24.10.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - HALİM BULUTOGLU
YACHT CHARTER SEKTÖRÜNDE KÖTÜ GİDİŞ VE HATIRLANANLAR...

 

 
 
Türkiye’de “bareboat yacht charter” sektörünün gidişatını izleyen istatistikler, araştırmalar ya da haberlere fazla sık rastlanmıyor medyamızda. Buna basılı ya da online fark etmez, sektörel dergiler, gazeteler ve bültenler de dahil.
Öyle görünüyor ki, bakanlığın ve sektör kuruluşlarının da bu alanla fazla ilgileri yok. Var olanların da fazla sesi çıkmıyor olsa gerek.
 
Ama bugünler, tam da ses çıkarılması gereken günler.
 
Çünkü işler “yacht charter” sektöründe de iyi gitmiyor.
 
Turizmgazetesi’nde mayıs başında yayımlanan ve epey ilgi gördüğünü anladığım ilk yazımda, sezon başı itibariyle bir değerlendirme yapmıştım. Başlıkta da bu yargı vardı. Sezon ortasına yaklaştığımız bugünlerde değişen fazla bir şey yok. Nisan-Mayıs-Haziran kötü geçti. Temmuz ve Ağustosta iç pazarın devreye girmesiyle biraz hareketlenme olsa da, sektörü asıl sürükleyen Alman, Rus ve İngiliz pazarlarında işler kötü. Geçen yıla göre %40’lara varan kayıplar sürüyor. Her sezon nisan-mayıs aylarını kurtaran Ruslar, bu sene hemen hiç görünmedi. Mayıs sonlarına doğru münferit Rus gruplarda biraz hareketlenme olsa da, bu doluluklara ve cirolara fazla yansımayacak. 
 
Umutlar, ana pazarların tamamında Eylül ve Ekim için. Onlar da son dakikaya kalmış. Aşağı çekilmiş fiyatlarla bile olsa, eğer satışlar biraz hareketlenir ve eylül ekim dolulukları artarsa,  belki zararlar asgariye düşebilir.
 
Bu umudu canlı tutan etken ise, bu sene rekor üstüne rekor kıran Hırvatistan’ın bulunduğu Adriyatik sahillerinde  havaların eylül ve özellikle ekimle birlikte keyif ağırlıklı tekne kiralayanlar için cazibesini kaybedecek olması.
 
Aslında çanlar 2015’de çalmaya başlamıştı. Mülteci sorunu  Türkiye ve Türkiye’ye yakın Yunanistan adalarını büyük ölçüde etkilemişti. 
 
Türkiye ile AB arasında varılan anlaşma bir umut yaratacak sanılıyordu ama tam tersi oldu. Satışlar daha da kötüye gitti. Öyle anlaşılıyor ki, “bareboat yacht charter” müşterileri, kiralama yapacakları ülkenin politik koşullarından, mass turizm müşterilerinden daha fazla etkileniyorlar. 
 
Tekneleri pazarlayan yerli - yabancı acente ve işletme şirketlerinin “neden işler bu denli kötü” sorusuna verdikleri yanıt ortaklaşıyor: Birinci neden Türkiye’nin, daha doğrusu Türkiye’yi yönetenlerin imajı. Giderek demokrasiden, Avrupa değerlerinden uzaklaşan ve üçüncü dünya ülkeleri arasına doludizgin yelken açan bir Türkiye yönetimi. İkinci sıradaki neden, sektörü her yönüyle etkileyen terör. ve üçüncü olarak da “bareboat yacht charter sektörünün”, örneğin Türkiye konaklama sektöründen yapısal farklılıkları. 
 
Öyle görünüyor ki, ilk iki etken, 2016’da da işlerin kolay olmayacağını gösteriyor.
 
Ancak ben bu vesileyle, sıralamaya koyduğum üçüncü etken üzerinde durmak istiyorum.
 
600 tekne, 500’e düştü. Ve düşüş devam ediyor.
 
2014-2105 sezonunda Türkiye kıyılarından çıkış yapan, yani transit logu Türkiye gümrüklerinden alan “bareboat yacht charter” firmalarına ait tekne sayısı 600 kadardı.
 
Bu sayı 2016 sezon başında 500’ün altına düştü. Geçen yazımızda da isim isim sıralamıştım. Çok ülkeli ve çok üslü işletmelerin hemen tamamı teknelerinin bir bölümünü Yunanistan adalarına ve Adriyatik kıyılarındaki üslerine götürdüler. Bir ikisi ise Türkiye’deki operasyonlarını tümüyle durdurdu.
 
