22.11.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - KAYHAN TANER ÖZEN
ANTALYA TURİZMİNE SADECE RUSYA KRİZİ VE BATI'NIN SALDIRILARI MI ZARAR VERDİ?

 

18 yaşımı doldurur doldurmaz aldığım pasaportla ilk uluslararası turizm aktivitemi İstanbul Marsilya arasındaki hatta 1984 yılında gerçekleştirmiştim. Antalya’yı ise ilk kez 1986 yılında Mülkiye Spor Basketbol takımının maçlarını desteklemek için yaptığımız ziyarette görme fırsatım oldu. İtalya ve Fransa’dan çok da farklı bir yer olmadığını düşünmüştüm. O yıl Turizm Bankası henüz Kemer Turizm Merkezini inşa ediyordu. Yapılan binalar La Grande Motte’dekilere benziyordu. Banka, Kaleiçi’nin restorasyonunu henüz bitirmişti. Çok klas bir mekandı. (Proje ile Fransa’dan Altın Elma Restorasyon Ödülü alınmış). Fakat Antalya uluslararası bir turizm destinasyonu olmaktan henüz çok uzaktı.
 
1988 yılında çalışmaya başladığım T.C. Turizm Bankası A.Ş. (sonra Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. oldu) henüz bir aylık uzman yardımcısı iken, ilk iş seyahati olarak beni tek başıma Antalya’da bir beş yıldızlı otel projesinin KKDP incelemesine göndermişti. Balığı denize at yüzer taktiği işe yaramış olsa gerektir, 28 yıldır Antalya ve Türk Turizmi için Bankam ile çalışmaktayım. Bu süreçte bankadaki büyüklerimizin ve bizlerin Antalya’ya çok emeği geçmiştir. Projelerin finansmanı ve yönetimi için Antalya güneşi ve yağmurları altında yüzbinlerce kilometre yaptık. Hep turizmi ve yatırım yapılması gerektiğini anlattık. Sonuçta Antalya Dünya’nın en büyük tatil turizm destinasyonu oldu. Emeği geçenlerin haklı olarak gururlandıkları bir başarıdır. 
 
Bugünlerde ise turizm sektörü emektarlarını Antalya için kaygılandıran gelişmeler yaşamaktayız. İki yıldır yaşanan Rusya odaklı sorunlar ve Batı’daki rakiplerimizin Türk Turizmine sistematik saldırıları 2016 sezonunu yaşadığımız şu günlerde Antalya’ya dolayısıyla Türk Turizmine büyük zararlar vermektedir. Yaşanan bu zor günlerin en az zararla atlatılmasının sağlanmasının beklendiği Antalya turizmini yönetenler bu süreçte etkisiz kalarak ve yanlış işler yaparak kriz yönetiminde başarılı olamamışlardır. Gösterilemeyen etkin kriz yönetimi, krizin faturasının büyümesine de yol açmıştır.
 
Son iki sezondur Antalya’nın rengi solmaktadır. Türkiye kentlerinin ortalamasının çok üzerinde bir kentsel görünüme sahip olan, ışıl ışıl  turizm şehrinin çehresi bir anda Orta Anadolu şehirlerinin havasına bürünmüştür. 
 
Konyaaltı Plajı Antalya’nın en önemli çekim alanıdır. Plajdaki günübirlik tesislerin mevcut işletmecisinin süresi dolduktan sonra Büyükşehir Belediyesi hizmeti üstlenmiştir. Fakat belediye hizmeti büfe işletmeciliğinden öteye geçememektedir. Müzik, eğlence, aktivite bulunmadığı gibi fiziki koşullar da yetersizdir. Halbuki plaj tatil merkezindeki en önemli gelir kaynağıdır. Neredeyse 24 saat insanlar burada bulunur, yer, içer ve eğlenip dinlenirler. Hem bu gelir kaynağı etkin bir şekilde kullanılamamakta hem de turistler istedikleri hizmeti alamamaktadırlar. Bu durumda plaj gerisindeki konaklama tesisleri de bir açmaza itilmektedirler.
 
Beach Park da aynı durumdadır. İlk açıldığı yıllarda çok çekici bir mekan olan bu yer şimdi neredeyse kaderine terk edilmiş bir durumdadır.
 
