22.11.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - İBRAHİM ARAT
1 Yorum | Yorumlar
YİTİP GİDEN SADECE ESKİ BAYRAMLAR MI?

 

 

‘’Ah nerede o eski bayramlar!’’ sözünü yaşça bizden büyük insanlardan duymaya alışkınızdır.
 
Ancak bu, 80’lerde doğup, 90’larda çocuk, 2000’lerde genç olan bizim nesil için ancak bu yaşta söylenecek bir söz.
 
Son 15 yılda ülke olarak o kadar çok şey yaşadık, o kadar büyük bir değişim geçirdik ki, aslında bir kaç nesilde gerçekleşmesi gereken farklılığı biz aynı nesil içerisinde deneyimledik.
 
Çocukluk yıllarımızın bayramları ile şu andaki bayramlara bakıldığında bir tat, bir duygu eksikliği mevcut.
 
Bunun en büyük sebebi ülkenin geçirmiş olduğu değişim, içerisinde bulunduğu siyasi iklimden kaynaklanıyor.
 
1983’te doğmuş birisi olarak 90’larda aklımın ermeye başladığı yıllarda, 80 darbesi ile eskisi gibi olmasa da insanların ayrıştıkları noktalar, sadece siyasi olarak sağcı – solcu ayrımı idi.
 
Bu da artık o kadar azalmıştı ki, sol partiler dahi kendilerini merkezin solunda diye tanımlıyorlardı. 
İnsanların siyasi görüşü ne kadar farklı olursa olsun, bu toplum hayatına kesinlikle yansımıyordu.
 
Öyle ki, farklı mezheplerden olan komşularımızın dahi farkında değildik.
 
Özel günler, bayramlar, hep beraber kutlandığı, hep beraber gelinip gidildiği için sanki herkes aynı idi.
 
Halk arasında ilişkiler bugünlere göre daha hoşgörülü ve birbirine bağlı iken, bu dönemde kendisini sistemin dışında hissedenler yok muydu?
 
Tabi ki vardı. 
 
Biraz politika yanlışlığı ve bu kitleye ulaşmadaki sıkıntı, biraz da Cumhuriyet’in kendisini koruma refleksi ile küstürülen bir kısım da vardı.
 
Daha sonra  ekonomik krizlerin de etkisiyle, onların bu ezilmişliklerini kullanarak iktidara gelenlerden beklenenin tam tersine intikam duygusu yayılmaya başladı topluma. 
 
Artık Türkiye o kadar hızlı bir şekilde değişmeye başlamıştı ki...
 
Sanki bir ekip oturuyor, toplumu tekrar nasıl tasarlarız diye toplantılar yapıyor ve alınan kararlar yukarıdan dikte ediliyor gibi.
 
Dikte edilen hususlar, insanların doğrudan hayatlarına müdahale şeklinde oluyor.
 
‘’3 çocuk yap!’’
 
‘’Şeker Bayramı da neymiş o Ramazan Bayramı!’’
 
‘’Bir yanda İmam Hatipli çocuklar, diğer yanda kötü çocuklar!’’
 
‘’Balkondan birisi bağırıyor. Kız mı kadın mı bilemem!’’
 
‘’O ağaçları da keseriz, o kışlayı da yaparız!’’ 
 
Bir kısmın uğradığı haksızlığı giderme yöntemi diğer kesimden intikam alma duygusu olmamalıydı.
 
Toplumda konumlar değişirken, pek tabi ki sermaye de el değiştirmeye başladı.
 
Bu değişim sadece bir zümrenin işine gelirken, tabanda da bir fanatizm baş gösteriyor.
 
Siyasiler arasında gerilimler, kavgalar ne kadar şiddetliyse, halk arasındaki ayrışma da misliyle gerçekleşiyor.
 
Aslında mücadele (!) ettiğimiz de kendimizden başkası değil. 
 
Öyle ki, şu anda iktidarı temsil edenler nasıl Atatürk ile, İstiklal Marşı ile, Cumhuriyet ile mücadele içerisindeler ise, kendisini karşıda görenlerde de bir İslamiyet ile mücadele çabası var.
 
Maalesef artık farkında değiliz, ancak bizi biz yapan Anadolu insanın içerisindeki o saf, temiz, merhamet, hoşgörü duygusunun kaynağı bu değerlerin toplamıydı. 
 
Ne zaman ki bizi biz yapan bu özelliklerimizden birisini seçip taraf olma durumunda bırakıldık, işte o zaman biz, biz olmaktan çıkıp başka bir topluma dönüşmeye başladık.
 
Burada bu kesim haklı, şu kesim haksız demeden özeleştiri yapmak, toplumu eski hoşgörüsüne kavuşturabilir.
 
Son zamanlarda lümpen muahafazakarlık, lümpen Müslümanlık kavramları dillendirilmeye başlandı. 
 
Cumhurbaşkanı’nın Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri töreninde dile getirdiği şu sözleri son 15 yılın en net özeti aslında.
 
“Ülkemizin geçtiğimiz 14 yılda yaşadığı büyük dönüşümün en zayıf halkalarını, ne yazık ki eğitim ve kültür oluşturuyor. Bu konularda hayal ettiğim düzeylere ulaşamamış olmamızdan dolayı fevkalade müteessirim. Bu bir öz eleştiridir.’’
 
Kültürde, sanatta birşeyler üretemiyoruz, bir de üstünde oturduğumuz binlerce yıllık Anadolu medeniyetleri mirasını ortaya çıkaramıyoruz. 
 
Bütün bunların üstüne bir de yeni bir imparatorluk ideali ile yaşarken, yüz yıllardır beraber yaşadığımız diğer etnik ve dini grupları bir şekilde Türkiye’den kaçırmışken, turizmde ilerleme bekliyoruz.
 
Dünya’da Türkiye algısı hızla değişiyor. 
 
Bizim hakkımızda daha önce Müslüman modern bir ülke algısı varken, artık bu hızla klasik Ortadoğu ülkesine doğru dönüşüyor. 
 
Bizi rakiplerimize göre güçlü kılan özelliklerimizi hızla kaybederken, bu misafir profilimize de yansıyor.
 
Artık insanlar Türkiye’yi ucuz deniz, kum, güneş ülkesi olarak görüyor. 
 
Ancak bir kesim tarafından bunların farkında olmadan, hala suçlu olarak Herşey Dahil sistemi gibi mantıksız sebepler gösteriliyor.
 
Misafir profilini değiştirip kültür, tarih turizmine yönlendirmek için tarihe önem verip, kültür anlamında üretim yapmak gerekiyor. 
 
Bunun için de öncelikle kültüre, sanata, farklılıklara bakış açımızın değişmesi gerekiyor.
 
Bunun için şart olan ise; saygı, hoşgörü, birlik, beraberlik, bizi biz yapan değerlerin tekrar kazanılması. 
 
İşte o zaman bayramlar da tekrar eski bayramlar gibi olabilir.
 
Tatilde, ailesinin yanında, mesaide olan herkese iyi bayramlar!  
 
  
 

25-06-2017 10:16

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
27-06-2017 18:43
evet algılar değişmeli
evet artık o algılar değişmeli ey Türk titre ve kendine gel ancak sen dünyayı kucaklayabilirsin tabii bu kudret damarlarında mevcut ise .....
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.