24.11.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - YILGÖR YASİN DEMİRTAŞ
DEVLET VAKIF VE DERNEKLERİ OTEL İŞLETMECİLİĞİNDEN ÇEKİLMELİ

 

Devlet bünyesinde çalışan bazı kurumlar zamanla vakıflaşıyor, dernekleşiyor ve tatil için önceleri kamp işletmeciliği açmaktaydılar.
 
Devlet kanalıyle, Türkiyenin bir çok yerinde denize sıfır  kamp alanları kurulmuştu. Bu kamp yerleri de zamanla en değerli araziler olmaya başladı. Bir süre sonra da  geliştirerek otel işletmesi olmaya başladı.
 
Son 15 yıldır genel olarak test ettiğim devlet çalışanlarının vakıf ve dernek gibi kamp düzeninden süregelip otel işletmeciliği konumuna gelen otellerin gittikçe sıkıntı olduğunu maalesef gözlemledim.  
 
Örneklerini çok gördük.  Hatta Antalyada kapatılmış atıl durumda tesisler de mevcut. İşletilemeyip, zarar eden yerler birbir kapatılıyordu.
 
Acenteler de maalesef aynı kanaattedir. Oteli satışa çıktığınızda karşınızda tecrübeli ve sektörel yönetimler göremediklerinde büyük sıkıntılar yaşamaktadır.
 
Aynı şekilde dernekler de kendi içlerinde sıkıntı yaşamaktadır.  
 
Yönetim değiştiğinde otomatik olarak işletmelerde de yönetimler değişiyor.
 
Gelen yönetim güvendikleri isimleri işletmelere atamalar yapıyor.
 
Ama bu atamalar maalesef hüsran.
 
Devlet kurumlarında müdür vasfını almış kişileri farklı yapıda kurumlara atayabiliyorlar. Her ne kadar kurum yapısı ve işlevi farklı olsa da başında müdür var mı, var…
 
Peki işin ehli mi?
 
İşte sorun burada başlıyor.
 
Devlet memurları kadrolu olarak bir kurumdan diğer kuruma rotasyon ile gönderiyorlar. Örneğin bugün bir maden kurumu müdürünü yarın, maliye ya da şeker fabrikası kurumuna atayabiliyorlar. Bir anda sektör değişiyor. İşbilgisinde daha çok memurun vasfı korunmuş oluyor. Memurların devlet bürokrasi olarak yönetimi sağlanıyor. 
 
Sizce bu doğru mu? Bence yanlış.  İşin ehline verilmesi lazım. Keşke devlet daireleri de özel sektör gibi iş kaybetme yetisiyle yönetilebilse. O zaman verim daha yüksek olur.
 
Devlet yönetiminde dahi sektörel bilgi ve tecrübeye sahip olmayan yöneticilere işin teslim edilmesi elbette devlet kurumlarının hızla özelleşmesini sağlamıştır.
 
Otel sektörüne girdiklerinde ise, bir bakmışsınız maliyeden emekli birini otel başında müdür görüyorsunuz. x
 
Sonra akrabalar, arkadaşlar içeriye dolduruluyor.
 
Müdürlük veriliyor. Hem özel sektör, hem turizm, sonuç…
 
Hüsran..
 
Her yıl zarar, devamlı cepten ödenek çıkıyor. Otel içindeki yaşamları cennet gibi, Tatilden de öte. Tüm harcamaları işletmeye ait. O kadar rahat davranıyorlar ki.
 
Normal bir otelde dahi yönetim bu kadar rahat değildir. Genel müdür teknesine varıncaya kadar otele getiriyor. Bir otel sahibinden daha rahat davranıyor. Koltuğa oturunca sanki devlet dairesindeymiş gibi herkesin ve acente müdürlerinin hayırlı olsuna gelmelerini bekliyor.
 
Peki bu zarar neden doğuyor? İş bilmemezlikten. Devlet memuru gibi düşünmekten. Bürokrasi  hantallığından, hızlı hareket edememekten, akraba ve torpillilere yer vermekten, Tecrübe eksikliği maliyetlere ciddi olarak yüksek yansıyor. Özel sektördeki bu rahat yaşam tarzlarına baktığımızda, demek ki devlet dairelerinde de bu kişiler bu kadar rahat davranıyor ve tüm harcamalarını devlete yüklemektedirler.
 
Nasıl olsa devlet dairelerinde ödenek var, gereken ne ise alınabiliyor, zarar etme endişesi yok.
 
Ama bu turizm ve özel sektöre yansıdığında, umursanmadığında, olan hem sektörümüze oluyor, hem de devletin cebinden çıkan zarara oluyor.  Turizm bu tür devlet vakıf ve dernek işletmelerinden de ciddi zarar görüyor.
 
