23.11.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - İSMAİL TOKSOY
1 Yorum | Yorumlar
ALMANYA, VİZE VE "MİSAFİR İŞÇİ SENDROMU"

Alman Turizm Merkezi (DZT) Başkanı ve aynı zamanda Avrupa Seyahat Komisyonu Başkanı olan Bayan Petra Hedorfer neredeyse her yıl İstanbul’a gelir ve bir turizm ülkesi olarak Almanya’nın tanıtımını yapar. Hemen her defasında gazeteciler ve Türk turizmciler hep aynı soruyu yineler dururlar: Güzel anlatıyorsunuz da vize alıp ülkenize gitmek deveye hendek atlatmaktan daha zor!

Bayan Hedorfer her defasında mahcup bir ifade ile konunun direkt muhatabı olmadığını, kendisinin de bir turizmci olarak bu durumdan hoşnut olmadığını, ancak karar merciinin siyasal erk olduğunu yineler durur.

Türk medyasında sık sık Avrupa, daha çok da Almanya’nın Türk vatandaşlarına vizeyi kolaylaştıracağına ilişkin haberler çıkar. Ancak çok geçmeden, bugünlerde sayfaları süsleyen Schengen vizeli Türklerin Almanya’ya sokulmaması türünden bu haberleri yalanlayan ilginç vize haberleri yine aynı ekranları, satırları süsler...

Avrupa gerçeğine uzak Türk medyası konuyu kendi dinamikleri ve tarihsel nedenleri içinde göremediği sürece bu tür haberler daha çok çıkacak, turizmcisiyle ya da diğer kesimleri ile Türk halkı da daha çok “vizesiz Avrupa seyahati” düşü görmeye devam edecektir.

Konuya girmeden önce en başta şu saptamayı yapmak gerekiyor: Avrupa, son 10 yıllarda etinden sütünden bol bol yararlandığı “göçmenler” için ördüğü duvarlarla bir  “Avrupa Kalesi” olmuştur. Üçüncü dünyada kaşınan daha çok etnik sorunlara dayalı siyasal gelişmeler sonucu bir yandan çektiği insan gücünü yerli ve Avrupa’da yerleşik insanlara karşı yeni işgücü tehdidi olarak kullanmasını bilen Avrupalı yönetimler, bir yandan da bu yoğun göç hareketlerini olabildiğince durdurabilmek üzere yüksek vize duvarları örmüştür.

Vize duvarlarının en kalın örüldüğü Almanya ise 1960’lardaki işçi göçü ve sonrasındaki toplumsal etki ve yansımaları nedeniyle Türkler açısından ayrı bir anlam ve yere sahip.

Türkiye’den Almanya’ya göçün 51. yılı içerisindeyiz. 30 Ekim 1961’de işgücü anlaşmasının imzalanması ile Almanya’ya giden Türkiye’den emekçiler, Almanya’nın bugünkü Almanya olmasına alın terleri ile katkıda bulundular.

Ancak, Almanya uzun yıllar buradaki insanımıza “misafir işçi” gözü ile bakmaktan vazgeçmedi. Çocukları orada doğdu, torunları oldu, bizimkiler hâlâ “misafir”di!

Çünkü, Alman yazar Max Frisch’in dediği gibi; “İşgücü çağırmışlardı, ama insan gelmişti!"

İkinci Dünya Savaşı’ndan büyük bir nüfus kaybı ile çıkan Almanya, başka ülkelerden emekçileri ülkeye davet etmek zorunda kalmış, ancak planlı programlı Almanlar, biraz da zorunluluk sonucu attıkları bu adımın sonuçlarına sonradan katlanmak durumunda kalmışlardı.

Çünkü çalışmak için gelen insanlar herhangi bir makinenin paçası ya da vidası değil, kanlı canlı insanlardı. Bu insanların bir de yokluktan yoksulluktan gelen özlemleri, hayalleri vardı...

Önceleri üzerlerine yafta gibi yapıştırılan “misafir”liği kendileri de benimsemişlerdi. Ancak doğan çocuklar ve torunlar, oradaki yaşama alıştıkça Almanya’da her geçen gün artan kalıcılaşma eğilimi bu hesapları bozdu.

Kendi ülkelerindeki yakınları ve akrabalarını da Almanya’ya getirmeleri ise Alman yönetimlerinin korku ve kaygılarını bir kat daha artırıyordu. Emeğinden sonuna dek yararlandıkları bu insanlar sayıca çoğalırsa nice olurdu o güne dek dünyaya kapalı kalmış Alman toplumunun hali?!

Almanya 1973’de işçi alımını durdurdu. Bu tarihten sonra ise daha çok evliliklere dayanan aile birleşimi dönemi başladı. Bu da Alman yönetimlerinin korkularını iki kat artırdı.
1990’larda ise daha çok mülteci akını ile Almanya’ya göç hareketi sürdü. Ancak onun hızı da 2000’lerde giderek kesildi ve bugün neredeyse durma noktasına geldi.
Avrupa’da 2000’li yılların ikinci yarısında kendisini iyiden iyiye hissettiren ekonomik durgunluk ve ardından gelen kriz, Türkiye gibi ülkelerdeki Avrupa’ya gitme hayallerini de bir hayli törpüledi.

Artık aklı başında hiç kimse “kapağı Almanya ya da başka Avrupa ülkesine atayım da kendimi kurtarayım” demiyor! Bunda, Avrupa ülkelerinin yeni göçmenler için koşulları her geçen yıl zorlaştırmasının da büyük rol oynadığı biliniyor.

Konunun toplumsal tarihsel arka planı ile ilgili bu özetten sonra gelelim asıl konumuz olan turizm boyutuna...

Türkiye’de son yıllarda “outgoing” olarak adlandırılan yurtdışına seyahatlerde gözle görülür bir yükseliş olduğu dikkat çekiyor. Türk insanının son yıllarda farklı ülkeleri tanıyıp görme isteği daha da artıyor. Zaten zaman zaman Türkiye’ye gelerek destinasyon tanıtımı yapan Avrupa ülkelerinin bu girişimleri de bu talebin bir sonucu olsa gerek.

Ancak Almanya örneğinde olduğu gibi, bazen ekonomik bir talebin önünde, ülke yönetimlerinin başka dinamiklere dayanan korku ve endişeleri set oluşturabiliyor.

Almanya’nın; Berlin’in kültür sanat ortamını solumak, Kuzey Denizi’ndeki gel-git olayını yerinde görüp yaşamak ya da Ren-Main bölgesindeki şarapçılığı yerinde gözlemlemek isteyen turiste dirsek çevirmesinin ardında da eskiye dayanan bu “misafir işçi sendromu” yatıyor olsa gerek!

Bunun çözümü de ne Petra Hedorfer’e sitem etmekle olur, ne de “kardeşim param var, gelip oraları gezeceğim” efelenmesiyle!..

Sorunun temelinde; Almanya’nın “misafir işçi sendromu” kadar, 1963 Ankara Antlaşması ile o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu olan toplulukla akit altına aldığı vatandaşlarının dolaşım haklarını hiç arayıp sormayan, bu hakların başta Almanya olmak üzere anlaşmaya taraf ülkelerce gasplarının takipçisi olmayan Türk hükümetlerinin basiretsizliğinin de önemli bir rolü var!

Şimdi burada şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’in “Alamanlar sevgili kardeşlerim” diye başlayan “İtler ve İnsanlar” adlı şiirinin konuyla tam örtüşen dizelerini anmadan geçmek olmaz:
...
sömürseniz sıksanız da
surat asıp kaş yıksanız
kovar gibi baksanız da
bizlerden çok sevseniz de itlerinizi
daha kötü değilsiniz
inanın bana
daha düşman değilsiniz
beni size bir pula satanlardan!
...


10-07-2012 12:00
Önceki Yazıları
1 MAYIS EMEĞİN BAYRAMI
01-05-2014 13:12 | 1 Yorum | Yorumlar
TURİZM MEDYASI KADAR OLAMADILAR
12-06-2013 09:44 | 2 Yorum | Yorumlar
OLASI THY GREVİ VE YANSIMALARI
01-05-2013 12:45 | 3 Yorum | Yorumlar
AKIL TUTULMASI
07-01-2013 08:27 | 1 Yorum | Yorumlar

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
12-07-2012 16:35
heil itler
yorumsuz
Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.