18.08.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar
MEHMET HAN ERGÜVEN

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - İBRAHİM ARAT
KEŞİŞLER ŞEHRİ MÜNİH'İN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ !

 

 
Herşeyden önce belirtmeliyim ki bu bir gezi yazısı değil, aksine can sıkıcı seviyelere ulaşabiliecek bir öz eleştiri denemesidir.
 
Genellikle bana yol gösteren veya esin kaynağım olan bir büyüğümden bahsederim. O büyüğüm, sahip olduğu inanılan ak sakallı mübarek insan, düşünsel dağarcığımda çığır açmaya devam ediyor.
 
Almanya’da ziyaret ettiğim dördüncü şehir olan Münih’in bende bu derece etki yaratmasının sebebi, yine onun tavsiyesi üzerine gittiğim Alman Müzesi’nin (Deutsches Museum) beynimde yarattığı soru işaretleri ve Türkiye ile kıyaslamam sonrası yaratmış olduğu hayal kırıklığı yüzünden denebilir.
 
Münih isminin ‘’keşiş anlamına gelen ‘’Mönch’’ isminden türeyerek keşişlere ait yer ‘’Mönchen’’in bizim dilimize geçmiş hali’’ gibi ansiklopedik bilgileri atlayıp direkt Alman Müzesi’ne geçmek istiyorum.  
 
Alman Müzesi; madencilikten, elektrik enerjisine, çevreden,oşinografiye, nano teknolojiden, uzay bilimlerine, matematikten, müzik aletlerine kadar 8 ayrı kata yayılmış bir çok bölümden oluşuyor.
 
Sanki bir çok müzenin birleşiminden oluşan bir müzeler kompleksi...
 
Öyle ki, tek bir bilim, teknoloji veya endüstri kolunun anlatıldığı bölümü gezmek bile bir müzeyi gezmek kadar zaman alıyor. 
 
Müzenin bu derece büyük ve çok sayıda objenin bulunmasının tek nedeni tabi ki üretim...
 
Almanya, özellikle II. Dünya Savaşından sonra yerle bir olduktan sonra nasıl tekrar toparlanıp dünyada söz sahibi bir ülke haline geldi? Bunun en büyük nedeni, sadece üretmek için düşünmek, teknoloji ve bilime yatırım yapmak. 
 
Müzede bulunan bölümlerden bir tanesi de Siemens bölümü. Sadece Siemens’in ürettiği teknolojiyi görünce, bir dünya markası olmasıyla övündüğümüz markaların sadece Siemens’in ürettiklerinin yanında devede kulak kadar göründüğünü anlıyorsunuz.
BMW, Man, Siemens gibi markaların merkezi konumundaki Münih, Alman ekonomisine en fazla katkı yapan ikinci şehir. Birincilik, finans merkezi konumundaki Frankfurt’ta.
 
Yani Münih başta olmak üzere Bavyera Eyaleti’nin şehirleri Almanya’nın en fazla üreten, ekonomiye en fazla katkı yapan şehirleri. 
 
BMW, Man demişken biz hala artık modası geçmiş ve hiç bir katma değeri kalmamış otomobil sanayisine yatırım yapıp yerli üretim otomobil yapmaya çalışıyoruz. 
 
Ancak Münih’te yol kenarında şarja takılmış arabalar görüyorsunuz. Herhalde güneş enerjisi veya başka enerji kaynakları ile çalışan otomobiller gelişip sıklıkla kullanılmaya başlandığı zaman, Türkiye’de de ancak elektrikli yerli otomobile yatırım yapılır.
 
Yerli üretimin geliştiği, akaryakıt ve araç maliyetlerinin görece düşük olduğu bir şehirde bisiklet kullanımının bu derece yaygın olması da, insanların kendilerine ve doğaya olan saygılarına bir örnek.
 
1,5 milyona yakın nüfusu olan Münih’te bir o kadar da bisiklet var. 
 
Yine müzede herşey o kadar doğal olarak hazırlanmış ki, maden bölümüne girdiğiniz zaman yerin altına giriyor ve bildiğiniz bir madende dolaşıyorsunuz.
 
Kendimi o kadar kaptırmış olacağım ki, bir an en son Siirt’te meydana gelen maden faciasının etkisiyle bulunduğum mekan yıkılacak sandım. 
 
Ancak öğrendim ki, 2013 Ekim ayına kadar geçen 40 yıllık süreçte Almanya’da maden kazasında ölen işçi sayısı sadece ‘’0’’. 2013
Ekim ayında meydana gelen kazada üç işçinin hayatını kaybetmesi sonrası bütün madenlerin kapatılması gündeme getirilmiş.
1983 – 2015 yılları arasında Türkiye’de hayatını kaybeden  maden işçisi sayısı ise, maalesef 3.000’den fazla.
 
Yine son zamanlarda beni etkileyen haberlerden birisi de, cinsel istismarı engellemeye çalışmak için yasaları ağırlaştırmak yerine yasaların esnetilmesi olayı.
 
Son akşam geç saatte bir davetten dönerken, havanın da güzel olması nedeniyle yürümeye karar verdim. Issız bir ara sokağa denk gelince, Münih’te ilk kez bulunmamın verdiği bir tedirginlikle girip girmemekte kararsız kaldım.
 
Tam bu esnada karşıdan ve arkamdan birer kadının geldiğini görünce, cesaret edip yürümeye başladım. Anlattığım bu şartlardaki bir sokağaTürkiye’de girmek cesaret gerektirirdi. 
 
Almanya’nın neden en çok seyahat eden ve en çok harcama yapan ülkeler listesinde her zaman ilk üçte olduğunu anlamak için  ekonomisine bakmak yeterli.
 
Karınca misali... Bu kadar üreten bir insanın bu kadar çok seyahat etmesinden daha doğal ne olabilir ki?
 
Üretmek maddi bir zenginlik verirken, aynı zamanda kendine kaliteli zaman ayırma isteği, kendini değerli hissetme gibi manevi etkileri de beraberinde getiriyor.
 
Turizm açısından çıkardığım bir başka düşünce ise, iç turizm pazarı misafirlerinin bu denli eleştirilirken, Alman misafirlerin neden en çok istenilen turist profiline sahip olması ile ilgili.
 
Herşey, tamamiyle toplum içerisindeki yaşam anlayışına bağlı olarak birbirlerine gösterdikleri saygı ve dolayısıyla şehir hayatı kültürüyle ilintili. 
 
Sokakta, trafikte, iş yerinde, toplum içerisinde nasıl davranılıyorsa, tatilde de aynı şekilde davranılması gayet normal. 
Bir şehrin üç günde düşündürdükleri bunlar. Bakalım yeni şehirler daha neler düşündürtecek bana...

28-11-2016 12:01

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.