27.05.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
8. Uluslararası Turizm Karikatürleri Yarışması'ndan... Seçme Karikatürler
Trayko Popov/ Bulgaria



Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri

Biletbayisi.com Türkiye'de ucuz uçak biletinin adresi.



Otel bulmanın en kolay yolu

Yazarlar - İSMAİL TOKSOY
1 Yorum | Yorumlar
İDAM CEZASI: ŞÜYUU VUKUUNDAN BETER
Türkiye son günlerde önemli tarihi günler yaşıyor. 
 
Daha önce “Hizmet Hareketi”, “Cemaat” gibi isimlerle anılırken, artık “Fethullahçı Terör Örgütü” (FETÖ) olarak adlandırılan ve neredeyse herkesin bunun böyle olduğunu kabul ettiği gözlenen yapının düzenlediği başarısız darbe girişimi, arkasından pek çok tartışmayı da beraberinde getirdi. 
 
Yaşanan bu tarihi olay, yaşamın pek çok alanını olduğu gibi turizm ve seyahat sektörünü de yakından ilgilendiriyor, yakından ilgilendiren sonuçlara gebe. 
 
Bunlardan en önemlilerinden biri de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’nin olayın hemen sonrasında tartışma gündemine soktuğu “idam cezası”nın yeniden getirilmesi. 
 
Türkiye’de idam cezası nasıl ve ne zaman kalkmıştı?
 
Türkiye'de idam cezası, önce 2001'de savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışındaki suçlar için, 3 Ağustos 2002'de de "Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hâllerinde işlenmiş suçlar hariç" şartı ile kaldırıldı. 7.5.2004 tarihli 5170 sayılı kanun ile anayasadan ölüm cezaları ile ilgili maddeler çıkarıldı. 14.7.2004 tarihli 5218 sayılı kanunla Türk Ceza Kanunu'ndan ölüm cezaları ile ilgili maddeler çıkarıldı. Böylece ölüm cezası Türk Hukuku'ndan tamamen kaldırılmış oldu. 
 
İdam cezasının hukuktan tamamen çıkarılması AKP iktidarı döneminde olurken, bugün yeniden konuyu gündeme getiren yine AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu. 
 
Şunu ilk baştan belirtmekte yarar var; idam cezasının gündeme getirilmesi, Türkiye’nin dışarıdaki imajına çok büyük darbe vuran bir gelişmedir. Konu, dış basında da görülüp işlenmeye, uluslararası kamuoyunda da tartışılmaya başlandı bile. 
 
Bu da idam cezasını, eski deyimle “şüyuu vukuundan beter” (konuşulması gerçekleşmesinden daha da kötü) bir konu haline çoktan getirmiş durumda.
 
Sektör, başarısız darbe girişiminin turizme olumsuz etkisini önlemek için çalışmalar yaparken, bu çalışmalar kapsamında halkın sokağa dökülmesinden yola çıkarak “Halkı darbeyi önleyen ülke: Türkiye” gibi tezlerle ve “daha çok demokrasi” söylemleri ile dünyaya seslenmeye çalışırken, böyle bir konunun gündeme gelmesi, bu çabaları da bir kere de boşa çıkaracak bir adımdır. 
 
Ölüm cezasının imaj yönü bir yana, insani boyutu da ayrı bir tartışma konusu. Dünyada kapitalist demokrasinin en gelişkin olduğu bölge olarak kabul edilen Avrupa’da idam cezası olmadığı gibi Avrupa normlarına göre günümüzde artık kabul edilemez bir cezalandırma biçimidir. 
 
Kişinin yaşamına son vererek cezalandırmak, modern hukukta artık etkili bir ceza yöntemi olarak da kabul görememektedir. Zira araştırmalarla idam cezasının suç oranını azaltıcı ya da caydırıcı etkisinin de sanılandan çok az olduğu kanıtlanmıştır. 
 
Kaldı ki, hukukta yeni yasal düzenlemelerin geriye doğru uygulanamayacağı kuralı (makable şamil, geçmişe uygulanamazlık) düşünüldüğünde (çok özel ve olağanüstü düzenlemeler hariç) darbecilerin bu saatten sonra çıkarılacak bir idam yasası ile yargılanıp yargılanamayacağı da tartışma götürür. 
 
İşin hukuksal teknik boyutu ayrı bir uzmanlık ve tartışma konusudur. 
 
