28.02.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - İBRAHİM ARAT
TÜRKİYE'Yİ DİZİDEN ÖĞRENMEK

 

Kuvey’te aynen gerçekleşmiş bir diyalog;
 
Ziyaret ettiğim bir acenta sahibi ile sohbet ediyoruz;
 
- Aaaa sen Türk müsün? Bayılıyorum ben Türkiye’ye. Neydi o dizinin adı, hah Harem Al Sultan şimdi bir de Kösem var. İzliyor musun?’’
 
- Hayır
 
Yine acenta sahibi bir arkadaş ‘’Mohanned?’’.
 
Bende yine aynı cevap. ‘’Hayır onu da izlemiyorum.’’
Ve ardından hiç unutmayacağım tepki ‘’Türk olduğuna emin misin? Türküm diyorsun ama bu dizileri izlemiyorsun. Oysa karımla ben her gün bu dizileri izliyoruz...’’
 
Dizilere olan ilgisizliğim anlaşılınca, acentecinin başlarda Türk olduğumu duyduğunda yüzünde oluşan o mutluluk ve yakın alakanın yerini soğuk bir muhabbet aldı ve bir anda yanımdaki Hintli arkadaş ile aynı konuma düşüverdim.  
 
Burada adı anılan; Harem Al Sultan-Muhteşem Yüzyıl, Mohanned de Kıvanç Tatlıtuğ’un Arap dünyasındaki ismi. 
 
Türk dizileri bir şekilde Arap dünyasına uyarlanıyor.
 
Herhangi bir tepkiden çekinmedikleri için de daha doğru isimler koyabiliyorlar. 
 
Hazır Türk dizilerine bu kadar talep varken,bu önemli potansiyeli neden daha planlı bir şekilde turizm pazarlamasında kullanmadığımızı hep sorgulamışımdır.
 
Türk dizi sektörü, Dünya’da içerik üretimi bakımından ABD’nin ardından ikinci sıraya yükselmiş.
 
Dizi ihracatçısı Calinos Holding’in Genel Müdürü Beşir Tatlı,13 Ocak 2016’da AA’ya verdiği bir röportajında yılda yaklaşık 70 dizi üretildiğinden bahsediyor. 
 
Bunların ortalama 15’i, dünya genelinde Ortadoğu’dan Balkanlar’a, Türki Cumhuriyetler’den Latin Amerika’ya kadar 70 ülkeye ihraç ediliyormuş. 
 
İhraç edilen yaklaşık bu 15 diziden elde edilen gelir  2015 yılında 250 milyon $ iken, bu rakamın 2016 yılında 300 milyon $’a çıkması bekleniyor.
 
Türk dizilerinin yarattığı bu önemli ekonominin yanı sıra, bir de kültür ihracatı aracılığıyla dolaylı yoldan yaratmış olduğupazarlama ve tanıtım etkisi var. 
 
Yazının başında vermiş olduğum örnekte de olduğu gibi, en azından benim tecrübe edebildiğim bir bölge olmasından dolayı Arap dünyasında Türkiye’ye karşı olan sempatinin başlıca sebebi Türk dizilerinden edinilen izlenim ve belki de özlemi duyulan bir hayatı yansıtması.
 
Özlemi duyulan o hayat tarzı, tabi ki sadece son model lüks arabalara binmek, boğaza sıfır yalıda oturmak gibi salt maddiyatla alakalı değil. 
 
Türkiye’nin sahip olduğu doğal güzelliklerinin yanı sıra,dizilerde insanların görece olarak daha özgür bir çevrede yaşadığının yansıtılması, modern yaşam tarzı, asıl arzulanan olsa gerek. 
 
Çünkü her ne kadar ekonomik anlamda zengin olsanız da, para ile elde edemeyeceğiniz birçok şey vardır.
 
Bunların başında da, yaşadığınız doğa ve çevre gelir. 
 
Dubai’yi diğerlerinden ayrı tutarsak, Körfez Ülkelerinde alış veriş merkezleri ve yiyecek içecek mekanlarından başka pek fazla bir seçenek bulunmuyor.
 
İnsanların bu kadar sıklıka yurt dışına seyahat etmelerinin başlıca sebebi, bu coğrafyada yapabileceklerinin sınırlı olmasından kaynaklanıyor.
 
Nasıl ki biz Türkler haftasonlarında; bir ırmak kenarı, deniz kıyısı, yayla gezilerine gidiyorsak, bu bölgedeki insanlar için de haftasonları sadece bir veya iki günlerini bir otelde geçirmek, yapılabilecek yegane haftasonu aktivitesidir. 
 
Bu nedenle insanlar buldukları ilk fırsatta kendilerini yurt dışına atıyorlar. 
 
Bu fırsatlar, genelde uzun haftasonu olarak değerlendirilen resmi tatiller olduğundan tatil paketleri de sadece üç veya dört gecelik.
 
Zaten bu kısa tatillerden en önemli beklenti, çöl ikliminin vermiş olduğu boğucu havadan uzaklaşmak.
 
Dizilerde görülen Türkiye, buradaki insanlar için benzer bir kültüre sahip olup ama aynı zamanda daha güzel bir ortamda ve daha özgürce yaşamak demek.
 
Türkiye, bu hayatı deneyimlemek, gözlemlemek için ilk tercih edilen ülkeler arasında.
 
Dizilerin yansıtmış olduğu gerçeklik, beklentilerde kişiden kişiye farklılık gösteriyor.
 
Mesela Doha’da bir arkadaşım biraz da esprili bir şekilde, ‘’Dizilerde oynayan kadın oyuncular sanırım Türk değil yabancı. Ben İstanbul’a giderken her yerde Bihter gibi Türk kızları göreceğimi sanıyordum, oysa hiç de öye değilmiş.’’ demesin mi!.
 
Yurt dışına ihraç edilen Türk dizilerinin, ülkeyi tanıtma, bir Türkiye algısı yaratma gibi hedefleri yok. Ama hızla o yönde bir rolleri gelişiyor. 
 
Diziler sayesinde oluşan Türkiye talebi, belki ilk başta hedeflenen bir durum değildi.
 
Ama artık turizm camiasının ve yetkililerin, dizileri ülke pazarlamasının bir parçası olarak görüp, tanıtıma etki edecek planlamalar yapmaları gerekiyor.
 
Diziler sayesinde yapılan tanıtım, bütün diğer tanıtım kanallarından daha faydalı olacaktır. 
 
Çünkü, görece olarak soğuk ve monoton bir şekilde insanlara,“bu ürünü alın” demek yerine diziler aracılığı ie onların evlerine, dünyalarına, sosyal hayatlarına girerek, satın alma davranışı oluşturma şansına sahip olabiliriz..  
 

18-08-2016 04:30

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar


15-01-2017 12:00
Yorumlar