22.11.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - SU KÜFTEOĞLU
KEŞKE DEMEMEK İÇİN

 

 
Tatilbudur.com ve BeIN İZTV işbirliği ve Hip Atölye ekibiyle keyifli bir Doğu Karadeniz seyahati yaptık.
 
Ardeşen, Çağlayan Köyü, Fırtına Deresi, Kamilet Vadisi, Mençuna Şelalesi, Karagöl, Çat Vadisi, Palovit Şelalesi, Zilkale ve Çayeli’ni kültürünü de yakından tanıyarak görme fırsatını bulduk.
 
Karadeniz’i mitolojik efsaneleri ve geçmişindeki derin izleriyle gezgin fotoğrafçı İsmail Şahinbaş’tan dinleyerek, yöresel yemeklerini tadarak, yöresel dans ve müziklerini deneyimleyerek görme fırsatını yakaladığımız için çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum.
 
Nedenlerini merak edenler ve Karadeniz’i bir Karadenizli gibi yaşamak isteyenler için gözlemlerim de var elbette.
 
Hem İsmail Şahinbaş’ın hem de rehberimiz Mustafa Bey’in anlatımıyla bölgeyi sadece doğasını görerek değil, türkülerini dinleyip halktan hikayelerini duyarak tanıdık. İkisinin de Karadenizli olması tesadüf olmasa gerek ki sadece bu çabaları dahi Tatilbudur.com ve BeIN İZTV’nin gösterdiği titizliği anlatmaya yeterlidir sanıyorum.
 
Seyahatin hakkını verebilmek için bölgeyi müziğiyle, yemeğiyle, tarihi yapılarıyla ve doğal mirasıyla bir bütün olarak görüp tanımak gerekiyor. Kuymak ve Laz böreği yemeden, kuru fasulye ve çayın tadına bakmadan, tulum ve kemençe sesini duymadan, horon oynayanları görmeden hatta mümkünse horon oynamayı öğrenmeden dönmemek lazım. Bu arada İsmail Bey ve Mustafa Bey “Horon tepilmez oynanır, horonun kutsal bir yeri vardır ve “tepmek” Karadenizlilerin kullanmadığı uydurma bir terimdir” diye bizleri uyarıyor. 
 
Karagöl’ün muhteşem manzarası, Palovit Şelalesi’nin gürül gürül akan suları adeta bir kartpostal gibi. Yalnız bu muhteşem manzarayı görmek isteyenler ellerini çabuk tutmalı! Zira rehberlerimizin anlattığı kadarıyla imar izni verilmeden önce yeşilin ve mavinin binbir tonunu görebileceğimiz Ayder yaylası bugün adeta bir mesire yeri olmuş. Peş peşe hediyelik eşyacı ve küçük kafelerin doldurduğu alanın gittikçe beton yapılarla dolmaya başladığını da yine bölgeyi avcunun içi gibi bilen rehberlerimizden öğreniyoruz. 
 
Yine dikkatimi çeken bir başka nokta da özellikle son birkaç yılda burada çekilen diziler sayesinde bölgenin giderek daha fazla turist çekmeye başlaması, turistlere hizmet vermeye çalışırken de ne yazık ki bölgenin doğal özelliklerinin yavaş yavaş kaybolmaya yüz tuttuğunu görmek. Zilkale’ye çıkarken araçlar adeta dağda trafik oluşturuyor, öyle ki tecrübeli rehberlerimiz gün içinde gidilecek yerleri diğer araçların geleceği saatlerden önce döneceğimiz şekilde ayarlayıp trafiğe yakalanmayalım diye uğraşıyor. 
 
Turistik yerlerin az zamanda kapasitesinden fazla ziyaretçi almaya çalışması da bir an önce önlem alınması gereken konulardan. Peki nasıl hem destinasyon tanıtılıp hem de doğal ve tarihi miras korunabilir? Öncelikle tarihi yerleri ne kadar sürede kaç kişinin gezebileceği göz önünde bulundurulmalı.
 
Örneğin Zilkale’ye bir saatte 100 kişi girebilmeli ki rahatça gezip gördüğü yerlerden tat alabilsin. Bir başka önerim de genellikle büyükşehirlerin kalabalığından ve karmaşasından kaçan insanların gittikçe görmeye hasret kaldığı yeşili arabaların içinden görmek yerine ormanlarda yürüyerek keşfetmesi. Palovit Şelalesi’ni görmek için yaptığımız araba yolculuğu dağın tepesine kadar olmasa da, belli bir noktadan sonra trekking ile devam etse hem doğayla iç içe bir yolculuk olur hem de bölgeyi daha yakından görme fırsatı yakalanır.
 
Giderek yeşilin azalması ve betonarme mimarinin şehir merkezinden yaylalara kadar yayılması da bir başka üzücü nokta. Ancak en azından mevcut binalara ahşap giydirme yapılması ve en azından henüz bozulmamış yaylalara imar izni verilmemesi ile bu doğal miras bozulmaktan kurtarılabilir durumda.
 
Karadeniz’i görmek isteyenler için tavsiyem bir an önce gitmeleri, yoksa fotoğraflarda gördüğünüz güzel manzaraları yakalamak için çok geç olabilir! Bir de tabii kendinizi işinin ehli, sadece bölgeyi değil kültürünü de bilen, türkülerini söyleyip size horon dahi öğreten rehberlerin tecrübesine bırakmanız.

Merak edenler için not, tatilbudur.com'un gezgin fotoğrafçı İsmail Şahinbaş’ın katılımıyla Doğu Karadeniz’e organize edilen turların ilki, Ağustos ayında yazar Orhan Bahtiyar ile Kaz Dağları’nı keşfederek devam ediyor.
 

04-08-2017 12:00
Önceki Yazıları

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.