21.08.2018
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Yazarlar - Serdar KARCILIOĞLU
BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ…

Serdar Karcılıoğlu


Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay, bakanlık koltuğuna oturduğu günden bu güne, bakanlığının isminin ikinci ayağı “Turizm”e  fazlaca ilgi göstermedi, belki de gösteremedi!


Biz kendisini, genellikle hep konuşulup da hiçbir şey üretilmeyen, daha çok katılımcıların şahsi sorunlarının dile getirildiği, sadece aynı sorunu yaşayanları tatmin etmekten öteye geçmeyen sektör toplantıları ve  birkaç önemli sayılabilecek tur operatörü ziyaretleri dışında göremedik, dinleyemedik…

Ne yalan söyleyeyim, sayın bakanın en önemli icraatlarından birisi, Bodrumda başarılı bir Kaymakamlık kariyeri arkasından İstanbul'da turizmden sorumlu Vali Yardımcılığı yaptığı esnada Bakanlığın Tanıtma Genel Müdürlüğü koltuğunu teslim ettiği sayın Cumhur Güven Taşbaşı idi..


Cumhur Güven Taşbaşı,bu zaman diliminde turizmci bürokrat kimliğinin verdiği güçle ve “alternatif turizm üssü olacağız ” sloganı ile yaptığı olumlu çıkışları Mısır ve Tunus olayları esnasında gösterdiği hassasiyet ve sektörel  sorunların üzerine anında ve de cesurca eğilmesi ile daha çok sayın bakanın ilgi göstermediği turizm ayağını  iyi bir şekilde temsil etti ve ön plana çıktı…


Yetkiler elinde olsa..!  yetebilse çözüme de beş kalacaktı…. Ama ne yazık ki bir şeyler bir şeylere yetemiyor, bilgi ve deneyim mi? Uzak durmalı bu ülkede….

Piramidin tepesinde hiçbir zaman değişmeyen, hastalığın tespiti ve yanlış tedavi yöntemleri ile onca süre bir kez daha böylece cömertçe harcandı gelgitler arasında….

Ama ne olduysa, sayın bakanımız tam da finale gelindiğinde coştu, bunca yıldır hiç alışık olmadığımız konuları dile getirmeye başladı. Bunlar içinde en dikkat çekeni, geçen gün basına yansıyan “deniz, güneş, kum bir yere kadar,  ülkemizi kültürel ve tarihi zenginlikleri ile ön plana taşıyacağız” röportajıydı..


Yani bu ülkenin “alternatif turizm değerlerini” geç de olsa hissetmişti ve bu da çok önemli bir dönemeci işaret ediyordu..


İşaret ediyordu etmesine ama ne yazık ki her şeyi pembe bulutlar üzerinde görenler de, gösterenler de, bunlara alkış tutanlar da  hep beraber gerçek çözümlerden uzak ara geride kalınmadı mı? Öğrenme ve doğru tespitleriniz başladı ama ne yazık ki okullar da tatil oldu…!! Sayın Bakanım…,


Bu güne kadar bu makamları öyle yanılttılar öylesine yanlış yönlendirdiler ki o kadar yazıp çizmemize rağmen, sürekli tekrar edilen gafların önü arkası gelmedi… Ama  işin garip olanı bu gaflara, çevredeki turizmcilerin (!)  alkış tutmalarıydı….

Bozacı…Şıracı…misali….

 

“Liderin etrafında şakşakçıların sayısı arttığı oranda yıkım kaçınılmazdır” dememiş mi ünlü düşünür?


Zaten bu ülkenin turizminin de söylenenlerin aksine bir arpa boyu ileri gidememesinin tek sebebi bu değil mi?


Bilen de! Bilmeyen de! herkes konuşmuyor mu?

Hatalı istatistikler, artış yüzdeleri ile, gerçekler saptırılmıyor mu?

Sınır kapılarından her giren “turizm hareketi” içinde sayılmıyor mu?

Nereden tespit edildiği bilinmeyen, “Turizm Gelirleri” nasıl açıklanıyor?

Hesap ediyorsun, önden oynatıp, pilot kamerada donduruyorsun ama 10.4 gün ortalama kalış süresi hesaplaması ile yirmi sekiz milyon turisti elindeki yatak kapasitesine nasıl sığdırdığını bir türlü bulamıyorsun…

Bir istatistiki bilgi, diğerini darmadağın ediyor..

