22.07.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - İSMAİL TOKSOY
3 Yorum | Yorumlar
OLASI THY GREVİ VE YANSIMALARI

Almanya’da Lufthansa çalışanları 22 Nisan günü greve gidecek.

Verdi sendikası, Lufthansa yönetimi ile görüşmelerinde 33 bin Lufthansa çalışanı için yıllık yüzde 5,2’lik ücret artışı talebine yanıt alamadı. Sonunda sendika grevi ilan etti.

Sendikacılığın bittiği ve demode olduğu Almanya’da Lufthansa yönetimi, daha önceki iş durdurma eylemlerine katılmış çalışanlardan 100’ünü sırf yasal haklarını kullandıkları için işten atmıştı.

Bunun üzerine Merkel hükümetinin bakanlarından biri de “Lufthansa yalnız değildir” diye esip gürlemişti.

Derken, geçtiğimiz gün bir açıklama yapan Lufthansa Yönetim Kurulu Başkanı Christoph Franz, yasal haklarını kullandığı için işten çıkardıkları çalışanlarını yeniden işe almayacaklarını, sendikanın bunu boşuna pazarlık malzemesi yapmaması gerektiğini söyledi.

Hatta, Alman medyasında Verdi sendikasının ne kadar demode ve köhnemiş olduğuna ilişkin yazılar kaleme alındı, görüşler ileri sürüldü.

Üstelik bu durum, ne gariptir ki; birkaç ay önceki Alitalia grevinde İtalya’da, Iberia grevinde İspanya’da ve TAP Portugal grevinde Portekiz’de tekrar edip durdu.

Tuhaf bir biçimde, sanki bir ‘dejavu’ yaşanırcasına bütün Avrupa’daki havayolu grev ve eylemlerinde hep aynı şey oldu.

***

Buraya kadar yazdıklarımızın hiç biri (adı geçen havayolu şirketleri çalışanlarının grevleri dışında) doğru değil.

Daha doğrusu, yukarıdaki satırlarda “Lufthansa”, “Verdi”, “Merkel”, Christoph Franz” ve “Alman medyası”  yerine; “THY”, “Hava-İş”, “Erdoğan”, “Hamdi Topçu” ve “Türk medyası”  yazarsanız tastamam doğru olur.

Türk Hava Yollarında gev kararı alınmasının ardından THY yönetimi, hükümet ve medyada “tuhaf” ve “demode” yaklaşımlar dikkat çekmeye başladı.

Bu tür yaklaşımların, genel olarak sendikanın ve grevin gereksizliği ve modasının geçtiği tezi çerçevesinde dile getirilen yaklaşımlar olduğu görülüyor.

Tuhaf ve demode olan ne bir sendikanın temel haklarından grev hakkını gündeme alması ne de bir uyuşmazlık durumunda bunu kullanmasıdır.

Asıl tuhaf, demode ve geri olan, çalışan haklarının hiçe sayılması ve hak aramanın böyle gösterilmeye çalışılmasıdır.

Hava-İş sendikasının 10 Nisan günü grev kararını asması ile THY’de grev süreci başlamış oldu.

Turizm sektörünün de kayıtsız kalamadığı sürecin bundan sonra nasıl bir seyir izleyeceği merakla bekleniyor.

Nitekim, turizmciler de taraflara çağrıda bulunarak, THY genel grevinin sektöre olumsuz etkisi olacağını, tarafların bir an önce anlaşmaya varmaları gerektiğini belirttiler.

Ancak tüm bunlara rağmen THY yönetimi “beşinci dünyalı demode”  tavrını sürdürerek inadında ısrar ediyor.

Bazı sektör yayın organlarındaki kalemşörler gibi istiareye yatıp “Bu grev olmayacak”, “Başbakan olaya el atacak” benzeri yorumlarla niyet okumaya gerek yok.

Hava-İş sendikası greve gider, gitmez bu tamamen kendi tasarrufunda ve üyelerine karşı sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilebilecek bir konudur.

Burada asıl üzerinde durulması gereken, evrensel bir hak olan grev hakkının kullanılmasının önüne çeşitli “beşinci dünyalı” yaklaşımlarla ve oyunlarla set çekilmeye çalışılmasıdır.

Üstelik THY çalışanlarının 305 arkadaşlarının işten çıkarılmasına neden olan, 2012 Mayıs ayında yaptıkları grevin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı raporunda yasa dışı olmadığı belirtilmiş olmasına rağmen.

