26.06.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - HALİM BULUTOGLU
1 Yorum | Yorumlar
İŞLER YAT SEKTÖRÜNDE DE KÖTÜ
 
2016 Nisan’ında,Hisarönü.
 
iBulut üçüncü evimiz. 2013 Martında Slovenya’dan Hisarönü Körfezi’nde, Orhaniye Martı Marina’ya. getirdik. Oraya kadar da, Almanya’dan, Bavaria tesislerinden. 
 
Uzunluğu 14.3 m, genişliği 4.35. Üç odası, her odada duşu tuvaleti, ortak mutfak salonu ve geniş de bir havuzluğu var.  
Eşimle birlikte bu üçüncü evin tutkunuyuz. Havalar biraz düzelmeye görsün, deniz çağırıyor bizi evimize.
 
Bu yıl da öyle oldu. 15 Nisan’ı zor ettik. Martı’da Yelkenli Yatçılık filosunda diğer 28 tekne gibi iBulut’un da bakımı tamamlanmış. Sezona hazır. Yine her yıl olduğu gibi, hem açılışı, hem de kapanışı biz yapacağız. Sonra da haftalık, 15 günlük misafirler. Nisan-Mayıs, Ekim-Kasım aylarını seviyoruz. Ama özellikle nisanı. Hava limon gibi. Genellikle açık. hele bu sene, mis. Deniz suyu 18-19’u aşmış. Benim için tam girilecek kıvamda. Hava 23-24’lerde. Rüzgar kuzeye döndüğünde 20’nin altına iniyor. Gece serin, Esinti olursa ısırıyor da, ama olsun. 
 
Hisarönü Körfezi, bütün  bu denizlerde bizim favorimiz. Kaş’tan İstanbul’a bütün kıyı şeridini tekneyle katetmişliğimiz var. Buna Ege adalarının hallice bölümü de dahil. Ama Hisarönü Körfezi’nin yeri başka. Knidos Burnunu dönüp de körfeze girince, kendimizi evimize gelmiş gibi hissederiz hep. 
 
Bu yıl niyetimiz Kaş-Kekova’ya kadar gidip dönmekti. Ama tembelliğimiz tuttu. Hisarönü’nden ayrılamadık. Selimiye, Kocabahçe, Dirsek, Bozburun, Söğüt, öte tarafta Datça, Hayıt ve Palamut bükleri. İskelesi olmayanlar, alargada kaldıklarımız ayrı.
 
Her yerde sezon yeni başlıyor. Selimiye’de her zamanki gibi sadece Sardunya açık. Yıl boyu nöbette ne de olsa. Leyla Hanım ve Muhammet Beye, hiç değişmeyen çalışanları Ali, Poyraz, Esen ve Salim’e merhaba diyoruz. Hafta sonu olduğu için her yer dolu. Muhammet Bey, hafta içleri sakin olduğunu söylüyor. Arkada ağaçlar altında güzel bungalov odaları var. Zevkle döşenmiş. Ağırlıkla yerli müşteriye çalışıyorlar. Yatlarla gelen yabancılar da var. Klasik sorumuzla başlıyoruz: “Bu yıl nasıl olacak ?” Belirsizlik hakim diyor. Yerli müşteriden umutluyuz, ama yabancılar…???
 
Dirsek koyu, turkuaz sularıyla körfezin en güzelleri arasında. Koyun güneybatı ucunda önünde teknelerin kıçtan kara bağlandıkları iskelesi olan Şengül Kardeşler’in lokantası var. Kocabahçe henüz açılmamıştır nasıl olsa diye önünden geçip Dirsek koyuna giriyoruz. İskelede birileri var, Memet ya da Ali Rıza olmalı. Gelin bağlanın diyorlar bağırarak ama daha lokantayı açmadık. İnşallah cumaya. 
 
Tornistan edip Bozburun körfezine yöneliyoruz. Niyetimiz Sögüt Octopus. Ta oralara gidip, yine yüz geri etmemek için bu defa Octopus’daki güleryüzlü işletmecilerinden Erhan’ı arıyorum. “Açığız abi, gelin” diyor. 
 
Hava palpa. Rüzgar yok gibi. Körfezin ortalarında hafif bir esinti çıkıyor. Sadece yarım saatlik bir seyir fırsatı veriyor motorsuz. Sonra yine motor ve işte karşımızda Octopus. Ne zaman gelsek bizi mutlu etti. Erhan koşarak karşılıyor bizi ve kıçtan kara bağlanmamıza yardımcı oluyor.  Daha yeni açmışlar. İki gün bile olmamış. Zaten bildik tanıdık öteki çalışanların hiç biri yok. Mayısta işbaşı yapacaklarmış.  
 
Selimiye’de deniz sezonunu açtık. Kendimizi serin sularak bıraktık. Önce biraz ısırsa da, sonra alışıyor insan. Octopus’ta da öyle. Önündeki sığlık, gündüz suyu havuz kıvamında ısıtıyor. 
 
Ayağımız uğurlu mu geldi ne? Peşpeşe birkaç tekne daha bağlandı ardımızdan. Erhan’ın yüzü gülüyor. Akşam tek başına nasıl ter dökeceğinin farkında değil henüz. 
 
Yanıbaşımıza giren ahşap üç direkli teknenin sahip ve sahibesi İzmirli. 2 yıl önce Yalova marinadan almışlar bu yaklaşık 20 yaşındaki ahşap yelkenli tekneyi. Didim D-Marin’e bağlanmışlar. Nisan başında 2 aylık bir tura çıkmışlar. Göcek, Rodos, Halki, Simi dolaşacaklar.  
 
Türkiye’de yat işletmeciliğinin 2016’da hali pür melali
 
Sögüt, aynı zamanda bu bölgedeki yat işletmelerinden Seafarer’in de üssü.  Seafarer, İngiliz yat-filo işletmesi. 4-5’i aşmayan yelkenli tekneleri filo oluşturup 1 haftalık ya da 15 günlük paketler satıyorlar müşterilerine.  Birkaç yıl öncesine kadar 15-20 tekneleri varmış.
 
Geçen sene Söğüt’e geldiğimizde bir çoğunu görmüştük.
 
Bu sene hiç biri yok. Nerede, turdalar mı diye soruyorum Erhan’a. 
 
Yanıtını iki gün sonra Palamut Bükü’nde alıyorum. Yanımıza Sefarer bandralı tekne gelip demirliyor. İçinde, biri kadın diğeri erkek iki kişi. Tişörtlerinin yakalarında Seafarer amblemi. Palamut Bükü’nün sevimli ve konuşkan görevlisi Kader ile pek sıkı fıkılar. Anlaşılan Sefarer filosunun lider teknesi. Zaten birazdan üç tekne daha giriyor küçük marinaya. Kader’in Sidar diye seslendiği filo lideri ile daha sonra kıyıda, Semra’nın yerinde yan yana düşüyoruz.
 
Ne güzel isminiz var diyorum. Kürtçede Ağaç Gölgesi anlamında. Şaşırıyor. Kimseden duymamış daha önce. Babası koymuş. Macarcada Erik Ağacı demekmiş. Yanındaki görevli arkadaşının gözleri cep telefonunda. Birazdan kaldırıyor başını ve söze giriyor.
 
Ağaç gölgesi olan Sidar. Macarcada erik ağacı olan ise Silar. Yanlış anlamışız. Daha doğrusu Kader’in kurbanı olmuşuz.
 
Oradan buradan laflıyoruz. 30’larında görünen Silar Söğüt’ün Saranda mahallesinden imiş. Yaklaşık 18 yıldır bu işi yapıyormuş. Önce guletlerde çalışmış, sonra da Sunsail gibi yabancı bareboat charter işletmelerinde. 8 yıldır da Seafarer’de filo lideri. Laf dönüp dolaşıp “ne olacak bu sene işlerin hali”ne geliyor.
 
8 yıldır bu işletmedeyim, nisan-ekim arası hiç kesintisiz çalışırız, dört gün izin koparmak için şefime yalvarmadığım kalmazdı, ilk kez bu sene önümüzü göremiyoruz diyor.
 
Bu tur bittiğinde yatacağız. 8 yıldır ilk kez. 28 haftalık 2016’nın en fazla 16 haftasında çalışacağız, öyle görünüyor diye ekliyor. 2 sene öncesine kadar 15 tekneleri varmış, geçen sene sonunda 5’e indirmişler. Kalanı 12 Adalar’da, İon denizinde, Hırvatistan’daki diğer üslerine gönderilmiş. Haziranda biri daha gidecek, sayımız dörde düşecek diyor. 
 
Sohbet derinleşiyor. Kos hariç bütün Yunanistan’ın durumu iyi. Hırvatistan bu sene patladı diyor. Şirket ilk kez bu yıl Mayorka’da da üs kurmuş. Orada da işler beklediklerinin üzerinde imiş.
 
