22.07.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - İSMAİL TOKSOY
1 Yorum | Yorumlar
TURİZM SEKTÖRÜ DEMOKRASİNİN NERESİNDE?

 

Türkiye çok sıcak ve tarihi günlerden geçiyor.
Halkla inatlaşan AKP hükümeti, ülkeyi kaosa ve belirsizliğe sürüklüyor.
 
İki haftalık bir süreçte gelinen noktada; çoğunluğun temsilcisi olduğunu bugüne dek iddia eden AKP büyük halk kesimlerini karşısına almış ve işi tam bir inatlaşmaya vardırmış durumda. 
 
Ancak, halkı “ötekileştirme” ve “marjinalleştirme” çabaları da boşa çıkmış görünüyor. 
 
Zira, mülki amirlerin sürekli yeni manevralarla birbiriyle çelişkili söylemler içinde hareket etmek zorunda kalmaları bunun açık bir göstergesidir. 
 
AKP’nin iktidarda olduğu 10 yılı aşkın sürede kimi liberal çevreler safdillikle kimileri de çıkarları gereği AKP ile demokrasinin daha da gelişeceğini kibirli söylemlerle savunadurdular. 
 
Gelinen noktada ise ironikleşmiş bir “ileri demokrasi” yakıştırması ile artık bu söylem kimsenin savunamayacağı biçimde tamamen çökmüştür. 
 
Gün suçlu arama günü değil. 
 
Suçlunun AKP hükümeti olduğu apaçık ortada!
 
Ancak bu sürece gelinirken kimlerin sorumlulukları olduğunu, dahası kimlerin sorumluluklarını yerine getirmediğini ortaya koymak, tarihsel bir sorumluluk olsa gerek. 
 
Bu günlerde ısrarla demokrasinin unsurları ve işleyiş mekanizmalarını anımsatıp yinelemek artık elzem oldu. 
 
Siyaset bilimi, demokrasinin işleyebilmesi için iktidar mekanizmasının mutlaka kontrol altında tutulması gerektiğini söyler. 
 
Bu kontrol, en başta güçlü muhalif partilerle olur. 
 
Ancak muhalif partilerin asli görevi iktidar hazırlığı olduğu için asıl kontrol görevi, medya başta olmak üzere “baskı gruplarına” verilmiştir. 
 
Kapitalist demokrasilerde sistem ancak bu mekanizma ile kendisini devam ettirebilir. 
 
Türkiye’deki durum ise bunun tam tersi bir eksende gelişti. 
 
Bir önceki yazımda belirttiğim gibi holdingleşme süreci altında ezilen medya, tamamen işlevsizleşti ve yasama, yürütme, yargıyı kontrol edecek dördüncü güç özelliğini çoktan yitirdi. 
 
Taksim Gezi Parkı süreci bunu en açık biçimiyle gözler önüne serdi. 
 
Demokrasinin işleyişi için görevini yerine getirmeyen unsurlardan bir diğerinin de baskı grupları olduğunu söylemek gerekir. 
 
En büyük ve etkili baskı grubu iş dünyası, bu görevi yerine getirmedi. AKP’ye hiçbir kesim ve partiye tanınmayan oranda kredi tanıyan iş dünyası, bugüne dek “dur bakalım ne olacak?” anlayışı ile hareket etti. 
 
Bu tutum ilk başlarda sermaye kesimlerinin sınıfsal çıkarlarına uygunmuş gibi görünse de bugün gelinen noktada giderek bu yönünü yitiriyor.
 
Nitekim, kimi şirket sahip ve yöneticilerinin, hükümete karşı eleştirel söylem ve eylemler içinde olduğu dikkat çekiyor. 
 
“Dur bakalım ne olacak?” anlayışı bugün sermaye kesimleri için bile geçerliliğini yitirmeye başladı. 
 
Çünkü artık tırmanan olaylar, sermayenin en büyük korkusu ve zayıf karnı ekonomiyi de etkiler hale geldi. Borsadaki düşüşler, dövizdeki yükseliş –her ne kadar hükümet bunu “faiz lobisi”nin kendisine karşı eylemi olarak lanse etse de-  bunun ilk emaresi olarak kendisini gösterdi.
 
Ama tüm bunlara karşın, hâlâ “dur bakalım ne olacak?” anlayışı sermaye kesimlerinde sürüyor. 
 
Turizm sektörü de iş dünyasının önemli bir kesimi olarak bu tür gelişmelerde en kırılgan sektör olarak bilinir. 
 
Birkaç cılız ses dışında turizm sektörünün tam da bu kırılgan yapısı nedeniyle hükümetin ülke ve halkın geleceğini hiçe sayan bu sorumsuzluğunu eleştirmediği görülüyor.
 
Turizm sektörünün bu cılızlığı, önceki gün Cumhurbaşkanı Gül’ün onayladığı alkol yasakları içeren yeni yasa sürecinde de dikkat çekti. 
 
“Nasıl olsa turizmi yasaklardan muaf tutarlar” cümlesi ile özetlenebilecek bir tuhaf ve geri tutum, alkol yasası sürecinde sektörde egemen oldu.  
 
Turizm sektöründe farklı kurum ve kuruluşların gelinen durumu irdeleme çabalarının demode ve beşinci dünyalı kafalarca sabote edilmeye çalışılmasını ise bu noktada önemli bir not olarak düşmek gerekiyor.  
 
Gelinen noktada, bütün programını neredeyse “sıcak para ekonomisi” üzerine kurmuş olan  AKP hükümetinin tam da bu yapısı gereği en büyük dayanaklarından finans sektöründen muhalif sesler çıkarken, kırılgan yapısından dolayı bu tür gelişmelerden en başta etkilenen turizm sektöründen kendisinden beklenen doğal tavrı sergile(ye)memesi ayrıca incelenmesi ve analiz edilmesi gereken bir durumdur.

12-06-2013 09:42
Önceki Yazıları
1 MAYIS EMEĞİN BAYRAMI
01-05-2014 13:12 | 1 Yorum | Yorumlar
TURİZM MEDYASI KADAR OLAMADILAR
12-06-2013 09:44 | 2 Yorum | Yorumlar
OLASI THY GREVİ VE YANSIMALARI
01-05-2013 12:45 | 3 Yorum | Yorumlar
AKIL TUTULMASI
07-01-2013 08:27 | 1 Yorum | Yorumlar

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
aykut55
12-06-2013 12:28
turizmci sektörüne sahip cikiyormu
turizmci kendi isine sahip ciksin.. kendi sektörüne sahip cikmayan demokrasiye mi sahip cikacak.?
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.