Ama iş bu kadarla da sınırlı değil. Türkiye’de gibi görünen kimi tekneler de, boş kaldıkları dönemleri, Türkiye’ye yakın Yunan adalarından müşteri alarak doldurmaya çalışıyor. Bunun anlamı şu: kalan 500’den az teknenin de hiç azımsanmayacak bölümü, aslında Türkiye’de değil. Çünkü Türkiye’de boş kaldıklarını anladıkları kimi haftalar ya da dönemlerde çıkışlarını, örneğin Rodos’tan, Kos’tan, Samos ya da diğer yakın adalardan yapıyorlar. Yani müşterileri için  transit log Türkiye’den değil bu adalardan alınıyor.
 
Hayat  ve mevzuat, AB ülkelerine ait bayrak taşıyan tekneler ve bu teknelerin bağlı bulundukları çok uluslu şirketler için kolay. 
 
Soru şu: Peki bu 500-600 teknenin kaçı, AB ülkelerine ait bayrak taşıyor. Aldığım bilgi çarpıcı. %80’inden fazlası.  
 
Ve bu firmaların tamamına yakını, müşterileri için faturayı Türkiye’de değil AB ülkelerindeki merkezlerinde kesiyor. Türkiye’de görünen şirketleri ise, sadece teknik ve liman hizmetleri veriyor. Dolayısıyla Türkiye’nin satıştan bir geliri olmadığı gibi, KDV gibi daha satışta alınan vergiden de kurtuluyorlar. 
 
Son yıllarda, denize ilgi duyan Türkler ve kimi yeni “bareboat yacht charter” şirketleri iyi bir şey keşfettiler. Bir heves tekne almak iyi de, nasıl bakacaksın, yıllık masraflarına nasıl katlanacaksın, kullanmadığın haftalar boyu ödeyeceğin marina kirasından  nasıl kurtulacaksın? Yanıtı, bir “yacht charter” şirketine kirala kurtul oldu. Türk ya da Amerikan bayraklı gıcır gıcır yelkenli tekneler boy göstermeye başladılar sularımızda, gönderlerinde bir şirket flamasıyla.  İki taraf için de iyi bir alışveriş. 
 
Bodrum, Marmaris ve Fethiye’deki birkaç firma, böylece hızla yeni tekneleri filolarına kattılar. 
 
Aslında bu ivme Türkiye “yacht charter” sektörü için bir şans olabilir.
 
Ben bunu, biraz, 2001 Körfez Krizi sonrası, Türkiye kökenli ve Türkiye spesiyalisti tur operatörlüğünün ve ardından yerli otel işletmelerinin gelişmesine ve güçlenmesine benzetiyorum.
 
Bu firmaların ve teknelerin tamamı, yerli-yabancı müşterileri için faturayı Türkiye’de kesiyor. Tüm gelirleri, harcamaları da burada kalıyor. Ağırlıkla Türk sularında ve kıyılarında dolaştıkları için, parayı da Türk marinalarına, yanaştıkları iskelelerdeki lokantalara, alışveriş ettikleri marketlere bırakıyorlar. 
 
Eğer böyleyse, o zaman desteği de haketmeleri gerekiyor.
 
Sorduğum konuştuğum bir iki şirket yöneticisi, bırakın desteği, haksız rekabetten şikayetçi. Kendileri %18 KDV öderken, diğerlerinin ya hiç ödememesi, ya da çıkış yaptıkları yer eğer Yunanistan ise %8, Hırvatistan ise %13 ödemeleri. 
 
Konaklama kesimi, 2010-11 krizinden sonra verdiği mücdele sonrasında KDV oranını %8’e indirmeyi başardı. Peki tek farkı oda yerine kamara satmak olan, hatta kişi başı harcaması konaklayan ziyaretçiden çok daha yüksek olan yacht charter sektöründe ne oldu? İlgili Bakanlar Kurulu Kararı’na konan anlamsız bir maddeyle, tekne kiralamaları bu uygulamadan “müstesna” tutuldu. Yani onlar %18 KDV ödemeye mahkum edildiler. Hangi akla ve mantığa hizmet anlaşılır değil.
En azından bu haksızlık düzeltilerek işe başlanamaz mı?
 
Devamı gelecek…
 
 

06-06-2016 12:04

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.