17.08.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar
MEHMET HAN ERGÜVEN

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - KAYHAN TANER ÖZEN
TRUMP VE TURİZM

 

ABD başkanlığına seçilen Sn Donald Trump Suriye konusunda önemli bir açıklama yapıp Obama yönetimini IŞİD’i kurmakla suçladı.
 
Görünen ABD’nin Suriye politikası konusunda önemli bir politika değişikliğine gideceğidir. Fakat nasıl bir siyaset izleyeceği sorusunun cevabı henüz ortada yoktur.
 
Türk Rus işbirliğinin Suriye konusunda önemli adımlar attığı da göz önüne alınırsa ABD’nin de savaşın sona ermesi konusunda daha yapıcı olacağı düşünülebilir. Böylece Rusya krizine çözüm bulan Türk dış politikası Güney komşularıyla da istikrarı yakalayabilecektir. İki önemli sorununu aşan turizm sektörü de önünü görebilecektir. Elbette 2017 sezonu 2016’dan iyi olmayacaktır. Fakat 2018 ve gelecek sezonlar için umutlu olmak mümkün hale gelecektir. 
 
Mülkiye’de okurken Uluslararası Politika hocamız Sn. Türkkaya Ataöv’e “anlaşılan o dur ki Dünya’yı ABD yönetiyor. Peki ABD’yi kim yönetiyor?”  sorusunu ilettiğimde, kendisinin cevabı “Kaliforniya Oligarşisi” olmuştu. Büyük silah üreticilerinin oluşturduğu bu grubun ABD siyasetinde söz sahibi olduğuna dair genel bir kanaat vardır. Genellikle Cumhuriyetçi Parti adaylarını desteklemişlerdir. Rusya ile silahsızlanma anlaşması SALT’ı imzalayan Demokrat Başkan Jimmy Carter geleneklerin aksine bir dönem başkan seçilebilmiş ve yerine gelen ve Kaliforniya Oligarşisinin desteklediği Başkan Ronald Regan daha ilk ayında zamanın 90 Milyar $’lık MX füzeleri siparişini onaylamıştır. Başkan Regan ABD’nin Vietnam sendromunu sona erdireceğim diye uluslararası ilişkilerde askeri çatışmaların yolunu da açmıştı. İlk operasyon da Granada’nın işgali olmuştu. Arkasından gelen Cumhuriyetçi George Bush döneminde Doğu Bloku yıkılmış ve ABD birinci Körfez Savaşı’na girmişti.
 
Demokrat Başkan Bill Clinton uluslararası çatışmalardan kaçınarak ekonomiye yoğunlaşmış ve ABD halkı nezdinde başarı elde etmiş bir başkan olmuştu.
 
Tekrar Cumhuriyetçi bir aday olan oğul Bush’un seçilmesiyle uluslararası arenada ve özellikle Orta Doğu’da çatışma ve İkinci Körfez Savaşı meydana gelmişti. Bu savaşın nedeni petrol olarak gösterilmiş ve Dünya kamuoyunca da bu fikir kabul görmüştür.
 
Beklenen yeni seçilen Demokrat Başkan Barack Obama’nın uluslararası çatışmalardan kaçınan barışçı bir politika izlemesi olmuştur.
 
Fakat yaşanan Arap Baharı ve akabindeki olaylarda ABD politikaları yapıcı olmaktansa çatışmaları körükleyici olmuştur ve Suriye krizi de ortaya çıkarılmıştır.
 
2008 Global Finansal Krizinden sonra başkan olan Sn. Obama ekonomi yönetiminde olumlu işler yapmıştır. İşsizliği azaltmış, Obamacare olarak bilinen sağlık reformunu yoksullar lehine sisteme sokmuştur. Fakat ABD ekonomisinin ve dolayısıyla siyasetinin motoru olan orta sınıf bu gelişmelerden pay alamamış zenginler ise daha zengin olmuştur. İnanması zor ama zenginlerin GSMH’dan daha fazla pay almasını eleştirenler Warren Buffet gibi para babası kapitalistler olmuş, zenginlerin vergilerinin artırılmasını istemişlerdir.
Sonuç olarak kocası Demokratların efsane Başkanı olan Bayan Clinton bütün desteklere rağmen seçimi kaybetmiştir. Uluslararası alanda yaşanan çatışmalar ve adaletsiz gelir dağılımı bu sonucu getirmiştir. Elbette bürokratlara ve elitlere duyulan öfke de bu kimlikle anılan Demokrat Parti’nin yararına olmamıştır.
 
Öte yandan Sn. Donalt Trump da geleneksel Cumhuriyetçi başkanlara pek benzememektedir. Kampanyasını kendisi finanse etmiştir. Yani Regan gibi hemen imzalamak zorunda olduğu bir taahhüt altında değildir. Uluslararası çatışmalara girip kaynaklarını silah siparişlerine mi harcayacaktır? Yoksa popülist vaatlerini yerine getirmek için politikalar peşinde mi koşacaktır. İlk işi Obamacare’i kaldırmak olacak gözükmektedir. Fakat bunun yerine sağlık hizmeti alamayacak olan geniş kitlelere ne getirecektir?Orta direğin yaşam standardını nasıl artıracak, en azından erozyona uğratmayacaktır?
 
Sn. Trump’ın bütün vaatlerinin karşılığı finansman gerektirecektir. O halde Kaliforniya Oligarşisinin beklediği büyük siparişleri vermeyecektir. Nitekim F 35 uçak projesinin abartılı pahalı olduğunu daha koltuğa oturmadan beyan etmiştir. Cumhuriyetçi Partinin geleneksel destekleyicilerinin tavrı başkana ve yeni oluşturulan politikalara eskisi gibi etki edemeyecek gözükmektedir. 
 
Elbette bizim bölgemiz için önemli olan ABD İsrail ilişkilerinin seyrinin ne olacağını da şimdiden görmek çok mümkün değildir. Cumhuriyetçilerin şaşmaz tavrı olan ve neredeyse ırkçılığa varan Anglo Sakson Protestan anlayışı yeni yönetimde ne kadar kuvvetle ücut bulacaktır? Bunlar Trump döneminin dış politikasında önemli kriterler olacaktır.
 
Görünen odur ki Trump Başkanlığı uluslararası çatışmalardan kaçınacaktır. ABD’nin Suriye’de savaş ile elde edebileceği çok fazla bir şey yoktur. Ekonomiye yoğunlaşması ABD’nin kendi yararına olacaktır. 2030 yılında Çin dünyanın en büyük ekonomisi olacaktır ve ABD’nin ardından üçüncü sıraya Hindistan yerleşecektir. Silahtan ziyade tüketim malları satan Çin ve Hindistan uluslararası arenada çatışma istemeyeceklerdir.
 
Başkan Trump yönetiminin (en azından ilk döneminde) uluslararası turizm için olumlu olacağını düşünmek gerekir.  Refahı artan orta sınıf daha fazla seyahat edecektir. Çatışmaların ve savaşların azalması ile uluslararası turizmin önündeki engeller nispeten ortadan kalkacaktır. Bu sonuç da Türk Incoming turizmine olumlu katkı sağlayacaktır.
 

13-01-2017 04:20

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.