Bütün bu saydıklarından çok daha iyi kıyılara, marinalara, bağlanma yerlerine ve servise sahip Türkiye yat sektörü bu yıl kan ağlıyor. Öyle görünüyor ki, etkisi uzun yıllar devam edecek. 
 
Silar devam ediyor. 
 
Sunsail’in yüzlerce teknesi vardı, 45’e indirdi. Türkiye’deki birçok yeri kapattı. Yabancı işletmelerden Nelson’un 30’dan fazla teknesi vardı. Geçen yıl sonunda Türkiye’den çıktılar tamamıyle. SailinTurkey sezonu başlamadan bitirdi. Ağırlıkla Hollandalı ve Ruslara çalışıyorlardı. Ruslara çalışan işletmeler kapılarına kilit vurdular. İngiliz, Alman Hollandalı ve diğer ülkelerden müşteriler de azaldı.
Ayakta kalanlar için de çok zor bir sene olacak.
 
Silar böyle diyor.
 
iBulut’un bağlı olduğu Yelkenli Yatçılık şirketinin sahibi Anıl Bey ile, yolculuk öncesinde telefon sohbetimiz olmuştu.
 
Yelkenli Yatçılık müşterilerinin yarısı Türk. Alman, İngiliz ve Ruslar ise yabancıların ağırlıklı bölümünü oluşturuyordu müşteri portföyünde. Ruslar çok azalmış. Bilenler yani daha önce gelmiş olanların küçük bölümünde hareket var. O da mayıs başında. Sonrası yok. Alman ve  İngilizlerde geçen seneye göre %30-40 düşmüş. Türk müşterilere satışların da ancak mayıstan sonra hareketlenmesi bekleniyor ama geçen senenin rakamlarına ulaşsalar da 2014’ü  yakalamaları süpheli.
 
Martı’da bir sonraki pantonda yaklaşık 15 teknelik Yıldız Yatçılık filosu bunuyor. Tamamıyla İngilizlere yönelik çalışan bu işletmede de dramatik bir müşteri kaybı yaşanıyor. Geçen yıla göre %40-50’lik bir düşüş. Mayıs sonuna kadar tüm teknelerin yatacağı konuşuluyor mesela.
 
Bir zamanlar burnundan kıl aldırmayan ve Bodrum, Marmaris, Orhaniye, Fethiye ve Göcek’te üsleri bulunan Sunsail de büyük ölçüde etkilenenler arasında. 28 teknelik Turgut Reis – Bodrum üssünü kapatmış. Tekneleri Rodos’a, Yunanistan’daki diğer yerlerine götürmüşler. Marmaris-Orhaniye zaten bir kaç yıl önce iyice daralmıştı. Göcek’de 30-40 tekneyle varlıklarını sürdürüyorlar.
 
Ama orada da sezon ortasına doğru teknelerin bir bölümünün Yunanistan’a kaydırılacağı konuşuluyor. Fethiye’de geçen yıllarda satın aldıkları 25-30 teknelik Moorings de aynı durumda. 
 
2016 turizmin kara yılı olarak tarihe geçecek gibi. Yat charter sektörü daha az etkilenir otellere göre diye düşünmüştüm ben. Geçen sene öyle olmuştu. Ama bu yıl  otellerde ne kadar kayıp varsa, yat işletmelerinde de aynı durum söz konusu.
 
Bu sektör de yerlilere umut bağlamış, kayıplarının bir bölümünü, daha önce hiç ilgilenmedikleri Türk müşterilerden kapatmaya çalışıyor. Sunsail ilk kez Türk bayraklı tekneleri filosuna katmış bu yıl. Türkiye’deki tekne fuarlarına da ilk kez katılmaya başlamışlar.
 
Söze iBulut’da yelken keyfiyle başladık. Nereden nereye geldik.
 
Meslek hastalığı bu olsa gerek…
 
Ama gelin, Çetin Altan’ın deyimiyle, yine de biz “enseyi karartmayalım”.
 
Hayat her şeyi karartmaya çalışanlara rağmen güzel…
 
 
 

24-04-2016 12:34

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
02-05-2016 14:18
Güzel bir analiz
Sektörü bu kadar içinden ve iyi bilince gezerken bile böyle analitik analizler çıkıyor ortaya.. Bu çalışma somut ve çok değerli bir kapak! Keşke bakması, okuması gerekenler okusa ve ders çıkarsa diyeceğim ama onlar aşırı meşgul.. Pelikan besliyorlar..
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.