27.05.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
8. Uluslararası Turizm Karikatürleri Yarışması'ndan... Seçme Karikatürler
Trayko Popov/ Bulgaria



Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri

Biletbayisi.com Türkiye'de ucuz uçak biletinin adresi.



Otel bulmanın en kolay yolu

Yazarlar - İBRAHİM ARAT
AYNI YILBAŞI İKİ FARKLI DESTİNASYON

 

2016 yılı, Türkiye turizm tarihinin en kaotik yılı olarak yaşanırken, hem turizm camiasında hem de bütün ülke vatandaşlarında 2017’nin bir önceki yılı unutturarak, yeni bir başlangıça vesile olması umudu vardı.
 
Buna o derece inanmıştık ki, bu seneki geri sayım yepyeni bir başlangıç için ayrı bir anlam kazanmıştı. 
 
Ancak temenniler sadece iki saat canlı kalabilirken, bu sefer 2017’nin 2016’dan da kötü olabileceği endişesi bütün ülkeyi sardı.
 
Bütün dünyanın yılın ilk gününde konuştuğu konu, Türkiye’nin uluslararası arenadaki algısının daha da kötüye gittiği idi.
 
Batıdan bakıldığında, bir modern Müslüman ülke algısı hızla klasik bir Ortadoğu ülkesi algısına evrilirken, bir de terörün artık ülkenin
doğası olduğu algısı yerleşmek üzere.
 
Bugünlerde Türkiye’nin içerisinde bulunduğu konjonktürel süreç, turizmin kaderini belirleyen en büyük etken.
 
Ancak ülkecek bu derece zor günlerden geçmiyor olsaydık da, turizm için ne kadar doğru adımlar attığımızın tartışılması gerekmektedir.
 
Bu yazımda, belki de bütün dünyada en fazla tatile çıkma dönemi olan yılbaşı periyodunda neler yapıp neler yapmadığımızı bir kıyaslama ile göstermeye çalışma amacındayım.
 
Türkiye’de ‘’yılbaşı kutlanır mı kutlanmaz mı?’’ tartışmalarıyla girdik bu sene yılbaşına.
 
Bu tartışmaların yaşandığı bir ortamda yılbaşı organizasyonları düzenleyip, daha fazla yabancı ziyaretçi çekmeye çalışmak ne derece başarılı olabilir ki?
 
Üstüne üstlük turizmi oniki aya yaymaya çalışıyoruz.
 
Türkiye’de bu tartışmalar yaşanırken, kıyas alınan ülkede yılbaşı hazırlıkları aylar öncesinden başladı. 
 
İnsanlara ‘’güven’’ içerisinde ve en konforlu şekilde yeni yıla girilebilecek ülkenin kendi ülkeleri olduğu tanıtımları yapıldı.
 
Biz daha turizm merkezi Antalya’nın neden karanlıkta kaldığını tartışırken, bu ülkede her yer ışıklarla süslendi.
 
Işık, yani aydınlığın ve yeni yıldan umudun bir yansıması...
 
Türkiye’de yılbaşından iki gün önce güvenlik önlemleri açıklandı. 
 
Burada ağır tonajlı araçlar ile bir saldırının önlenmesi için hangi yolların kapalı olacağı açıklanırken, kıyas aldığımız ülkede kapanan yollar, sadece toplu taşımanın kullanılmasını ve yoğunluğun azaltılmasını sağlamak amacını gütmekteydi.
 
Türkiye’de cuma hutbelerinde yılbaşı kutlamanın yanlışlığı(!) anlatılırken, bu ülkede ‘’yurtdışına gidemeyen ülke sakinlerimiz için havai fişek izleme noktaları’’ başlıklı haberler çıkıyordu. 
 
Mülkiyeti ve yönetimi devlet kuruluşlarına ait olanbelirli çekim noktalarda gerçekleştirilen havai fişek gösterisini izlemek için plajları, mekanları dolduran yirmi küsür farklı milletten insanın paylaştığı şey ‘’yeni yılda güzelliklerin yaşanması umudu’’.
 
1 Ocak’ta Türkiye terör olayları ile anılırken, bu ülkede konuşulan konu bir önceki akşam gerçekleştirilen kutalamaların ihtişamı...
 
Bu kutlamalar ister burada yaşayanlar, isterse tatile gelmiş insanlar olsun, herkes tarafından sosyal medya hesaplarından paylaşılmakta.
 
Bu da en iyi ve  etkili pazarlama yöntemi olan ağızdan ağıza pazarlamanın en başarılı yönetimine bir örnek.
Kıyas alınan bu ülke, mutlak monarşi ile yönetilen, yargı sistemi ve yasaları İslami kurallara göre oluşturulmuş Birleşik Arap
Emirlikleri’nin yedi emirliğinden bir tanesi olan Dubai... 
 
Yanlış bilinenin aksine, ekonomisi petrol gelirine dayanmayan, ancak bölgenin en zengin ekonomilerinden bir tanesi.
2015 yılında 14 milyon turist ağırlayan Dubai’nin, 2016 yılı ilk on ayındaki performansı 12 milyon yabancı ziyaretçi. 
2020 Expo’ya ev sahipliği yapacak olan Dubai’de 2020 hedefi 20 milyon yabancı ziyaretçi ağırlamak. 
 
Yapılan her şeyin bir plan dahilinde gerçekleştiği düşünüldüğünde, bu hedefe büyük olasılıkla ulaşılacaktır. 
 
Herşey o derece planlı ki her yapılan yeni çekim merkezi, konut, otel vs. ne zaman bitirilip ne zaman hizmete sunulacağı artan talebe göre belirleniyor.
 
Türkiye’deki turizm yatırımlarına baktığımızda, ‘’Ne kadar çok otel yaparsak turizm o derece gelişir.’’ düşüncesinde olduğumuzu görüyoruz. Bu açıdan bakıldığında tamamiyle farklı yöntemler uyguluyoruz.   
 
1996 yılından bugüne kadar olan 20 yıllık sürede, çölden turistik bir çekim merkezi oluşturulduğu göz önüne alındığında, gerçekten bir başarı hikayesi olarak en önemli örneklerden biridir Dubai...
 
Türkiye’de ise, doğal kaynakların yanı sıra, muhteşem bir tarihi ve kültürel zenginliğin üzerinde oturuyoruz. 
 
Truva’dan bugüne bilinen tarihi 5000 yıl geriye dayanan Anadolu’ya sahip olup da sadece ucuz ve kaliteli bir resort destinasyonu olarak bilinmek de, bizim turizm gelişimine ne kadar çaba sarf ettiğimizin bir göstergesi aslında. 
 
Dubai turizminin bir başarı hikayesi olarak değerlendirilebileceğini belirtmiştim. 
 
Bu başarı hikayesini yaratan ise sadece ve sadece ‘’Vizyon’’...
 

02-01-2017 12:39
Önceki Yazıları
ITB: TURİZMCİNİN ANA VİTRİNİ
26-03-2017 22:46 | 1 Yorum | Yorumlar
TURİZMCİ DON KİŞOT !
17-01-2017 15:31 | 1 Yorum | Yorumlar

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar