27.05.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
8. Uluslararası Turizm Karikatürleri Yarışması'ndan... Seçme Karikatürler
Trayko Popov/ Bulgaria



Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri

Biletbayisi.com Türkiye'de ucuz uçak biletinin adresi.



Otel bulmanın en kolay yolu

Yazarlar - İSMAİL TOKSOY
2 Yorum | Yorumlar
YALNIZLAŞAN ÜLKENİN YALNIZLAŞAN TURİZMİ
Turizm nereye gidiyor? 
 
Bu soru, en azından turizm sektörü içinde son zamanların can alıcı sorularından biri olsa da, gelinen noktada bir ikinci can alıcı sorunun gölgesinde kalmaya mahkum görünüyor. 
 
Bu ikinci can alıcı soru ise şudur: 
 
Ülke nereye gidiyor? 
 
Bu durumu anlayıp analiz etmede anahtar kavram ise “ekonomi politik”tir. 
 
Fransızca “economie politique”den Türkçeye yanlış bir çeviriyle giren “ekonomi-politik” kavramı aslında “politik ekonomi” yani “siyasal iktisat”tır. 
 
Siyasal iktisat ise adından da anlaşılabileceği üzere üretim ve ticaretin; siyasal erk, yani devlet aygıtını kullanan güç ile ilişkilerini anlatır. 
 
Gelinen noktada, siyasal iktisat, üç beş yıl öncesine dek neo-liberallerin “bırakınız yapsınlar, bırakınız etsinler” ifadesiyle özetlenen o tuhaf anlayışlarını da boşa çıkarırcasına ekonomideki belli başlı sektörlerin durumunu fazlasıyla etkiler hale gelmiştir. 
 
Özellikle de, turizm gibi Türkiye’de ülkedeki genel duruma ve gelişmelere “rağmen” kendi kanallarını oluşturarak (sağlıklı ya da sağlıksız olduğu ayrı bir tartışma konusudur) gelişmiş ve önemli bir ivme kazanmış bir sektörü büyük ölçüde etkiler haldedir.
 
2013 sonrasında turizmin ana dış pazarlarında yaşanan ekonomik durgunluk ve krizlerin etkisiyle devam edip gelen düşüş süreci, özellikle 2016’dan itibaren deyim yerindeyse bir “tepe taklak” gidiş biçiminde kendisini göstermeye başladı. 
 
Dolayısıyla, 2016 başlarında sektördeki düşüşün aslında 2015, hatta 2014’te kendisini göstermeye başladığı, ana pazarlardaki ekonomik durgunluk ve gerilemelerin yanı sıra Türkiye’de sektördeki yapısal sorunların da bunda başat etkenler oldukları değerlendirmesi de bugün gelinen noktada geçerliliğini yitirmiş gözüküyor. 
 
25 Kasım 2015’de Rus uçağının düşürülmesi ile başlayan süreç, turizm sektörünün AKP iktidarı ile kan uyuşmazlığına rağmen kendi sektörel dinamikleri ile iyi kötü yoluna devam ettiği süreci devre dışı bırakarak başka bir sayfayı açtı. 
 
Bu yeni sayfada, artık, sektörün dinamikleri devre dışıdır. Konaklama tesislerinin kalitesi ya da fiyat/hizmet kalitesi dengesindeki üstünlüğün getirdiği avantajların hiçbiri sektörü kurtarmaya yetmemektedir. Tanıtım faaliyetlerinin artırılması, desteklerin artırılarak sürdürülmesi gibi önlemlerin de bu tablo içinde hiçbir önemli etkisi olmayacaktır. 
 
Uçak krizi sonrası birdenbire neredeyse sıfıra inen Rusya pazarının yine siyasal hamlelerle yine birden bire yüzde 1000’lerle ifade edilen oranlarda artışa geçmesi, ikinci bir krizde yine aynı durumun yaşanabileceğinin de göstergesidir. 
 
Ülke turizminin bel kemiği Avrupa pazarları ise Türkiye’ye karşı her geçen gün siyasal olduğu daha da gün yüzüne çıkan ve artık tamamen netleşen bir tutumun sonucunda giderek erimekte. 
 
Nitekim, Avrupa’daki en büyük pazar Almanya, 2017 Ocak ayında ziyaretçi sayısındaki yüzde 31’i aşan gerilemeyle uzun yıllar sonra Gürcistan ve İran’ın ardından üçüncülüğe kadar düşmüş durumda. 
 
Bu arada, pek dile getirilmese de, 2016’ya dek turizmde dünya sıralamasında 6’ncılığına kadar yükselen Türkiye, bir yılda 9 sıra birden inerek 15’inciliğe geriledi. 
 
AKP iktidarına karşı Avrupa’da baş gösteren tepki ise Almanya ile yaşanan son büyük gerginlikten sonra daha da artacağa benziyor. 
 
Son günlerde Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel’in tutuklanması, AKP’li siyasetçilerin yaklaşan referandum için Almanya’da yaşayan Türklere propaganda yapmak üzere Almanya’da toplantılar yapmalarına izin verilmemesi, her iki ülke hükümetlerinin diğer tarafın büyükelçilerini çağırarak uyarılarda bulunmaları, nota vermeleri bardağı taşıran gelişmeler oldu. 
 
Almanya ile Türkiye arasında ipler iyice gerilirken, Almanya’da başta muhalefet kanadı olmak üzere ‘Türkiye’ye turist göndermeyelim’ sesleri de durumun bundan sonraki seyrinin nasıl olacağını ortaya koyar nitelikte. 
 
Turizm sektörünün son 30-35 yılda edindiği birikim, kaynak pazarlarda kurduğu ilişkiler de artık bir işe yaramaz duruma gelmiş durumda. Üstelik Avrupa’da uzun yıllara dayanan partnerliklerin de ticari çıkarları gereği bunu hiç istememelerine rağmen...
 
Sonuçta, yaşanan siyasal gelişmelerle birlikte Türkiye giderek daha da yalnızlaşıyor (ya da yalnızlaştırılıyor). 
 
Ülke yalnızlaşırken, turizm de ister istemez yalnızlaşıyor.
 
Özetin özeti: Sorun siyasaldır, çözümü de siyasal olacaktır!
 

05-03-2017 12:00
Önceki Yazıları
1 MAYIS EMEĞİN BAYRAMI
01-05-2014 13:12 | 1 Yorum | Yorumlar
TURİZM MEDYASI KADAR OLAMADILAR
12-06-2013 09:44 | 2 Yorum | Yorumlar
OLASI THY GREVİ VE YANSIMALARI
01-05-2013 12:45 | 3 Yorum | Yorumlar
AKIL TUTULMASI
07-01-2013 08:27 | 1 Yorum | Yorumlar

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Alan2017
06-03-2017 14:04
Mukemmel
Guzel bir analiz. Turkiye de gercekten turizmi bu duruma getiren avrupa ulkeleri olmustur. Ama ne yazikki siyasetin avrupa iliskileri o kadar ko tu ki Yansimasi turizme direkt etki ediyor. Dusunun yillarca kusadasi cevresi fransiz turist kayniyordu. ya bugun? elle sayilacak kadar azlar. SUC KIMIN?
Myd
06-03-2017 10:35
Yolun sonu
İslam diye ümmet diye ülkenin yönü ve yörüngesi tamamen değişmiştir artık ortadoğu lağımında bata çıka 3. sınıf yaşamaya çalışan bir ülke burası. O muhteşem turistik tesislerimiz de birer viraneye dönecektir yakında.
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar