24.03.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara



Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri

Biletbayisi.com Türkiye'de ucuz uçak biletinin adresi.

Yazarlar - İBRAHİM ARAT
ZİHİNLERDEKİ TÜRKİYE ve TURİZM

 

Artık yaz sezonu bitip de yıl sonu rakamları açıklandıkça turizmdeki kayıp netleşiyor. 
 
Antalya’nın 11 aydaki kaybı yüzde 45 civarındayken, bolca açıklama ve haber de okuyoruz. Herkes dili döndüğünce ve tecrübeleri doğrultusunda 2017 yılının geçtiğimiz yıldan çok daha iyi olacağı beklentisiyle umutlu açıklamalar yapıyor.
 
1990 yılından bugüne kadarki Türk turizm tarihine baktığımız zaman, iki yıl yıl üst üste düşüşün yaşandığı bir dönem olmadığı görülüyor. 
 
2015 senesine kadar Türk turizminde düşüş görülen üç yıl var. 1993 yılında yüzde 8, 1999 yılında yüzde 23, 2006 yılında yüzde 6. 
Bu düşüşleri takip eden bir sonraki yılda Türkiye, çok hızlı bir toparlanma göstermiş ve düşüş oranlarından çok fazla bir büyüme göstererek önceki rakamları geride bırakmayı başarmış.
 
Türk turizminde düşüş görülen dördüncü dönem ise 2015 – 2016 yılları. 2015 senesinde kaybın düşüklüğünden midir nedir pek üstünde durulmadı. 2015 yılında düşüş yüzde 2 de olsa irdelenmeye değer bir konudur.
 
Çünkü bu düşüşlerin sebebi diğer düşüş görülen yıllardan farklılık göstermektedir.
 
2015 - 2016 yıllarında yaşanan düşüşü bir önceki düşüşler gibi savaş, terör, ekonomi gibi nedenlere bağlamak, sorunun kaynağını tespit etmek ve çözüm yolları bulmak için eksik kalacaktır. 
 
İddia ediliyor ki, düşüşün sebebi Rusya ile yaşanan kriz ve de önümüzdeki sene Rusların geri dönmesiyle bu kayıplar telafi edilecek.
 
Ancak şöyle bir durum var.
 
Toplam düşüş Antalya için yüzde 45, Türkiye geneli için yüzde 30 civarında. 
 
Antalya özelinden devam edecek olursak;
 
2015 yılında Ruslar Antalya’ya gelen toplam yabancı ziyaretçi sayısının yüzde 20’sini oluşturuyor. Bir başka ifade ile Rusya ile, yaşanan krizin Antalya turizm rakamlarını yüzde 20 civarında etkilemesi beklenirken toplam kayıp yüzde 45. 
 
Rusya’daki düşüşün yüzde 83 olduğu gerçeğinden yola çıkarsak, toplam düşüşün yüzde 30 gibi büyük bir kısmı Avrupa ve diğer pazarlardan kaynaklı. Bu da demek oluyor ki, diğer pazarlardaki düşüşlerin Rus pazarından daha büyük bir etkisi söz konusu.
 
Bu çerçeveden bakılarak sorunun kaynağı iyi analiz edilmeden yapılacak her türlü faaliyet, zaman ve kaynak kaybından başka birşey olmayacaktır. 
 
Artık içerisinde bulunduğumuz çağda dünya küçülmüş, insanlar birbirlerine daha fazla dokunur olmuştur. 
 
Ancak Dünya her ne kadar küçülse de bazı anlayışlar değişmiyor, Avrupa’da milliyetçilik, Ortadoğu’da ümmetçilik güç kazanıyor. 
Siyasilerin söylemleri ve faaliyetleri toplumların davranışlarına etki ediyor ve Dünya küçülürken insanlar düşünsel olarak birbirinden daha fazla uzaklaşıyor, daha çok çatışıyor.
 
Özellikle bizim bölgemiz üzerinden fiziksel olarak gerçekleşen çatışmalar ile Dünya haritası yeniden çiziliyor. 
 
Fiziksel olarak devletler hukukuna göre kabul edilmiş sınırlar olsa da, artık günümüzde bir de görünmeyen sınırlar mevcut.
 
Şu anda bu sınırların belirlenmesi süreci devam ederken, bu sınırlar da özellikle Türkiye için hızla değişmekte. 
 
Bir dönem Avupa’nın bir parçası olduğumuzu iddia ederek Avrupa Birliği çalışmalarını hızlandırırken, hatta Rusya ile ilişkileri bir kalemde silebiliyorken sadece bir kaç ay sonrasında Rusya ile yakınlaşma sonucunda yerimizin Asya olduğu ve Avrupa Birliği yerine
 
Şangay Birliği’ne girmemiz gerektiğini iddia ediyoruz. 
 
Bu görünmeyen sınırlar uluslarası ilişkileri belirlerken, toplumların zihinlerinde de bir konumlandırmaya neden oluyor.
 
Özellikle internet çağında sınırsız bilgi üretilip Dünya’nın dört bir yanına hızla yayılabiliyor.  Bilginin miktarı ve yayılma hızı o kadar yüksek ki, bilginin doğruluğu ve kaynağı çoğu zaman sorgulanmıyor dahi.
 
Ancak her bilgi doğru veya yanlış bir algı oluşturuyor. Bu algı uluslararası ilişkilerde ülkelerin konumunu belirlerken, güçlü veya güçsüz olma, gelişmiş veya gelişmekte olan, haklı veya haksız olma konumları tamamiyle bu algıya bağlı olarak değişiyor.
 
Daha mikro ölçekte kendi sektörümüz açısından baktığımız zaman ise, bu algı satın alma tercihlerine etki eden en önemli unsur. 
 
Herkes Türkiye’nin fiyat – kalite dengesi, misafir memnuniyeti gibi göstergelerde Akdeniz’deki rakiplerinden açık ara önde olduğu konusunda hem fikir. Ancak bir o kadar da insanların zihnindeki Türkiye algısının ne kadar negatif olduğu gerçeği var.
 
Bu algı doğru veya yanlış olsun, bunun uluslarası ilişkilerimizin turizm sektörüne yansıması olarak görülmesi gerekiyor. 
 
Maalesef Türkiye algısı ‘’Avrupalı modern bir Müslüman ülke’’ algısından, ‘’savaş içinde olan bir Ortadoğu ülkesi’’ algısına evrilirken, turizmde rakamsal bir gelişmeden bahsetmek hayalcilik olacaktır.
 
Bu algının ne kadar doğru olup olmadığı bir tartışma konusudur. Ancak unutulmamalıdır ki, biz kendimizi ne kadar farklı görürsek görelim sonuçta karşımızdakinin bizi anladığı, algladığı kadarıyla anlaşılabiliriz. 
 
Zaten yapılan açıklamalar, tahminler, çalışmalar da gösteriyor ki 2017 yılı için Rusya pazarı haricindeki bütün diğer pazarlardan düşüş bekleniyor.
 
Algıyı değiştirecek bir strateji doğrultusunda herhangi bir faaliyetimizin de olmaması, üstüne üstlük uluslararası politikada fiziki sınırımız olsun olmasın bir çok ülke ile bir gerilim ya da çatışma içerisinde olmamız, bu tahminleri doğru çıkartacak gözüküyor.
 
Umut edelim de Rusya pazarından beklenen artış hedeflerine ulaşabilelim.   
 

12-12-2016 12:00
Önceki Yazıları
ITB: TURİZMCİNİN ANA VİTRİNİ
14-03-2017 14:51 | 1 Yorum | Yorumlar
TURİZMCİ DON KİŞOT !
17-01-2017 15:31 | 1 Yorum | Yorumlar
MEMLEKETTEN BAYRAM MANZARALARI
05-09-2016 11:36 | 2 Yorum | Yorumlar
İMAJ HERŞEYDİR
20-09-2016 12:51 | Yorumlar

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar


15-01-2017 12:00
Yorumlar