24.11.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - BAHATTİN YÜCEL
2 Yorum | Yorumlar
YUNANİSTAN'A AKIN SÜRÜYOR

 

Geçtiğimiz yıl yaşanan düşüş nedeniyle, sektördeki her gelişme dikkatle değerlendiriliyor.
 
Seksenli yıllarda B.Avrupa pazarında geçerli talep profiline uygun şekillenen yatırımların, büyük operatörlerin egemenlik alanlarına terk edilmesiyle ortaya çıkan pazarlama anlayışı, kıyı bölgelerindeki işletmecilerin iç pazarla bağlarını çok zayıflattı. 
 
Kalıcı olduğu nihayet sektör tarafından da benimsenen son kriz sürecinde, iç pazar dinamiklerini uzun süre ihmal eden  Güney Ege’nin durumu bize kıyılardaki durumun yakın geleceğine ilişkin ipuçlarını veriyor.
 
Örneğin Muğla..
 
Türkiye’nin iki havalimanına sahip ender illerinden olan Muğla’nın, görece üstünlüğüne karşın, bu sezonda iç pazarda rahatlıkla değerlendirebileceği potansiyeli Yunanistan’a kaptırması, aslında nelerin yapılacağından çok, yapılmaması gerekenlerin somut listesi gibi.
 
Kuşkusuz ülkenin genel siyasal durumunu etkileyen, gerginlik ve benzerine ancak totaliter rejimlerde rastlanan türden yasaklamaların da etkisiyle, bu yıl Yunanistan’a gidecek gezgin ve tatilci dövizleri kaba bir hesaplamayla 1,5 Milyar Doları aşacak.
 
Üstelik yukarıdaki toplama, yanlış Dış Politika yüzünden uzun süre ciddi insani sorunlar yaşanmasına neden olan Suriye’li sığınmacıların, ülkeden çok sayıda yabancı yatçının kaçmasına yol açmalarının yüklediği kayıplar dahil değil.
 
Harcama kapasitesi yüksek, genelde deniz kıyılarında bulunmaktan hoşlanan ve eğitimli bu tüketici kitlenin, özellikle aşırı vergi yüküyle pahalılaşan içki ve yiyecek fiyatları yanında, kısıtlı özgürlük algısının etkisiyle Yunanistan’ı tercih etmeleri; nedendir bilinmez, başta Muğla olmak üzere kıyı bölgelerimizdeki yerel yönetimlerin gözlerinden kaçıyor.
 
Kuşkusuz Ankara’nın turizmle çelişen ve pazarın genel alışkanlıklarını görmezden gelen kararları ve merkezden tayin edilen yöneticilerin, kraldan çok kralcı davranışlarının da Yunanistan’a gidişte etkileri var.
 
Ama..
 
Eğri oturup, doğru konuşalım..
 
Kıyı bölgelerinde üretilen hizmetlerin, yiyecek ve içecek ünitelerinin, konaklamanın, çevre düzenlemesinin, gelişi güzel park edilen araçların, kulakları tırmalayan niteliksiz müzik yayınlarının, kötü görünümlü binaların, taklid ürün satan düzensiz çarşıların sorumlularını ne var ki, Ankara’da değil, kendilerinde aramalı kıyı belediyeleri.
 
Her tatil döneminde kendi bölgelerinden geçerek, çoğunlukla Yunan adalarında tatil yapan bu kitleyi, bölgelerine yöneltmek aslında onların ellerinde.
 
Öncelikle, sürdürülebilir nitelikli standartlara uygun hizmet verilmesini sağlayacak girişimlerde bulunabilirler.  Aslında mevcut işyerlerini halk sağlığı ve çevre değerleri açısından denetim altında tutmak onların en başta gelen görevleri arasında yer alır.
 
Kısa vadeli, kar amaçlı imar planlarını onaylamak belediyecilik değil, olsa olsa çok yakındıkları Ankara’ya -yani iktidara- özenmek anlamına gelir.
 
Oysa..
 
İzmir’den başlayarak; Ege’nin tümünde, doğal ve kültürel çevre, tarihsel ve arkeolojik zenginliklerimizin, Yunanistan’a kıyas kabul etmez ölçülerde üstün geldiğine kuşku yoktur.
 
Özellikle bu kriz döneminde yerel yönetimler, işletmecilerle el ele vererek, bu potansiyelin içe yönelmesini sağlayabilirlerdi.
 
Yapamadılar..
 

26-08-2017 03:07

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
HasanErkmen
29-08-2017 22:37
Totaliter Rejim
Benzerine ancak totaliter rejimlerde rastlanan türden yasaklamalar mı Yunanistana gidecek gezgin ve tatilci dövizleri kaba bir hesaplamayla 1,5 Milyar Doları aştıracak? Öncelikle muhalif politika okumak istesem sözcü gazetesi okurum ayrıca totaliter bir rejime benzer hareket edilse yurtdışına 1,5 milyar dolar kaptırmaz direk yurtdışı yasağı koyar!
SerdarM.BAS
27-08-2017 23:56
Sona geldik mi?
Sadece sayıya dayalı plansız kitle turizmi sonun başlangıcı idi...Mühendis patronlardan biri, Muhendis Otel genel müdürü arıyor 600 Usd x 50 milyon kişi felan diye tvsinden hesap yaptırıp 2050 yılı hedefleri felan koyup 2000 3000 yataklı tesislere tahsis alıyor ve daha daha diye koşup duruyorlardı Devlet Müteahhiti hormonlu arkadaşları ile beraber...O dönemde istikamet yönetimi kavramını telafuz etmeye çalışan bir kaç kişi vardı...küçük oteller, butik oteller, Fethiye, Marmaris özellikle Güney Egenin 3S in dışında kültür(tarih), mutfak, deniz turizmi ile karekterini kaybetmemiş kasabalar olarak otantik kalması gerektiğini ifade etmeye çalışıyor ama birileri rantı acele paylaşma telaşı ile 600x50milyon kişi hesabı ile doğamızı, tarihimizi, kültürümüzü 3S e kurban ediyorlardı ...Beyaz peynirin en kalitesizi, siyah zeytinin zehirlisi, hindi eti entrecôte tan memnun olan ve bu ve benzeri ingredients lar ile mucize yaratan dünya standartları üzerinde otelcilerimiz oldu...geri dönüşü çok zor gibi gözüküyor...uzman çoğaldı...dünya standartları üzerindeki turizmci dostlarımızı dünya standartlarına belki getirmek mümkün de...doğa,tarih, kültür uğradığı tecavüzün travmasını nasıl atlatır bilemiyorum:)))
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.