Lara plaj işletmeleri de istenen düzeye maalesef gelmemiştir. Fakat, burada, Sera Otelden başlayan halk plajının Antalyalıların önemli bir ihtiyacını karşıladığını ve Belediye’nin bu alanı sosyal amaçlı kullanmasının Antalyalılar için çok önemli olduğunu belirtelim. Tabi Örnekköy Plajı ve Lara Plajındaki büfelerin plajı işgal etmelerini engellemenin de belediyenin görevi olduğunu hatırlatalım.
 
Turizm için yanlış olan imar planlarının Antalya Turizmine zarar verdiği (bu sorun turizm merkezleri için eşit derecede önemlidir) gerçeğini belirtmekte yarar var. Özellikle Lara bölgesi yatırımcıların yatak arzını artırma çabaları sonucunda hızla betonlaşmaya doğru gitmektedir. Son yıllarda yapılan estetikten uzak kentsel yapıların da (köprülü kavşak, stadyum vs.) şehrin algısını iyiye götürmediği bir gerçektir.
 
Turizm sektörü için ayrılan kıyı kenar çizgisinden sonraki ilk parsellere bir şekilde konut yapma izni verilerek yatırımcıya kısa vadede rant denilen kazancı sağlamasına karşılık uzun vadede turizm gelirlerini kısıtlayıcı, ekonomi anlayışına tamamen ters bir yapılaşmaya neden olunduğu gözükmektedir. Burada yüksek gelir getirecek bir otel yapılması mümkün olan Konyaaltı plajındaki bir arsaya Konyaaltı belediyesi hizmet binası yapılmasının yanlışlığını belirtelim. 
 
Başarısı tartışılan EXPO dışında çok az eğlence ve kültür aktivitesi vardır. Bir tatil destinasyonu konser, festival, spor organizasyonları türünde aktiviteleri yoğun bir şekilde yapacak idari anlayışa sahip olmalıdır. 
 
Parklar neredeyse park olarak görülmemekte, üzerlerindeki hizmet birimlerinin kazançlarına odaklanılmaktadır. Parklar neredeyse cafe ve restoranların bahçeleri olarak görülmektedir. Halbuki tatil turizmi dinlenme, güzellikleri içine sindirerek huzur bulmadır. Bu sağlanmalı kazanç sonra düşünülmelidir. 
 
Turizm = Para değildir. Önce turistin beklentilerini karşılamaktır. Beklenen hizmeti vermektir. Sonra para getirecek işletmeler kendiliğinden gelir. Bizde ise turizm artık para para para olmuştur. Yönetimler yatırımcıların bu hırsını dizginledikleri ölçüde başarılı olacaklardır.
 
Kısaca özetlediğimiz bu ve eklenebilecek başka sorunlar Antalya’nın turizm destinasyonu olarak daha iyiye götürülecek ve rakiplerine göre rekabet gücünü artıracak şekilde yönetilmediğini göstermektedir.
 
Diğer yandan yaşanan krizin etkisini azaltmak için Antalya yerel yönetimleri ve turizm kuruluşları böylesine büyük bir destinasyondan beklenen kriz yönetimini de gösterememişlerdir. Halbuki yapılacak etkin bir farkındalık yaratma mücadelesi ile Rusya krizinin çözümünün öne alınmasının yolu açılabilirdi. Batıdan turist çekmek için doğrudan bireye etki edecek kampanyalar yürütülebilirdi.
 
Antalya ile ilgili olumlu haberlerden oluşan bir bombardıman ile Batı medyasında yer alınarak Antalya imajı korunabilirdi. Fakat bunların hiç biri yapılmadı ve her kurum bir başka kurumun bir şeyler yapmasını bekledi. 
 
Kimse topa girme cesaretini ve becerisini gösteremeyince de turizme hizmet vermiş yüzbinleri üzen bugünkü manzara ortaya çıktı. Kapalı oteller, dökülen çevre, boş plajlar ve ekonomik olarak zarar görmüş binlerce vatandaşımız.
 
Umarız önümüzdeki sezon açılan yaralar kapatılır.
 
 

15-07-2016 14:49

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.