22.11.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - KAYHAN TANER ÖZEN
TURİZMDE KRİZ SONRASI BÜYÜK OYUNCULAR DEVREYE GİRECEK

 

Her şey ne kadar güzeldi! Dünya Uluslararası Turizmi yılda %3 büyürken Türk Turizmi %8-10 büyüyordu.
 
Gelirler görünmeyen kalemlerle 45 Milyar $ civarına gelmişti. Dış turizm harcamasına giden 5-6 Milyar $ düşüldüğünde elde kalan 40 Milyar $ bir güzel harcanıyordu.
 
Birbiri ardına açılan lüks alışveriş mabetleri ithal edilen çeşit çeşit ürünleri satıyordu.
 
Çocukların ellerinde pabuçlarından büyük telefonlar, evlerin duvarında devasa televizyonlar, satışı sürekli artan yıldızlı, pervaneli, halkalı lüks arabalar, refah için kentlere toplanan ahaliye satılan pahalı rezidanslar. Tabi bunlara yapılan gerekli gereksiz kamu harcamalarının getirdiği konforu, ekonomide önceliği tartışmalı yatırımların göz kamaştırıcı cazibesinin sağladığı mutluluğu da ekleyebiliriz.
 
Elbette bu rüya bir gün bitecek ve ekonomimiz gerçeklerle yüz yüze gelecekti. Fakat yapılan harcamaların acı yüzünü bu kadar ani göstermesi de beklenmiyordu. Tüketen ama gelecek için yatırım yapmayan ekonomik sistem ancak borçla yürüyebilir. Borçlanmanın da bir sınırı vardır.
 
Bugüne kadar Turizm Sektörünün artan incoming gelirleri bu sınırı sürekli genişletmiş, ekonomi kurmaylarının da elini rahatlatmıştı. Turizmde yaşanan kriz, mükemmel bir ihracat geliri olan, dış gelirlerimizi 12-15 Milyar $ civarında aşağıya çekecek gözükmektedir. Bu açığı kapatacak bir başka kaynak ekonomimizde hali hazırda yoktur.
 
Belki düşen petrol fiyatları trendini sürdürürse ekonomi cari dengeyi sağlar. Böylece denge sağlanır. Ya da birileri ihtiyaç olan rakamı borç olarak verir. Böylece Türk Ekonomisi beklenen not indiriminden kurtulma şansını yakalar.
 
Turizmde sıkıntılı dönemler geçmişte de oldu. Fakat sektörün dinamizmi ve pazar çeşitliliği yaşanan sıkıntıların bir şekilde atlatılmasını sağladı. Bu kez yaşanan kriz artık turizm camiası tarafından yönetilemeyecek boyutlardadır. Rusya ile yaşanan kriz 2017 sezonuna kadar aşılacaktır. Bu önemli pazarımızdan gelen 4,5 Milyon turistimize tekrar kavuşmamızın yolu açılacak gözükmektedir. Rus halkının da bu yönde baskısı vardır ve Rusya’nın Batı’ya uyguladığı yaptırımlar Türkiye’yi Rusya açısından vazgeçilemez kılmaktadır.
 
Fakat asıl sorun ana turizm kanallarımızda yaşanan pazar kaybıdır. Yaşanan olumsuz gelişmeler Almanya, İngiltere, Hollanda gibi önemli pazarlarımızda ciddi ve kalıcı kayıplara yol açmaktadır.
 
Elbette Batı Dünyası Tük Turizminin düşmesini istemektedir. Türk ekonomisine girmeyecek olan kaynak İspanya’ya, İtalya’ya, Yunanistan’a, Portekiz’e gidecektir. Ekonomik sıkıntı yaşayan, yüksek işsizlikle boğuşan bu destinasyonların ekonomik verileri düzelecektir. Saydığımız ülkelere borç veren Almanya, İngiltere, Hollanda bankaları tahsilat sorununu da böylece aşacaklardır.  Almanya’nın yıllık 100 Milyar $ dış turizm harcaması olduğu unutulmaması gereken bir rakamdır. Bu paranın gittiği yer ihya olacaktır. Böylece Batı bir taşla iki kuş vuracaktır. Türkiye hakkında bu kadar kara propaganda yapmalarının nedeni budur.Gemi turizmine kayan payı da unutmamak gereklidir. Buraya giden para da başta ABD olmak üzere Kuzey Avrupalılara yarayacaktır.
 
Bu yazıda ele almak istediğim asıl konu krizin devamında otellerimizin yabancı yatırımcılara satılacak olmasıdır.
 
Türk Turizminin elinde bulundurduğu tatil turizmine hitap eden yaklaşık bir milyon yatak üzerinde büyük otel zincirlerinin gözü vardır.
 
Beş bin oteli bulunan IntercontinentalHotelsGroup’un, yine dört binin üzerinde oteli bulunan Hilton Group’un ve diğerlerinin Antalya ve Dalaman destinasyonlarından pay almak istemeyeceğini düşünmek mantıklı olmaz.
 
2008 finansal krizinden sonra şirketlerin masraflarını kesmeleri sonucu kurumsal müşterilerden beslenen şehir otellerinin cirolarında büyük düşüşler oldu. Bu düşüş de Kuzey Amerika’da ve Avrupa’da güçlü olan büyük zincirlerin karlılığını olumsuz etkiledi. Fakat 2008 küresel krizi otel ücretlerini bireylerin ödediği tatil turizmini etkilemedi.
 
Bu gelişme karşısında büyük zincirler tatil turizminde güçlenmek istediler. Türkiye’nin uluslararası turizm liginde 6. Sırada olduğunu işte ancak 2009 yılının sonunda öğrendiler.Intercontinental Group %18.7 ciro kaybedince 700 bin yataklı Antalya’da bir otel ile temsil edildiğini hayretler içinde gördü. Hilton hiç temsil edilmiyordu. 
 
Zincirler Türkiye’ye eğildiler fakat Antalya’yı seyahat acenteleri (TUI, PEGAS, Thomas Cook vd.) satıyordu. İsme gerek yoktu. Pazara giremediler. Şehir otelciliğinde yer bulabildiler.
 
Şehir otellerinin işletmesindeki problem ise artan internet satışının isimsiz otellere avantaj sağlaması ve rekabetçi rezervasyon sitelerinin karları biçmesi oldu. Artık yeni nesil otel müşterisi isimden çok internet tavsiyelerine ve verilen puanlara bakmaktadır.
 
Yani şehir otelciliğinde de koşullar değişmektedir. O zaman Dünya otelciliğinin devleri giremedikleri karlı yerlere gireceklerdir.
 
Özellikle Türk Turizminin yaşadığı kriz iki yılı aşarsa otel işletmeleri sıkıntıya düşecektir.
 
Otellerin iki kötü sezondan sonraki belirsiz 2018 sezonuna hazırlanması için gereken yatırımı da yapamayacak olan birçok yatırımcı satış trendine girecektir. İşte bu ortamda yabancı zincirlersistemlerindeki mevcut yatırımcılarını (franchisee) Antalya ve Dalaman destinasyonlarına yönlendireceklerdir.
 
Büyük zincirlerin isim hakkı verdiği yatırımcılar içinde hacim olarak gerçekten büyük yatırımcılar vardır. Intercontinental’ınisim verdiği 5000 otelin sadece 16’sı kendine aittir. Sözünü ettiğimiz yatırımcılar Antalya’daki özellikle 5-10 bin yataklı şirketlere tekliflerde bulunacaklardır.
 
Yabancı yatırımın Türk Turizmine bu şekilde satın alma ile girmesinin sektöre bir katkısı olmayacaktır. Otelini satanların tekrar otel yatırımına girmesi düşük ihtimaldir. Dolayısıyla giren para bir kapasite artışına yol açmayacaktır. Öte yandan yabancı yatırımcılar bir müddet sonra karlarını dışarıya taşımaya başlayacaklar ve ekonomi için bir artı değer yaratmayacaklardır. Milli kimliği olan sektörün bugüne kadar ekonomiye sağladığı marjinal fayda düşecektir. Türk Turizmini bu tehlikeden korumak gereklidir. Yapılması gereken turizm yatırımcısına (kriz ortamında) gerektiğinde sübvansiyon vermek (ucuz kredi, istihdam desteği vs.) ve mevcut pozisyonunu korumasını sağlamaktır. Yabancı yatırımcıya ise gelişmesi istenilen destinasyonlarda yatırım yaptırmak için teşvik vermektir. Bu destinasyonlar da Tarsus ve Trabzon destinasyonlarıdır.
 
 

02-08-2016 07:27

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.