tarihi ve bütün tarih öğretimimiz sadece Osmanlı ile kısıtlıdır.
 
Ve Osmanlı tarihi de tabi ki savaşlarla hem de en büyük düşmanımız Doğu Roma yani Bizans ile olan savaşlarla anlatılıyor.
 
Bu savaşların tek nedeni ise bize öğretildiği kadarı ile İslamiyet ve Hıristiyanlık çatışması.
 
Ancak, Türklerin Avrupa ile çatışmaları İslamiyet’in ortaya çıkmasından dahi öncesine dayanıyor. 
 
Daha 4ncü yüzyılda Batı Hun İmparatorluğu bugünkü Avrupa’nın oluşmasının ana sebebidir. 
 
Aynı zamanda Roma’nın ikiye ayrılarak sonunun gelmesinin yolunu açan da Attila’dır.
 
Bütün bunlar olur iken İslamiyet henüz ortaya çıkmamıştı bile. 
 
Yine Türklerin Anadolu’ya girişini simgeleyen Malazgirt’te Alparslan’ın hiç de İslamiyet’i yayma amacıyla tekfura saldırdığı söylenemez.
 
İskender’in, Attila’nın, Cengiz Han’ın, Mete Han’ın, Napolyon’un, Fatih’in, Sezar’ın tek bir amacı vardı.
 
O da imparatorluklarını ayakta tutabilmek.
 
O dönemlerde imparatorluğu ayakta tutabilmenin yolu ise mümkün olduğu kadar kaynaklara sahip olmaktan geçiyordu.
 
Bunun tek yolu ise fetihlerle daha fazla toprak, altın ve insana sahip olmaktı.
 
Ancak bugün değişen dünyada, artık insanoğlu olduğu yerde her türlü kaynağa ulaşabiliyor.
 
Tabi ki bu ülkelerin zenginliği kadar mümkün olabiliyor. 
 
Zenginliğin yolu ise düşünmeden, üretmeden, çağa ayak uydurup ona göre gelişmeleri takip etmekten geçiyor.
 
Artık dinler arası savaş Cüneyt Arkın filmlerinde kaldı. 
 
Günümüzde savaşlar daha çok ekonomik, enerjiye ulaşmakla, pazara sahip olmakla alakalı.
 
Ama halen bize Avrupa ile olan çatışmanın Avrupa’nın İslamiyet ve Türk düşmanlığı yüzünden olduğu masalları anlatılıyor.
 
Madem Avrupa İslamiyet’e karşı ve hiçbir Müslüman’ı topraklarında görmek istemiyor neden Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelere vize muafiyeti veriyor.
 
Cevabı gayet basit. 
 
Çünkü Arap turistlerden gelir elde etmeyi hedefliyor.
 
Günümüzde halen bazı şeyleri din adı altında yapmak ya da bazı şeyleri gizlemek için dini kullanmak tekdüzeliğin, çağın gerisinde kalmanın en büyük göstergesidir.
 
Turizmdeki sorunların başlıca sebebi de budur.
 
Çok şikayet edilen, bütün sorunların ana kaynağı (!) herşey dahil bu tekdüzeliğin bir sonucudur, yeni hedef olarak Arap pazarını göstermek de.
 
Türk turizmindeki sorunun çözümü olanın yerine yenisi getirmek değildir. 
 
Çözüm olanın üzerine yeni bir şeyler koymaktır. 
 
Bunun tek yolu ise, önce kendi içimizde farklılıklarımızla yüzleşip barışmak, sonrasında üzerinde oturduğumuz onlarca medeniyetten aldığımız binlerce yıllık mirasın muhteşemliğinin farkına vararak bunu kullanmaktan geçiyor.
 

19-09-2017 12:00

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
metinsert
26-09-2017 21:50
alnından opuyorum
sayin arat, yazilariniz o kadar gercekci ve guzel ki zevkle okuyorum ve yuksek bilinciniz nedeniyle sizi kutluyor alnınızdan opuyorum. keske bakanlik yetkilileri, sayin bakanimiz , birlik baskanlari , oda baskanlari da okuyabilse ve biraz olsun feyz alabilseler sizden. evet bu topraklarda yesermis buyumus , toprak altinda kalmis tum tarihi , tabii, kulturel dini ,sanatsal degerlerleri canı gonulden korumalıyız. ama maalesef koruyamiyoruz. boyle bir ulke dunyada yok ama elbirligi ile yok ediyoruz. bundan buyuk uzuntu duyuyorum saglıcakla kalın .
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.