Konunun yine turizm, tanıtma ve imaj boyutuna gelirsek…
 
İdam cezasının getirilmek istenmesi ve konunun tartışma gündemine oturtulması bile Türkiye imajına büyük ölçüde zarar verecektir. 
İdam cezası, savuşturulan darbe girişimi sonrasında “demokrasi bayramı” ilan edilen bir dönemde “demokrasi bayramı” ile taban tabana zıt söylem ve girişimlerin en uç örneği olarak en başta dikkat çekmektedir. 
 
Öte yandan, rütbesiz askerlere linç girişimi görüntüleri, meydanlardaki “demokrasi bekçilerinden” çok iktidar yandaşlarının mitingini andıran görüntüler yurtdışında da dikkatle izlenmekte. 
 
Bunların dışında bu toz duman içinde gözden kaçan aşağıdaki örnekteki gibi öylesi ayrıntılar var ki, kaygıları daha da artırıcı niteliktedir. 
 
Şimdi Cumhurbaşkanı Başdanışmanı’nın devletin televizyonu TRT’de daha darbe girişiminden iki gün sonra 18 Temmuz’da söyledikleri ile ilgili habere bir bakalım:
 
 
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç, İçişleri Bakanlığı'nın konuyla ilgili yasal düzenleme talep edeceğini söyledi.
 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı Şeref Malkoç, darbelere karşı vatandaşın meşru müdafaa hakkını savunması için ruhsatlı silah alınmasının önünün açılacağını söyledi.
 
TRT Haber canlı yayınında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şeref Malkoç şunları söyledi:
"Şimdi vatandaşın ruhsatlı silah almasında önüne engel çıkartılıyor. Bu, sayın İçişleri Bakanımız bununla ilgili yasal düzenleme talep edecek, milletimizin ruhsatlı silah almasının önü açılacak.
 
Türkiye'de olay oluyor, birbirini vurmalar. Bakın çoğu ruhsatsız silahlarla oluyor. Ama darbeye teşebbüs edenlere karşı milletin meşru müdafaa hakkını savunması için ruhsatlı silah verilmesinin önünün açılması lazım. Cinayetler şunlar bunlar ruhsatlı silah almıyor. Milletin meşru müdafaa hakkı için mutlaka ruhsatlı silah alınmasının önünün açılması lazım."
 
Başdanışmanın bu ifadelerini okuyunca, ister istemez insanın aklına “Modern çağdaş bir devlet askeri ya da sivil darbeleri vatandaşlarını silahlandırarak mı önler?” sorusu geliyor. “Demokrasi”, “demokratik ülke” kavramları ile yan yana gelemeyecek bu tür yaklaşım ve söylemler, bir anda “darbe mağduru” ön kabulünü de tuzla buz edici yaklaşım ve söylemlerdir. 
 
Bu ve benzeri içerdeki partidaş, yandaş kitlesine oynamaya yönelik söylem ve girişimler, “demokrasi bayramı” söylemini bir çırpıda komikleştirmeye ve inandırıcılığını ortadan kaldırmaya yeter de artar bile.
 
Bu nedenle, idam cezası gibi kavramlarla oynarken iktidar başta olmak üzere tüm siyasal parti ve kesimlerin çok iyi düşünüp taşınması, kırk düşünüp bir konuşması gerekiyor. 
 

20-07-2016 12:00
Önceki Yazıları
1 MAYIS EMEĞİN BAYRAMI
01-05-2014 13:12 | 1 Yorum | Yorumlar
TURİZM MEDYASI KADAR OLAMADILAR
12-06-2013 09:44 | 2 Yorum | Yorumlar
OLASI THY GREVİ VE YANSIMALARI
01-05-2013 12:45 | 3 Yorum | Yorumlar
AKIL TUTULMASI
07-01-2013 08:27 | 1 Yorum | Yorumlar

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Sustainer
12-08-2016 01:57
işlerine gelmiyor
Sanmazdım ki medyada aklı selimini konuşturabilen bir yazar kalmış olsun. kaleminize sağlık. Ancak şunu bilmek lazım; malesef yöneticilerimiz aklı selim ile değil kendi çıkarları doğrultusunda haraket eden insanlar. Gözlerini hırs, fesat, kan bürümüş bunların. Gözleri doyana kadar ne vicdanlarını dinleyecekler ne de şefkatlerini. Yaptıklarının farkındalar ama en bayağı tabirle işlerine gelmiyor. Gerçeklerin konuşulduğunu duymaktansa tüm ülkeyi sağıra, konuşanları da dilsize çeviriyorlar. Ölüm olduğu sürece bu dünya bu topraklar kimseye kalmaz. Ne diktatörler, padişahlar, kırallar, tiranlar geçti bu medeniyet çöplüğünden. Zaman her şeyin ilacıdır. Kendinize ve sevdiklerinize mukayet olun.
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar