27.05.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
8. Uluslararası Turizm Karikatürleri Yarışması'ndan... Seçme Karikatürler
Trayko Popov/ Bulgaria



Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri

Biletbayisi.com Türkiye'de ucuz uçak biletinin adresi.



Otel bulmanın en kolay yolu

Yazarlar - İBRAHİM ARAT
KEŞKE TARİH TEKERRÜR ETSE!

 

Aslında yaptığımız hatalardan ders çıkarmayıp aynı hatayı çok tekrarladığımız için söylenmiş olan bir sözvardır; ‘’Tarih tekerrürden ibarettir.’’
 
Belki de tarihimize bakmaya tenezzül etsek bu dersleri çıkartacağız. Ama sorun en başından, tarihe olan ilgisizliğimizden kaynaklanıyor. 
 
Bir önceki yazımda kısaca 1990 yılından bugüne kadar Türk turizminin krizlerinden bahsetmiştim. 
 
Öncelikle şunu belirteyim ki kriz diye tabir ettiğim yıllar, yabancı misafir sayısında düşüş yaşadığımız yıllardır. 
 
Oysa ki, 90’lardan bugüne kadar ki arz artış hızına ve doluluk oranları ile 2023 turizm hedeflerimizebaktığımız zaman, yıllık yüzde 5’in altındagerçekleşen büyüme rakamları dahi yeterli değildir ve kriz olgusu içerisinde değerlendirilmesi gerekir. 
 
Şu anda içerisinde bulunduğumuz krizin daha öncekilerle benzerliklerini merak edip başladım araştırmaya.
 
Eğer ki daha önceden yaşadığımız üç kriz ile aynı ise, merak edilecek birşey yoktu. 
 
Çünkü, 1993, 1999, 2006 krizlerinden Türk turizmi güçlenerek ve rekor kırarak çıkmasını bilmişti.
 
1992 yılında 7 milyon yabancı ziyaretçi ağırlayan Türkiye, 1993 yılında yüzde 8 kayıp ile 6 milyon 670 bin rakamlarına geriledi.
 
Ancak 1994 yılında yüzde 3, 1995 yılında yüzde 16 artış göstererek, 1992 rakamlarını da geride bırakacak şekilde 7 milyon 726 bin rakamlarına ulaşıldı.
 
1999 yılında ise yüzde 23 kayıp ile 9 milyon 752 bin rakamından 7 milyon 487 bin rakamlarına bir gerileme oldu. Ancak takip eden yılda Türkiye 10 milyon barajını aşarak 10 milyon 428 bin yabancı ziyaretçi ağırladı. Bu dönemde artış yine bir rekor, yüzde 39. 
 
Tarihin tekrar tekerrür etmesiyle 2006 yılında bu sefer 21 milyon 124 bin’den yüzde 6 kayıp ile 19 milyon 819 bin yabancı ziyaretçi sayısına geriledik. Hemen akabinde 2007 yılında ise,yine Türk turizm tarihinin o güne kadarki rekoru kırılarak 23 milyon 340 bin rakamları gerçekleşti. 
 
Peki ne oldu da Türk turizminde böyle düşüşler görüldü.
 
İlk krizin yaşandığı yıllarda, değil sektörde bu hayatta daha onuncu yılım olduğu için başladım araştırmaya ve o yılın haberlerini okumaya. 
 
Bazı olayları hayal meyal hatırladığım, birçok faili meçhul cinayetlerin ve esrarengiz olayların yaşandığı 1993 yılı için ‘’Türkiye’nin en karanlık yılları’’, ‘’Türkiye’nin en uzun yılları’’ gibi tanımlamalar yapılıyor.  
 
Turgut Özal’ın vefatı, Uğur Mumcu cinayeti, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis’in vefatı, 33 askerimizin şehit edilmesi, teröristlerce köy basılması, Sivas olayları en dikkat çekici olaylar iken, bu kaos ve belirsizlik ortamının turizme yansıması yüzde 8 kayıp olmuştur. 
 
1999 yılına geldiğimizde ise; küresel ekonomik kriz ve Türkiye’de yaşanan terör olayları, Abdullah Öcalan’ın yakalanması öncesi ve sonrası yaşanan uluslararası krizler ve Marmara depremi etkisiyle yüzde 23 gibi sert bir düşüş görüldü.
 
2006 yılında yaşanan yüzde 6 gerilemenin sebebi olarak da daha çok dış kaynaklı sebepler gösterilebilir. Bunlardan bir kaçı; karikatür krizi, Irak savaşı, İran ile yaşanan gerilimler, kuş gribi vakaları. 
 
Günümüze geldiğimiz zaman ise; 2015 yılında başlayan 2016 yılında en sert düşüşün görüldüğü krize şahitlik ediyoruz.
 
Bu son krizi diğerlerinden farklı kılan, değişen Türkiye’nin yeni dış politikası, fiilen sınır ötesinde bir savaşta bulunmamız ve bu savaşın yansıması olarak artan terör olayları.
 
Daha önceki yıllarda yaşanan terör olayları kırsalda iken, şu anda İstanbul, Ankara gibi Türkiye’nin en önemli şehirlerine kayması güvenlik konusunda insanlarda daha fazla çekingenlik yaratıyor. 
 
Bir diğer önemli ve aslında Türkiye algısını etkileyen durum ise, ‘’Yeni Türkiye’’ye doğru dönüşürken yaşanan tartışmaların, çatışmaların insanlarda yarattığı ‘’anti-demokratiklik’’ algısı.
 
Artık Avrupa’dan bakıldığı zaman Türkiye, diğer Ortadoğu ülkeleri ile aradaki farkı hızla kapatarak aynı konuma gerilemek üzere. 
Örnek vermek gerekirsek; Türkiye’de halk arasında İran’ın nasıl bir algısı var ise, aynı algı Türkiye hakkında Avrupa’da oluşmaya başladı ve hızla yayılıyor. 
 
Ne yazık ki bu algıyı yaratan da yine bizleriz...
 
Doğuya baktığımız zaman ise iyi ilişkilerimizin olduğu bir tek ülke göremiyoruz. 
 
Rusya ile yakınlaşmış gibi gözüksek de, Rusya’nın veya Türkiye’nin Suriye’deki politikası değişmediği sürece her an bir gerilim veya anlaşmazlığın çıkma potansiyeli var.
 
Hem dış politikadaki çözümü çok zor sorunlar, hem de iç politikadaki sistem değişikliği tartışmalarını düşündüğümüz zaman, 2017 yılının da çok zor geçeceği aşikar.
 
Bu nedenle daha fazla vakit kaybetmeden, bir an önce yeni turizm stratejisinin ve eylem planlarının belirlenip uygulamaya sokulması gerekli.
 
Bölgemizdeki şartlar ve buna bağlı olarak politikalarımızda bu nedenli hızlı değişimler yaşanırken,turizmde yeni senaryolara uyum sağlayacak dönüşümlerin sağlanamaması, sadece kayıpların yılda yıla artmasına sebep olacaktır. 
 
 
 

20-12-2016 10:42
Önceki Yazıları
ITB: TURİZMCİNİN ANA VİTRİNİ
26-03-2017 22:46 | 1 Yorum | Yorumlar
TURİZMCİ DON KİŞOT !
17-01-2017 15:31 | 1 Yorum | Yorumlar

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar