22.11.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - KAYHAN TANER ÖZEN
BANKALAR VE TURİZMİN FİNANSMANI

 

Son günlerde bankacılık sektörü eleştiri altında bulunmaktadır. Eleştirilerin özünde ise bankaların piyasaya yeterince ucuz kaynak (kredi) aktarmadığı düşüncesi yatmaktadır. Bu eleştiriler bankaların sektörleri bol ve uygun maliyetli kaynak ile fonlayamadığı gerçeği
ile örtüşse de pek de haklı sayılmazlar.
 
Unutmayalım ki bankalar da ekonomi içinde faaliyette olan diğer aktörler gibi kar amacı güden anonim şirket statüsünde birer kurumdurlar.
 
Ekonomide beyaz eşya imalatçısı bir A.Ş. ya da otomotiv pazarlamasında iştigal eden bir A.Ş. veya otel işleten bir A.Ş. ne ise bir banka da odur. Para ticareti ve hizmetleri alanında çalışan bir bankadan da sermayedarları koydukları kapitale göre dönem sonunda en yüksek kazancı beklerler. Yani diğer şirketlerden farklı bir anlayışla işlerini yapmazlar.
 
Bankalar bir hayır kurumu hiç değillerdir.
 
Amaçları faaliyetleri sonucunda mümkün olan en yüksek kazancı elde etmektir.
 
Fakat bizim toplumumuzda bankaların ekonomik olarak sıkıntıda olanlara yardım etmesi gereken kurumlar olduğu yönünde bir inanış vardır. Sıkıntıda olan bankaya gider, borç alır, işini görür, rahatlar. Bankacılık böyle bir iş değildir. Paraya, finansmana ihtiyacı olan bankaya gider aldığı malın, hizmetin bedelini öder ve ihtiyacını giderir. Bankacılık budur.
 
Bizdeki yanlış banka algısının altında yatan sebep ise geçmişte kamuya ait bankaların misyonları çerçevesinde sektörlere verdikleri desteklerdir. Misyonu tarımı desteklemek olan Ziraat Bankası zararı göze alarak çiftçilere düşük faizli (sübvansiyonlu) krediler vermiştir. Emlak Bankası konut projelerini finanse etmiştir vs. Bu faaliyetlerden ortaya çıkan zararları da Hazine bilahare finanse ederek bankların bilançolarını düzeltmiştir.
 
Aynı kapsamda T.C. Turizm Bankası A.Ş. ve devamı olan Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. de turizm projelerini zararı göze alarak finanse etmiştir. Örneğin Birinci Körfez Savaşından sonra çakılan turizm sektörünü desteklemek için incoming yapan acentelere Türkiye Kalkınma Bankası yıllık %10 faizle TL üzerinden kredi vermiştir.
 
Elbette o yıllarda enflasyonun %60-80 bantlarında gezindiğini hatırlatmaya gerek yok. Bu krediyi Hazine finanse etmiş ve ortaya çıkan zararı da üstlenmiştir. Elbette sonuçta gelen turist ile ülke ekonomisi kazançlı çıkmıştır.
 
Fakat son 15 yıldır Hazine sahibi olduğu kamu bankaları aracılığıyla bu tür net sübvansiyonlarda bulunmamaktadır. Borsaya açılan kamu bankaları da faaliyetleri sonucunda özel sektör bankaları gibi kar yazmak istemektedirler. Fakat toplumda geçmişteki alışkanlıklardan kaynaklanan beklenti hala değişmemiş gözükmektedir.
 
Siyasi irade de toplumun ve ekonominin beklentilerini karşılamak için bankaların düşük faizle kredi vermesi gerektiği yönünde telkinlerde bulunmaktadır. Bu telkinlerin adresi ise elbette özel sektör bankalarıdır. Çünkü hükümet kamuya ait bankaların yönetimi üzerinde zaten söz sahibidir. 
 
Bankalar ekonomi yönetiminin beklentilerine yanıt verip faizleri indirecekler midir? Burada önemli olan iki nokta vardır. Birincisi ucuz kredi vermek için bir niyet, ikincisi de ekonomik olanaklar. Türkiye’deki özel sektör bankalarının önemli kısmının hisseleri yabancı yatırımcılardadır. Bu yatırımcılar doğal olarak koydukları sermaye karşılığında en yüksek kazancı beklemektedirler.
 
Dolayısıyla bankacılık sektörünün en düşük getirili ve riskli ürünü olan kurumsal krediler için böyle bir çabaya girmek istemezler. Kurumsal (şirketlere verilen yatırım, işletme kredileri) kredide bankalar döviz üzerinden %3-4 gibi bir spreadla (komisyon) çalışmaktadırlar.
 
Piyasalarda da %3 civarında sorunlu kredi olduğu düşünülürse bu alan bankacılar için çok çekici olmayacaktır.  Spreadı yüksek olan dolayısıyla karlı olan tüketici kredileri ise artan işsizlik, düşük büyüme, bozulan gelir dağılımı gibi sebeplerle son dönemde bankaları düşündürmektedir. Geriye hizmetlerden alınan ücretler kalmaktadır ki bu alanda da baskılar vardır.
 
İkincisi, ekonomide sıkıntılı koşullar varken bankalar da pozisyonlarını geleceğe göre ayarlamak durumunda kalacaklardır.
 
Yabancı ortaklar Türkiye’ye kaynak aktarımına olumlu bakmayacak, Türk sermayeli bankalar ise Türkiye’nin kredi notundaki düşüşle beraber yurt dışından borçlanmayı daha pahalı yapacaklardır. İçerde zaten tasarruf kısıtlı olduğuna göre (Türkiye’de tasarruf oranı %12-13, Çin’de %55, OECD ülkelerinde %33 civarında), maliyeti artan bankalar daha ucuza kredi sağlama konusunda çaresiz kalacaklardır.
 
Bu koşullar altında turizm yatırımcıları da bankalardan eskisi kadar destek göremeyeceklerdir.
 
Bu noktada çözüm yine kamudan gelmek durumundadır. Hazine içerdeki tasarruflardan elde ettiği kaynakları bankalar üzerinden ekonomiye plase edebilir. Ayrıca yurtdışındaki uluslararası finans kurumlarından hazine garantörlüğünde sağlanan kredilere ağırlık verilerek ekonomiye görece ucuz yatırım kredileri sağlanabilir. Bankalar mevcut yapıları ile bu tür uygun finansman olanaklarını en küçük yatırımcıya kadar ulaştırabilirler. 
 
Hazinenin geçmişte yaptığına benzer böylesi bir fedakarlıkla yatırımlar artar, beraberinde istihdam ve refah artışı gerçekleşir. Sonuçta hem ekonomi hem de hazine kazanır.
 
Türk turizminin ihtiyacı olan yatırımlara gereken finansman da yine Hazinenin vereceği sübvansiyon ile Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. tarafından yatırımcılara ulaştırılır. Böylece mevcut işletmelerin kaynak sıkıntısına bir çözüm bulunabileceği gibi yeni destinasyonların oluşturulmasına da destek verilir. Büyüyen turizm ise bugün alınan destekleri kat be kat geri öder. Örnek vermek gerekirse 1986-1994 arasında Hazinenin turizme verdiği geri ödemesiz nakit Kaynak Kullanımını Destekleme Primi tutarı 743 Milyon $, sadece Antalya Havaalanının 15 yıllık kiralama bedeli olarak Hazinenin elde ettiği gelir 3 Milyar $. 
 

04-11-2016 16:47

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.