22.11.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - KAYHAN TANER ÖZEN
TÜRK TURİZM SEKTÖRÜNÜN ANA PAZARI

 

 

 

 

Yukarıdaki görsel T.C. Turizm Bankası A.Ş.’nin yabancı yatırımcıların Türk Turizm sektörüne yatırım yapmalarını sağlama çabaları çerçevesinde 1986 yılında hazırladığı “Güneybatı Türkiye Turistik Yatırım Alanları” kataloğundan alınmadır. Türk Turizmi için o yıllarda öngörülen potansiyel pazarları göstermektedir. Harita Güney Avrupa ve Ortadoğu için kültür turizmi talebinin, Kuzey Avrupa için de tatil turizmi talebinin hedef alındığını göstermektedir.
 
O yıllarda dünya siyasetinde demir perdenin yıkılacağı ve eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliğinin uluslararası turizm pazarı olacağı, turizmin duayenleri dahil, kimsenin aklına gelmemektedir.
 
Fakat dağılmasından 15 yıl gibi kısa bir süre sonunda SSCB coğrafyası uluslararası turizmin önemli bir pazarı haline gelmiştir.
 
Türk turizmi de bu yeni pazarlardan gelen talep ile öngörülerin ötesinde bir büyümeyeulaşmış ve Dünya Turizm Liginde altıncı sıraya kadar yükselebilmiştir.
 
Dağılan birliğin merkez ülkesi olan Rusya’nın turizm pazarı tek başına Türkiye’ye yılda 4,5 Milyon turist gönderen olgunluğa ulaşmıştır.
 
Türkiye ile Rusya arasında yaşanan uçak krizi ile gündeme gelen Türkiye’ye yönelik seyahat kısıtlaması sonucundaysa ise 2016 yılında Rusya pazarından gelen turist sayısı neredeyse sıfıra düşmüştür. 
 
Benzer olayı Türk turizmi İsrail pazarı ile de yaşamış, 600 Binlere ulaşan İsrailli turist sayısı “oneminute” krizi ile 200 Binlerin altına inmiştir.
 
İran pazarı da İran iktidarının siyasi tavrına göre sürekli dalgalanmalar göstermiştir.
 
Keza yılda 1.2 Milyon turiste kadar çıkan Suriye pazarı da bir anda sıfıra indiği gibi üzerine bir de 2.5 Milyon mülteci Türkiye’ye gelmiştir.
 
Buna mukabil Türkiye’nin 2016 yılında yaşadığı darbe, terör talihsizliklerine rağmen Avrupa Birliğinden gelen turist sayısı düşmekle beraber sektörün temel ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde bir girdiyi sağlamıştır. 1986 yılından buyana ana pazar olarak görülen Kuzey Avrupa pazarı turizm sektörünün en büyük ihtiyacı olan istikrarı Türk Turizmine vermiştir.
 
Rusya ile Türkiye arasındaki krizin aşıldığı, turizm sektöründe gelecek yıl her şeyin normale döneceği beklentisi sektörde oluşmuş gözükmektedir. Fakat demokrasisi yeterince gelişmemiş bir ülkede iktidarın yarın ne yapacağı hiç belli olmayacaktır. Rusya gibi ülkelerde liderin siyasi tavrına göre politikalar belirlenmekte, demokrasinin gerekleri göz ardı edilebilmektedir. İnsan hakları, seyahat özgürlüğü, bireysel haklar gibi gelişmiş demokrasilerin olmazsa olmaz alt yapıları bu tür ülkelerde hemen ihlal edilebilmektedir.
 
Almanya, İngiltere gibi ülkeler de vatandaşlarına seyahat uyarılarında bulunmaktadırlar. Fakat bu gelişmiş demokrasilerde iktidarın bir ülkeye gitmeyi yasaklaması hiç kimsenin aklına gelmemektedir. İktidarların bu yöndeki bir taleplerine vatandaşlarından alacakları tepki de bellidir. Dolayısıyla bir AB üyesi devletten belli bir destinasyona seyahat yasağı getirmesi pek beklenemez.
 
Bugünlerde sektörün ileri gelenleri yeni pazarların peşine düşülmesi gerektiğini dile getirmektedirler. Öngörülen pazarlar ise Çin ve Hindistan’dır. Elbette sektörünüz için yeni pazarlar peşinde sürekli koşmalısınız ki hem sektörün hacmini koruyasınız hem de büyüyesiniz. Fakat Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da olmamak gerekir.
 
Türkiye turizminin öncelikli hedefinin Kuzey Avrupa pazarını korumak olduğunu herkes bilmelidir. Bugünden yarına değişen pazarlardan gelecek talep ile yatırımlarınızı koruyamazsınız.
 
Hele Dünya Turizminin büyümeye devam ettiği bir dönemde turizm sektörünüzü yeni yatırımlarla büyütemezseniz uluslararası rekabette geri kalırsınız. Nitekim 2016 yılı için yaşadığımız gerçek budur.
 
Dünya uluslararası turizminden Türk Turizmi negatif yönde ayrışmıştır. Bu negatif ayrışmanın önümüzdeki dönemde devam etmemesi için yapılması gereken AB pazarlarını korumaktır. Özellikle Almanya pazarına özen göstermek gereklidir.
 
Unutulmaması gereken nokta sadece pazar ülkelerdeki siyasetin turizmi olumsuz etkilemediğidir. Destinasyon ülkelerdeki siyaset de turizme darbe vurmaktadır. Örneğin Tayland’daki darbe ülke turizmini olumsuz etkilemiştir. Mısır’ın iç siyaset sorunları en az terör tehdidi kadar turizmine olumsuz etki yapmıştır. Dubai’nin hukuk sisteminin evrensel hukukla olan farklılıkları turizmini olumsuz etkilemiştir. 
 
Türk Turizminin önündeki en büyük engel artan terör ve komşularında yaşanan savaşların olumsuz etkisidir. Fakat AB’den gelecek turist için gittiği destinasyonlardaki hukuk sisteminin sağladığı koruma, demokratik iklim, çevre sorunları gibi alanlar da en az güvenlik kaygısı kadar önemlidir.
 
Türk Turizminin ana motoru olan AB pazarı ile ilişkilerini güçlü tutması hayati önem taşımaktadır.
 
Sektör için yeni pazarlar bulma kaygıları ve çabaları yerindedir. Ancak birinci öncelik mevcut pazarları korumak olmalıdır.
 

17-10-2016 00:00

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.