Turist sayısı yükselmiş….turizm gelirleri artmış ama;

Bir yatırımın geri dönüş süreci on, oniki yıldan yirmi, yirmibeş yıla çıkmış…!!!

Küçük bir azınlık dışında; otelcisi, acentecisi, rehberi,turizm çalışanı, esnafı top yekun hiçbir turizmci hayatından memnun değil…

 

Ama gün geçmiyor ki, sektörün bir çok kesiminden salvolar yükselmesin,….

Şimdi sayın bakanın bu önemli çıkışını sektörün ”gerçek sorunlarının yanlış tespiti” noktasındaki kronik hastalığından kurtulması açısından başlangıç oluşturacağı ümidiyle çok önemli buluyorum.

 

Zira gerçek anlamda bir turizm ülkesi olabilmemiz için en önemli unsurun, devrim niteliğinde alınacak radikal kararlar ile tüm yurt sathına yayılmış planlı bir turizm sistemine dayalı ve bilinçli yatırım atakları başlatılması olmasıdır…

Teknik ve sosyal alt yapı çerçevesinde turizm bilinci ile aşılanmış, her biri birer turizm elçisi olacak şekilde eğitilmiş turizm çalışanlarından oluşan bir kadro tez elden eğitilmeye başlanmalıdır…

 

Her milimetrekaresinden turizm cevheri fışkıran bu ülkeyi gerçek anlamda Türk misafirperverliği ve kalitesi ile dünyaya pazarlayabilmektir…

 

Böylece tüm bu yeniden yapılanmanın paralelinde yürütülecek turizm hareketinin tüm Anadolu ya yayılması, ve ülke genelinin 12 ay turizm yapılabilir noktaya taşınması için çalışmaların başlatılmasıdır.

 

Bundan gerisi, dere kenarında çelik çomak oynamaktır,

İşte bu noktada sayın bakanın giderayak da olsa ağzından dökülen bu tespitini doğru buluyorum….

 

Ve bir zamanlar, gelmiş geçmiş tüm medeniyetlerin beşiği Anadolu topraklarını karış karış dolaştırdığımız, turistlerimizle, gece yarıları başlayan meşe katli yolculukların ardından varılan Nemrut dağının zirvesinde, Kommagane kralı Antiochus Theos’un diktirdiği tanrı başlarının arasından güneşin etkileyici, ürpertici,bir o kadar da ihtişamlı yükselişini hep birlikte yaşardık…

 

Tarifi imkansız bir sıcaklık kaplardı ki etrafı, dağın zirvesinde soğuktan tir tir titrerken, kemiklerimiz ısınır adeta saniyeler içinde kışla yazı  bir anda yaşardık….

Bu muhteşem olguyu yaşama fırsatı yakalamış olan her milletten insanlarla bizler bu ülkenin ileride çok önemli bir turizm ülkesi olacağı yönünde hemfikir olur, bu parlak ve yayılan ısının bir gün ülkemizin üzerine turizm güneşinin doğuşunu simgelediğine inanırdık..

 

Şimdi sektörel gelişmenin başlangıç noktası olacak bu  görüşün, devlet tarafındaki tepe noktasında konuşulmaya başlanması ile, yeni oluşacak siyasal iktidarın bu ülkenin değişmez gerçeği olan Turizm olgusunu doğru tespit edeceği umudunu taşıyorum…

 

Umut ediyorum, şimdilerde, Kommagane Kralı Theos’un Nemrut dağının zirvesine diktirdiği tanrı başlarının arasından doğan güneşin Şanlıurfa'da, Gaziantep'de, Diyarbakır, Mardin'de, Çorum'da, Trabzon'da, Van, Hatay ve diğer tüm anadolu topraklarında gelmiş geçmiş onlarca medeniyetin bize bıraktığı miraslarımız olan, camilerimiz, mescidlerimiz, çeşmelerimiz, hanlarımız, saraylarımız, konaklarımız, hamamlarımız, kiliselerimiz, manastırlarımız, kulelerimiz, kalelerimiz, surlarımız,  havralarımız üzerinde de yine kızıl gökyüzünü delerek yükseleceği günleri görmek ve yaşamak bizlerinde hakkı değilmi..?

Umut ediyorum ki, bu düşünceler bir varmış bir yokmuş ‘da kalmasın!


08-04-2011 06:27

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar