22.11.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - KAYHAN TANER ÖZEN
TÜRKİYE'DE ULAŞTIRMANIN GELECEĞİ

 

 
Turizm; bireyin herhangi bir amaçla, ikamet ettiği yerden başka bir yere, en az bir gece konaklamayı kapayacak şekilde seyahat etmesine denir. Türkiye’de turizmin ulaştırma ayağında çok önemli gelişmeler olmaktadır. 
 
Türk Turizminin öngörülemeyen bir krizi yaşadığı şu günlerde sektör temsilcileri ulaştırma ayağında yaşanan önemli gelişmeleri neredeyse hiç dile getirmemektedirler. Kamuya ait bir imtiyaz olan ulaştırma hizmeti yeni projelerde özel sektöre devredilmektedir.
 
Yeni yapılan Kuzey Marmara Otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü, İzmir İstanbul Otoyolu ve Osman Gazi Köprüsü ulaştırma alanında önemi büyük projelerdir ve yap işlet devret modeliyle hayta geçirilmek üzere özel sektöre ihale edilmiştir. Bunlara ek olarak İstanbul’da Zeytinburnu Acıbadem arasında yapılan Avrasya tünel geçişi de özel sektöre ihale edilmiştir.
 
Geçiş ücretlerinin rasyonel olamayacak şekilde pahalı olduğu görülen bu projelerin ve yap işlet devret modelinin devam etmesi halinde yapılacak diğer projelerin turizme etkisinin ne olacağı neredeyse hiç ele alınmamaktadır. Körfez Köprüsünün geçişi otomobil için 35 $ + KDV olacaktır. İstanbul İzmir arasındaki otoyol için de ayrıca 75 TL verilecektir. Bir otomobil için 200 TL maliyet çıkacaktır ki aracın 433 km mesafede harcayacağı yakıtın 2 -2,5 katı yol bedeli ödenecektir. Son günlerde gazetelere yansıyan haberlerde köprü geçişinin 90 TL ye düşürüleceği beyan edilmiştir.
 
Bu durumda 165 TL maliyet ortaya çıkmaktadır. Yeni Boğaz köprüsünden ise 3 $ + KDV bedelle geçilecektir. 3. Havalimanından Kurtköy’e giden bir otomobil, yol ve köprüye 40 TL ödeyecektir. Bu hattın komple geçiş bedeli 75 TL civarında olacaktır.
 
Kolaylaşan fakat pahalılaşan ulaşımın turizme etkisi ne olacaktır. Türkiye’de akaryakıt yüksek vergilerden dolayı zaten pahalıdır. Ulaştırma yüksek fiyatlı yollar yüzünden daha da pahalılaşırsa turizme etkisi elbette olumsuz yönde olacaktır.
 
İstanbul Boğazına daha önce yapılan köprüler ve otoyollar Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılmışlardı ve makul bir fiyat ile işletilmektedirler. Yeni yapılan %39’luk zamma rağmen İstanbul’da köprü geçişi gidiş dönüş 4,75 TL dir. Ayrıca otoyolların alternatifi olan karayolları da gayet iyi durumda bulunmaktadır. İsteyen ücretsiz geçiş yapabilir.
 
Boğaziçi köprüsünün açıldıktan 3 yıl sonra (maliyetinin çıkmasını müteakip) ücretsiz olması öngörülmüştü.
 
Çünkü alternatifi olmayan bir hizmettir. Fakat devlet bu gelirden vazgeçemedi. Köprüyü kullanan bir İstanbullu günde 4,75TL, ayda 104,5 TL, yılda 1.150 TL ve 30 yıllık çalışma süresinde de 34.500 TL’yi köprülere ödemektedir.
 
Elbette büyük araçlar daha fazla ödemektedirler.  Bu rakam ulaşımın turizme yaratacağı maliyeti anlatmak için iyi bir örnek olsa gerekir.
 
Son yıllarda yapılan duble yollar, harika tüneller turizmin 15 yıllık istikrarlı büyümesinde önemli rol oynamıştır. Türkiye’ye gelen turistler genel olarak karayollarının standartlarından memnundurlar.
 
Burada Karayolları Genel Müdürlüğü’nü başarılı hizmetinden dolayı kutlamamız gerekir. Fakat yeni yolları da KGM’nün inşa ettirmesi gerekirdi.
 
Böylece fiyatlar makul olur, kullanıcı sağlayacağı yakıt tasarrufu ile yolun ücretini karşılayabilir bütçesine ek bir yük getirmeden varacağı yere ulaşırdı. böylesi Türk Turizmi için çok daha iyi olurdu. 
 
Fakat son yıllarda devlet alt yapı harcamalarını kendi bütçesinden değil halkın harcamalarından finanse etmek yoluna gitmektedir.
 
Bu durum sağlık, eğitim harcamaları içinde geçerlidir ve ekonominin diğer alanlarına da yayılmaktadır. Gelecekte ihtiyaç olacak ulaşım projelerinin de yap işlet devret yoluyla yapılması kuvvetle muhtemeldir. Örneğin Alanya Antalya otoyolu belki de YİD yöntemi ile yapılacaktır. Antalya’nın 15 yıl önce kesin bitecek denilen, 2016 EXPO’ya kesin yetişecek denilen, fakat 15 yıldır bitirilemeyen çevre yolu belki de bu amaçla bekletilmektedir. 
 
Bu arada mevcut ücretlendirme ile yeni otoyollar kullanıcılar için çok da makul bir alternatif olacak gibi görünmemektedirler. 2017 yılında yolların hizmete girmesi ile durum net bir şekilde ortaya çıkacaktır.
 
Bu konudaki diğer bir gerçek de Türkiye’nin turizmdeki rakipleri kadar ulaştırma altyapısına aktaracağı kaynağı bulunmamasıdır. İtalya meşhur otoyollarını, demiryollarını ve viyadük geçişlerini Avrupa Ekonomik Topluluğunun (topluluk içindeki geri kalmış bölgeleri kalkındırmak için ayırdığı) FEDER fonlarını kullanarak inşa etmiştir. 1981 yılındaki Yunanistan’ın üyeliğine kadar bu parayı tek başına kullanan İtalya turizmdeki başarısını böyle sağlamıştır. Yunanistan adalarına havalimanlarını, limanları aynı kaynağın parası ile yapmıştır.
 
Çalışacak feribotlar bile bu fondan finanse edilmiştir. İspanya 1986 yılındaki Avrupa Birliği üyeliğinden sonra demiryollarına 16 Milyar $ harcayabilmiştir. Elbette bu para da aynı fondan gelmiştir. 
 
Fransa zaten kendi altyapı projelerini gerçekleştirebilecek kadar iyi durumda bulunuyordu. ABD’nin üçer milyar Dolarlık Marshall yardımları Almanya, İngiltere ve fransayı savaştan sonra ihya etmişti. Fransa’nın FEDER fonlarını kullanmaya ihtiyacı yoktu. 1981 yılında Lyon Paris arasına ilk hızlı tren hattını inşa etti ve Fransız demiryolu şirketi SNCF Train de Grande Vitesse  (TGV hızlı trenleri) ile o gün bugündür 300 km saatin üzerinde bir hızla yolcu taşıyor. Fransa başkenti Paris’ten, Batı Almanya’dan, Hollanda’dan güneye turistleri hızlı ve ekonomik bir şekilde yıllardır taşıyor. 
 
Türkiye 18 milyonluk İstanbul’dan Antalya’ya turist taşımak için ise verimsiz uçaklara ve zahmetli ve pahalı otobüslere mahkum durumdadır. Halbuki TGV trenleri ile bu hat 2 saatlik bir yol olabilirdi. 
 
Türkiye Avrupa Birliğine girmeyi reddederek maalesef bu kaynakları ve yatırım fırsatlarını da kaçırdı.
 
Halbuki, AET ile Türkiye ar4asındaki 1960 Ankara Anlaşmasına göre en geç 1981 yılında Yunanistan ile birlikte AB’ye girecektik. Ama bürokrasi ağırlıklı yönetim anlayışı bir demokrasi kültürü olan AB’yi asla istemedi. Eğer üyelik gerçekleşmiş olsaydı bugün Türkiye de altyapı yatırımlarını tamamlamış olurdu.
 
Turizm sektörü daha güçlü bir temel üzerine oturmuş olurdu. Pahalı finansman yöntemleri ile ulaştırma sorunlarımızı çözmeye çalışmazdık.
 
Turizm sektörünün geleceğinin sağlıklı temellere oturması için sektör temsilcilerinin ulaştırmada yap işlet modelini tartışması gereklidir. 
 
 
 

25-06-2016 03:38

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.