Hatta, “Yasadışı grev yapmaya, yasadışı direnişte bulunmaya teşvik etme” suçlaması ile sendika yönetim kurulu üyeleri hakkında, Bakırköy Cumhuriyet Savcılığına yapılan suç duyurusu hakkında savcılığın; “görevsizlik” kararı vererek ilgili suç duyurusunun T.C Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünce değerlendirilmesi gerektiğine karar vermesine rağmen…

Hatta yasadışı grev yaptıkları iddiası ile iş sözleşmesi feshedilen 305 çalışandan pek çoğunun işe iadesine mahkemece karar verilmesine rağmen…

Burada söz konusu olan, evrensel bir hak olan grev hakkı. Üstelik işten atılanların işe iadesi yönünde mahkeme kararlarının ve grevin yasa dışı olmadığının teyit edildiği bakanlık raporunun olduğu çok somut ve net bir durum var ortada.

Grev hakkı gibi evrensel değer ve hakları hiçe sayarak ne bir havayolu şirketi “globally yours” sloganlı reklamlarında iddia ettiği küresel bir değer olabilir, ne de buna alkış tutan ve gerçeği çarpıtmaya kalkan kalemler tam anlamıyla gazeteci ya da yazar!


19-04-2013 05:00
Önceki Yazıları
1 MAYIS EMEĞİN BAYRAMI
01-05-2014 13:12 | 1 Yorum | Yorumlar
TURİZM MEDYASI KADAR OLAMADILAR
12-06-2013 09:44 | 2 Yorum | Yorumlar
AKIL TUTULMASI
07-01-2013 08:27 | 1 Yorum | Yorumlar

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
BünyaminTokmak
26-04-2013 12:29
THY'DE GREV YAZISI İÇİN KUTLARIM
Eski ya da eskimiş solcuların bile şu günlerde işçi düşmanı kesildiğini göz önünde bulundurduğumuzda, gayet ılımlı yazınız bile cesaretli bir çıkış algılanıyor ne yazık ki. Turizm sektör temsilcileri bilirler ki, ITBnin düzenlendiği Mart ayında dahi, Berlinde metro, tren, tramvay, otobüs çalışanları bir kaç günlük greve gidebilmektedir. Bundan 7-8 yıl önce bu oldu. ITBye gidenler taksilere mecbur kaldı. Ama ne Berlin/Almanya çöktü, ne de Almanlar, yöneticiler, grevcileri vatan hainliği ile suçladı. 6-7 yıl kadar önce, Uluslararası Gazeteciler Federasyonunun (IFJ) geniş kapsamlı bir toplantısının Türkiyede yapılması kararlaştırılmıştı. Üyesi bulunduğum Türkiye Gazeteciler Sendikası, önerim üzerine toplantının Antalyada yapılmasını kabul etti. 130 civarındaki ülkeden 500 kadar gazeteci katılacaktı toplantıya. IFJ ve TGSnin tek şartı vardı. Toplantının yapılacağı konaklama tesisi, transferleri sağlayacak tur şirketinin çalışanlarının sendika üyesi olmaları. Yani sendikanın örgütlü olmadığı bir otelde konaklamayı, çalışanlarının sendikalı olmadığı şirketin otobüslerinde yolculuk etmeyi kabul etmediler. Konaklama ve transfer dahil tüm giderler IFJ tarafından, yani IFJye üye olan gazetecilerin üye olduğu sendikalar ve meslek örgütleri, daha da doğrusu bu kuruluşlara aidat ödeyen gazeteciler tarafından karşılanacaktı. Kimseden sponsorluk beklentisi falan da yoktu. Otelin, tur şirketlerinin parası ödenecekti. Antalyada böyle bir toplantının düzenlenecek olmasından ve bana bu işin organizasyonunun verilmesinden mutluluk duydum. Ama heyhat... Bir-iki otel dışında çalışanlarının sendikalı olduğu, uygun bir otel bulamadım. Hele tur şirketlerinin hiç birinde sendika yoktu ve bu toplantıyı maalesef Antalyada gerçekleştiremedik. Üzüldüm ve üzülmeye devam ediyorum.
BİRYORUM..
21-04-2013 22:28
SÜPER YAZI...TEBRİKLER SAYIN İSMAİL TOKSOY
Bu yazının üstüne yorum yapmak mümkün değil..sayın ismail bey tarafsız gazeteciliğin nasıl yapıldığını bu yazıyla göstermiş oldu..THY yönetimi çalışanlarını hiçe sayarak büyümekten bahsedemez..butün yasal zeminlerde haklılığı belgelenmiş olan 305 çalışan koşulsuz olarak işe döndürülmedikçe grevin kaçınılmaz olduğu kesindir..bence thy yönetimi aklıselim bir karar alarak iş barışını sağlamak için daha elinde fırsat varken çalışanlarla kucaklaşmalı ve büyümeye devam etmelidir..saygılarımla....
seyfi
20-04-2013 14:22
THY nereye?
THY nereye koşuyor? calısanlarını hice sayarak büyüse nolur? büyüme de ne kadar dogru? borc icinde yüzdügü iddiaları ne olacak?....
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.