25.09.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara
Günün Yorumu




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - İBRAHİM ARAT
TÜRKİYE'NİN PAZAR GELİŞTİRME İMTİHANI: KÖRFEZ PAZARI (1)

 

Aslında,yeni pazarlar bularak pazar geliştirme faaliyetleri, normal zamanlarda düşünülmesi, tartışılması ve harekete geçilmesi gereken bir konudur.
 
Ancak Türkiye’de ne zaman başat pazarlada sıkıntı yaşıyoruz, yeni pazarlar bularak açığı telafi edeceğimiz yanılgısına düşüyoruz.
 
‘’Eğer, yeni hedef pazarlardan bu kadar süratli bir şekilde talep yaratabiliyorsak, neden daha önce aklımıza gelmedi?’’sorulması gereken ilk soru şüphesiz, ama bu tamamen başka bir yazı konusu.
 
Bir zamanlar Çin Pazarı gibi pazarlardan beklenti içine girmiştik ve hatta Çin için sadece nüfusa bakarak Türkiye’nin 1 numaralı yeni pazarı olabileceği iddiaasında bulununlar dahi olmuştu. 
 
Bu sene yaşadığımız krizden sonra ‘’Arap Pazarı’’ kurtarıcı pazar olarak ortaya atıldı. 
 
Ancak ‘’Arap Pazarı’’ olarak bir tanımlama getirmek, hedefin daha en baştan sağlam temellere dayanmadığının bir göstergesi.
 
Hedef tanımı, tam yapılmadığı için sağlam temellere dayanmıyorken, bir de hedef pazara ulaşma yönteminin yanlış belirlenmiş olması, insanlar arasında bu konu üzerinden bile bir tartışma konusu yarattı.
 
Bir kesim fikiri çok beğenerek, 2016 yılındaki bütün kayıpların bu pazardan telafi edilebileceğine inanmış(!) ve bu fikrin sorgusuz sualsiz savunuculuğunu üstlenmiş vaziyette. 
 
Ancak, hedefe ulaşma yöntemi olarak ‘’Müslüman Dostu Turizm’’ tanımlaması da bir kesimde üzerinde düşünülmeden siyasal reflekslerden dolayı hiç sıcak karşılanmadı.
 
Ne yazık ki bu da ülkenin yıllardan beri içinde bulunduğu siyasal atmosferin turizm sektörüne yansıması.
 
Sadece tanımlar üzerinden fikir yürütmeye çalışıyor ve bize ne gibi faydası olup olmayacağını sorgulamadan bir kanıya varıyoruz. 
 
Bu pazar bizim için çok önemli ancak aynı zamanda kayıplarımızı telafi etmek için yeterli değildir. Hatta bazı kesimin iddia ettiği gibi
Avrupa ve Rus pazarının alternatifi olarak düşünmek büyük hata olur.
 
Bunun nedenlerini anlamamız için bölgenin detaylı analiz edilmesi gerekmektedir.
 
Bu ve takip eden bir kaç yazımda bölgeyi, ekonomi, kültür, sosyal hayat ve seyahat eğilimleri konularında anlatmaya çalışacağım.
 
Hedef tanımının tam yapılmadığı hususunu detaylandırmak gerekirse;    
 
Kuzey Afrika ve Ortadoğu (İngilizce kısaltması MENA) olarak tanımlanan 20 ülkenin İran, İsrail ve Sudan hariç geriye kalan 17 tanesi Arap ülkesidir. 
 
Coğrafya olarak; en batıda Fas’ın, en doğuda İran’ın, en kuzeyde Suriye’nin ve en güneyde Yemen’in bulunduğu çok  geniş bir bölgeden bahsediyoruz.  
 
Bu 17 ülkenin her biri Arap ülkesi olsa da bölgeyi olduğu gibi bir homojen yapı olarak düşünmek yanlış olur.
 
Coğrafi özelliklerinden tutun da ekonomilerine, kültürlerinden tutun da konuştukları lehçelere kadar bir çok farklılık gösteren ülkeler topluluğudur.
 
Bazı ülkelerin nüfusu 70 milyonu aşmışken bazı ülkelerin nüfusu sadece 2 milyon ve hatta bu nüfusun %85’i de ‘’expat’’ diye tabir ettiğimiz yabancılardan oluşmaktadır.
 
Nüfusun tamamınınMüslüman olduğu ülkeler var iken bazı ülkelerde Hristiyanlığa mensup azımsanmayacak oranda Arap topluluk mevcuttur.
 
Bazı ülkeler Dünya’nın en zengin ülkeleri arasında yer alırken bazı ülkelerin ekonomileri Dünya ortalamasının altında seyreder.
 
Kişi başı milli geliri 100.00$’ı aşmış ülkelerin yanı sıra daha 10.000$’a erişememiş ülkelerden bahsediyoruz.
 
Bazı ülkeler demokrasi (!) ile yönetilirken bazı ülkelerde mutlak monarşi hala devam etmekte...
 
Bu kadar farklılığın olduğu bir bölgeyi‘’Arap Pazarı’’ olarak tanımlayıp bu ölçekte değerlendirmek daha planlama aşamasında hata yaptığımızın bir göstergesi değil midir?
 
‘’Arap Pazarı’’ tabirinden benim anladığım Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Umman’dan oluşan ‘’Körfez Ülkeleri’’.
 
Ancak kast edilen bu bölge ise bu durumda da ‘’Arap Pazarı’’ tabiri yine eksik kalmaktadır.
 
Çünkü Körfez Ülkeleri’nde Arap halkın oranı ortalama %15-%20 civarında iken bu topraklarda yaşayan yabancıların oranı %80-%85’leri bulmaktadır. 
 
Bu insanların bir kısmı ucuz iş gücü olarak istihdam edilmiş olsa da, gelir düzeyi yüksek ve tatile çıkma potansiyeli olan insanların oranı da azımsanmayacak ölçüdedir. 
 
Eğer bu pazarda pay sahibi olunmak isteniyor ve bunu sağlamanın da bir pazarlama maliyeti söz konusu ise neden bu sadece ‘’Müslüman Arap’’lara indirgenerek bölgenin diğer potansiyeli göz ardı ediliyor?
 
Bunun en büyük sebebi, daha önce belirttiğim gibi tamamiyle dersimize iyi çalışmamak, detaylı bir analiz yapmadan popülist söylemlerle günü kurtarmaya çalışmaktır.
 
Körfez Ülkeleri’ni daha iyi anlayabilmek ve potansiyelini tam kavrayabilmek için ilerleyen yazılarda bölge hakkında daha detaylı yazacağım.  
 

26-09-2016 11:04

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.