14.12.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - BAHATTİN YÜCEL
1 Yorum | Yorumlar
ALMAN KAMUOYUNDA TÜRKİYE ARAŞTIRMALARI

 

Rusya ile ilişkiler onarılırken ortaya çıkan Almanya Krizi, kötü geçmekte olan bu sezonda işleri hayli zorlaştıracağa benziyor. 
 
Üstelik önümüzdeki yıl programlarına ilişkin satın almalar başlarken, ard arda ortaya çıkan olumsuz gelişmeler moralleri bozuyor.
 
Kaldı ki, sorun salt Almanya ile sınırlı değil. Hollanda, Avusturya ve İsviçre ile de diplomatik ilişkilerimizde güçlükler yaşıyoruz.
 
Özellikle operatörler açısından önemli olan Türkiye satışlarının geleceği, pazar ülkelrde yapılan kamuoyu araştırmalarına bakılırsa, hiç parlak değil. 
 
Alman pazarında Türkiye’ye gelmek istemeyenlerin sayılarının hızla arttığı gözleniyor.
 
Pekiyi bu kriz aşılabilir mi?
 
Hiç kuşkunuz olmasın aşılır. 
 
Geçmişte benzer durumlarla karşılaşan bazı ülkeler, daha zor durumlardan kurtulmanın yollarını buldular.
 
Örneğin 1967-1974 yılları arasında Albaylar Cuntası adı verilen darbecilerin yönetimindeki Yunanistan.
 
Fransa ve İsveç’in baskısıyla Avrupa Parlementosundan atılınca yalnızlaşan bu ülke, içine kapanmak yerine umulmadık bir hamleyle İsveç’li tur operatörlerinin Yunanistan’ı programlarına almalarını sağlayan bir formül buldu.
 
Avrupa Parlamentosunda Cunta Yönetimini en fazla eleştiren ülke olan İsveç’in, Sosyal Demokrat eğilimli Sendikalarıyla Yunan Turizm sektörünün bir araya gelmelerini sağlayacak bir destek programını kısa sürede hayata geçirdi.
 
Oniki Ada’lara bu ülkeden yapılacak uçuşlarda koltuk başına subvansiyon uygulanacağını, ayrıca konaklama yatırımlarının da destekleneceğini açıkladı.
 
Üstelik görüşmeler tümüyle özel sektör üzerinden yürütüldüğü için sorunun  siyasallaşması da engellendi.
 
Neden İşçi Sendikaları sorusu aklınıza gelebilir.
 
Söyleyelim.
 
İsveçte çok güçlü fonları olan sendikaların, ülkedeki tur operatörlerini de ellerindeki hisseler aracılığı ile kontrol ettikleri, Albaylar Cuntasının gözünden kaçmamıştı.
 
Bir zamanların “yatak sayımız Rodos kadar” söyleminin ortaya çıkışının nedeni, Cunta’nın bu uygulamayla dış yatırımcıları ülkeye çekerek, yatak sayısını arttırmasıdır.
 
Aynı yıllarda Marmaris için İngiliz yatırımcıların hazırladıkları 40.000 yataklık Aksaz Projesinin, Deniz Kuvvetlerinin itirazı üzerine red edildiğini de ayrıca not edelim.
 
Vurgulamak istediğim konu; kuşkusuz ülkenin dış politikasını teslimiyetçi bir anlayışla  turizme göre belirlemek değildir. Ancak sorunu her Alana taşımak yerine, gerçek barış ortamını oluşturan bu sektörü, günlük siyasal tartışmalara kurban etmemektir.
 
45 yıl öncesinin çözümleriyle bugün yaşadığımız sorunların aşılması söz konusu olamaz.
 
Ama..
 
Farklı Sivil Toplum Kuruluşlarıyla ilişkilerimizi yeniden gözden geçirerek, online rezervasyon imkanlarını sonuna kadar kullanarak, tarihsel ve kültürel etkinlikler aracılığıyla, imajımızın dramatik biçimde gerilediği AB kamuoyunda daha fazla geriye gitmeyi engelleyebiliriz.
 

26-07-2017 11:15

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
29-07-2017 15:14
Sorun siyasi mi?
Elbette bu krizlerin baslamasinda ve devam etmesinde siyasilerin rolu buyuk. Sorun siyasi gibi gozukse de esas sorun bu carpik siyasi yaklasimin toplumsal temeli ve cok saglam bir destegi olmasi. Her ne kadar yapilan yanlis uygulamalar Turizm basta olmak uzere ekonomiyi etkilese de toplumda biz hakliyiz onlar haksiz, daha sert tepki vermeliyiz anlayisi var. Sorunlarin asilmasi ve tekrar yasanmamasi icin toplumun algi ve anlayis degerlerinin yeniden degerlendirilmesi ve egitimle sekillendirilmesi gerek.
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.