Özellikle yurtdışına açıksa, gelen turistleri memnun edememek, doğru hizmet verememek,  bürokrasi yavaşlığının hizmete yansıması, pazarlamaya yansıması maalesef gittikçe zarar oluşturuyor.
 
Ayrıca tesis içi sadece oda değil, başka nerelerden kar gelir, yönetim sisteminde prosedürler nasıl oluşturulur. Hiyerarşi nasıl sağlanır?
 
Sistem, devlet bürokrasisine göre mi, yoksa test edilmiş otel sistemlerine göre mi kurulmalı, fikir almak diye herkese sorulup kafa karışıklığı mı olmalı?
 
Çok başlılıkta her kafadan bir ses mi çıkmalı?
 
Personel mi genel müdürü yönetmeli, yoksa Genel Müdür mü personeli yönetmeli?
 
Üstelik bürokrat mantığı deyip herkese sorup görüş alayım derken, hiç iş bilmeyen akrabalara sormak, genel müdür karşısında saygısızca koltuk yaslanma yerine oturup bacak sallayan cahillere sorduğunuzda, gerçek turizmcilerin bu durumda artık sektörü bırakacak hale gelmesi. Turizmde pratiklik önemlidir. Eğer turizm personeli, Yönetimin turizm tecrübesi olmadığını anlarsa, o zaman yanlış yönlendirilirsiniz. Ayrıca işi öğrenme gibi bir zamanınız ve lüksünüz yok. Sezon 7 ay ve bu işin şakası yok.....
Üstelik otel içinde çalışanlar genelde akraba ve arkadaş kesimi olunca, bazıları da yine torpilli olunca, zarar etmemesi içten bile değil. Çünkü iş hayatında en büyük zarar akrabadan gelir.  
 
Askeri kamplarda da durum değişti. En büyük maliyet olan personel işgücü askerler tarafından sağlanıyordu. Şimdi askerler asli görevlerine yönlendirildi. Kamplarda ise ince maliyet hesapları ile kampiçi üniteler kira sistemine geçilmeye başlandı. Bazı sendika otelleri de işletmecilere verilmeye başlandı. Çünkü bu işin böyle yürümeyeceğini anlamaya başladılar
.
Kar edenler de olabilir ama bu yanıltmasın, belki daha büyük kar gelebilir.
 
Gelecek kâr yine vakıf şeklinden dolayı  % 50 kayıplar doğurur.  
 
Bölge ve konum dolayısıyle iyi kar edebilecek yerler de zamanla vakıf sisteminde art niyetlere de açık durumdadır.
 
Ayrıca vakıf ve dernekler içinde de seçimle yönetimler değiştiği için daima kendi içlerinde de bir çekişme sözkonusudur.
 
Bir bakmışsınız yine yönetim değişmiş.
 
En büyük olumsuzluklar da bu tür vakıf işletmelerinden yansır.
 
Cevap veremeyecek konuma gelirler.
 
Çözüm; ya iş bilen bir müdür demek istiyorum ama o da zor.
 
Çünkü vakıf da kendi içinde çok seslidir.
 
Turizm tecrübesi olmayan kendi akraba ve tanıdıklarını güvendikleri gerekçesiyle göreve atarlar. Onlar da akraba doldurur.
 
Sonuç başarısızlık.
 
En iyisi işletmeyi kiralık vermektir.  
 
O zaman büyük kar ederler.  
 
Kendileri işletip zarar etmektense, yıllık kira kazancı olduğunu bilmeleri ve işletme yıpranma payını da düşünüp kardan pay ayırmaları her zaman en kazançlı olandır.
 
Ya da satıp kurtulmak.  Ama satmaktansa ehline kiraya vermek, her yıl gelir getirir ve mevcut mal kaybedilmemiş olur.
 
Emin olduğum yegane şey, devlet memuru, hiçbir zaman özel sektörde başarılı olamaz. Hele Turizm sektöründe....
 
Devlet bu olaya dokunmalı. Etrafta atıl durumda olan o kadar devlet memur ve sendika vakıf kamp ve konaklama yerleri var ki...
 
Hem de çok güzel yerlerde. Otel olarak işleyenler de adeta yolsuzluk merkezleri gibi. Ya da başarısızlık abideleri gibi. 
 
Bu önemli yerler sektöre işin ehli olan işletmecilere kazandırılırsa çok daha büyük verim alınır. Aksi taktirde eski yönetimler yolsuzluğa karışmış olsa bile yeni yönetimler de asla başarılı olamaz.
 
Eğer ısrarla işbilen ellere işletmeye verilmiyorsa, mutlaka işin içinde başka bir iş vardır şeklinde anlaşılır. Turimzci uyanıktır, konuyu çabuk anlar. Ve kenara çekilir, başarısızlığı izler.
 

24-08-2017 12:12

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.