22.02.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - İBRAHİM ARAT
1 Yorum | Yorumlar
TURİZMCİ DON KİŞOT !

 

Türk milleti olarak yıllardan hatta asırlardan beri dünyanın geri kalanıyla bir çekişme, bir hesaplaşma içerisindeyiz.
 
Anadolu’nun fethi ile derinleşen, Viyana kapılarına kadar dayanmamız ile pekişen, Avrupa ve diğer Batı ile olan  bu çekişmeler, ‘’dış mihraklar’’ kavramını literatürümüze sokmuştur.
 
Hatta son zamanlarda belki de içeride artık bir muhalefetin kalmamasından dolayı, siyaset dış mihraklar üzerinden yapılır olmuştur.
 
Ancak unutulmamalıdır ki; Osmanlı İmparatorluğu ve öncesinde daha bir çok Türk devletinin mirası üzerinde oturuyorken ve de Osmanlı İmparatorluğunu tekrar canlandırmak hedefi güderken, Dünya’nın bütününün dostane davranmasını beklemek olmaz. 
 
Konuya sektörler veya şirketler açısından baktığımız zaman, rekabetin olduğu her yerde bir şirketin, bir sektörün durumunu değerlendirmek için rakipleri arasındaki durumuna bakmak gerekir.
 
Bu nedenle, sık sık rakiplerin durumuna bakmak, olumlu ve olumsuz gelişmeleri takip ederek gerekli adımları atmak, her zaman için faydalıdır ve olması gerekendir.
 
Ancak son zamanlarda turizm camiasında ülkenin genel atmosferine paralel olarak, öyle bir akım başladı ki, bu akım Türkiye’ye yardımı olacağına uluslararası arenada imajımıza daha da zarar verici düzeye ulaştı.
 
Bu akıma göre, bütün dünya bize karşı birleşmiş ve Türkiye turizmini yok etme gayreti içerisindeler. 
 
Hatta, özellikle Akdeniz’deki rakiplerimiz Türkiye’nin tökezlemesini dört gözle bekliyor ki kendilerine olan talep artsın ve bu işten fayda sağlasınlar.
 
Peki ama gerçekte durum böyle mi? 
 
İspanya’dan başlayalım...
 
İspanya en büyük rakibimiz ve kendimize 2023 hedefi olarak koyduğumuz 50 milyon yabancı ziyaretçi sayısına 2010 yılından önce ulaşmış durumda. 
 
İspanya, turizm yönetiminde artık başka bir boyuta geçmiş durumda.
 
İspanya’da son dönemde yapılan tüm çalışmalar, turizmin çevresel sürdürülebilirliğine dair.
 
Öyleki, Balear Adalarında doğal kaynakların dikkatli kullanılması ve bölge halkının ihtiyaçlarını karşılayabilmesinin sürdürebilir olması için, yatak kapasitesine sınırlama getirilmesi tartışmaları,  sadece bir örnek.
 
Diğer bir örnek ise; Barselona’ya yanaşan her kruvaziyer gemisinden aynı otellerde olduğu gibi şehircilik vergisinin alınması.
 
Buradaki amaç ise; kruvaziyer gemilerindeki ziyaretçilerin de şehir kaynaklarını kullandığı mantığıyla yola çıkarak toplanacak vergilerin şehir alt yapısı ve rehabilitasyonlarında kullanılması.
 
Yunanistan’da ise sorun misafir sayısının artış göstermesine rağmen gelirlerin aynı düzeyde artmaması noktasında baş gösteriyor. 
 
Bu arada 2016 yılında hedeflediği 25 milyon yabancı ziyaretçi hedefine ulaşan Yunanistan ile Türkiye arasındaki fark, Türkiye aleyhine kapanmış durumda. 
 
Yıllardan sonra tekrar Yunanistan ile aynı seviyelere gelmiş durumdayız. 
 
Yunanistan’ın bir diğer ve ana sorunlarından birisi ise, kaçak göçmenlerin Avrupa’ya giriş kapısı olarak Yunanistan’ı kullanması.
 
Bu da bazı bölgelerde talep düşmesine sebep olmasına rağmen, diğer bölgelerdeki artışlar sayesinde toplamda hedeflere ulaşmayı sağlıyor. 
 
Yunanistan’ın en fazla turist çektiği ilk beş ülke sırasıyla, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve ABD.
 
Türkiye olarak bu ülkelerle olan son zamanlardaki ilişkilerimiz ve imajımız dikkate alındığında, Yunanistan’ın bizden pay çalması için ekstradan bir çaba içerisine girmesine pek bir gerek yok gibi görünüyor.
 
Akdeniz’deki diğer rakipler olan Mısır ve Tunus’a baktığımız zaman ise durumun bizden daha kaotik olduğu görülüyor. 
 
Mısır’da en büyük sorun şu an için Rusya ve İngiltere’den devam eden uçuş yasaklarının hala kaldırılmamış olması. 
 
Tunus, Mısır, Türkiye olarak hemen hemen aynı siyasi iklimde bulunmamız ve  iç–dış aynı sorunlarla uğraşıyor olmamız, bu ülkelerin de Türkiye’ye karşı negatif algı oluşturacak çalışmalar içerisine girmelerine olanak sağlamıyor.
 
Görüldüğü gibi Türk turizminin en büyük eksiği, gerçek sorunu masaya yatırmak yerine kendi yarattığımız hayali sorunlarla baş etmeye çalışmamız.
 
İç meselelerimizi halledip, kendi standartlarımızı geliştirip, uluslararası ortamdaki imajımızı düzeltmek yerine, dünyaca kabul görmüş standartlara ve kuruluşlara karşı yapmış olduğumuz amaçsız yerme veya çekişmeler içerisine girmek ve bir de bütün Dünya’nın
 
Türkiye’ye karşı birleştiğini iddia etmek bu krizi atlatmak için pek faydalı olmayacaktır.
Sorunların ne olduğu belli. 
 
Bir an önce bu sorunlar gerçekçilik ışığında ele alınmalı ve çözümü için adım atılmalıdır.
 

09-01-2017 11:01

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
ahishavi
11-01-2017 14:54
Çözüm İçin Adım
Çözüm için ilk adım ; Aynaya bakıp Kendimizin Kim ve Ne olduğunu bilmektir...İspanya ve Yunanistan ile yapılan kıyaslama bu işte gene yaya kalacağımızın somut belirtisidir. Bizim ayarımız Mısır ve Tunus . Yani Terör içinde sürünen , islami sövlevlerin tavan yaptığı ülkeler. Terör , Savaş ve 4 Milyon Mültecisi GURUR duyan ülkede TURİZM olmaz. Sizin de belirttiğiniz gibi kendi eğrilerimizi görmeyip , dış mihraklar bize karşı demek Rüzgara karşı İŞEMEKTİR !!!! Bu sektöe aklı başında kimse sahip çıkmıyor. YAZIK !!!
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar


15-01-2017 12:00
Yorumlar