21.08.2018
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Yazarlar - Serdar KARCILIOĞLU
OLUR MU ACABA?



 

Turizm Gazetesi’nin zaman zaman beni konuk ettiği köşemde yazdığım son iki yazının ilkinin başlığı "TUROFED, TYD, TUROB ve hatta TURSAB" nerelerdesiniz? İdi. Ama editörümüz meslekdaşlarımızı kıracağı düşüncesi ile bu başlığı "Turizm Yatırımcısının Durumu" olarak değiştirmişti. ANA FİKİR, sektöre yapılan olumsuz hareketler karşısında sektör temsilcilerinin "sessizliği" idi.

“İnanılmaz direnç” adlı yazımda da ana fikir hemen hemen aynı idi.

 

Birkaç gün önce Gazetemizin manşetinde TUROFED’in (var oluşunun gereği olarak) açılan teşvik programı karşısında hareketlendiğini gözlemlemiştim. Tespitler ve talepler yerinde ve çok haklı idi.

 

Ancak, bir eksiklik, bir çekingenlik içeriyordu. Sanki haklı mücadele vurgulanırken ‘Aman Ülkeyi idare edenleri, merkezi hükümeti kırmayalım’ ön planda idi. Haklı tepkiler. ve talepler ise neredeyse “rica” hükmünde vurgulanmıştı.

 

Talep ve tepkilerimizin üzerine basa basa ne kadar haklı olduğunu, söylemekte haykırmakta neden “O” malum çekingenlik, korku, endişe sarıyor açıklamalarımıza ve eylemlerimize bilemiyorum.

 

İşte bu noktada turizmi sevk ve idare etmekle yükümlü makamının başındaki en yetkili kişiye de böyle hissettiriyorsak ki öyle, üstelik etrafı ve danışmanları da sürekli pembe tablolar gösteriyorlarsa bu sessiz ve kibar sektöre Ankara’dan bakarken, ben de olsam şimdiye kadar verilenlerin bile fazla olduğunu düşünür fazlaca dikkate almazdım.

 

Tarih boyu bu hep böyle olmuştur, danışmanlar Bakanlarının önlerine gerçeklerin hep pembe renkli görüntülerini koymuşlardır. Şu örnekte olduğu gibi; Turizmcilere hitap eden Kültür Turizm Bakanımızın “Türkiye, turizmde dünya on birincisi oldu” sözleri yoğun bir alkış alırken, Bakanı bu pembe rüyadan uyandırmayı saygısızlık olarak addedileceği korku ve endişesiyle, oralardan birisi çıkıp da ‘Ya sayın bakanım şu alttaki on ülkeyi bir sayar mısınız.?’ diye sormaz ise, eğer…
“bu yıl ülkemize 23 milyon turist geldi derken” oralardan birisi çıkıp da “Ya sayın bakanım bakanlığınızca tespit ettirilmiş olan 10.4 ortalama kalış süresi çerçevesinde ülkemizdeki yaklaşık 800 bin yatağa bunları nasıl sığdırdınız bunları nerelerde yatırdık diye soran bir Allah’ın kulu ‘turizmci’ olmazsa, eğer …

Bu yanlış ama pembe tablolar karşısında siz Ankara’dan baksaydınız, bu sektöre teşvik paketinde yer vermeyi aklınıza getirir miydiniz?

Bakan, hükümet ne yapsın….

 

Bu köşelerden yazılan birkaç makale haricinde yere sağlam basan bir tepki koyabildik mi bu güne kadar? Bu yanlışları, eksik ve kirli bilgileri düzelttik mi?

 

Beş yıldızlı otellerimizin toplantı salonlarında şatafatlı toplantılarda sektörün genel sorunlarına doğru tespitlerde bulunup bunları birer birer dikte ettireceğimize, aslında turizme yön veren aktörlerin gözünde, dünya turizm pazarının Mahmut Paşası konumunda görülen Türkiye’de gerçek anlamda bir “TURİZM” falan yapılamadığını MASAYA YATIRACAĞIMIZ YERDE, süslü anlatım ve sözler ile daha çok bireysel sorunlarımızı vurgularken, bu sektörün hiçbir desteğe ihtiyacı yok, bunların hepsi mutludur imajını silmek için ne yaptık?

 

Bu bize göre olumsuz imaj karşısında şimdi, Dünyadaki global krizle birlikte çok ciddi anlamda etkilenen sektörümüzün içinde bulunduğu vahim durumu sonucunda, dile getirilen talep ve tepkiler biz turizmcilerin kişisel sorunları olarak mı görülüyor acaba?

 

Tabidir ki, hal böyle olunca taleplerimizin salt sektörel ve kişisel olmadığı, karşılanması ve sektörün ayağa kaldırılması noktasında, ülkemizin kazanacağını anlatmakta zorlanıyoruz.

Ülkede Turizm sektörü ne kadar desteklenir ve yükseltilirse bu topyekun kalkınmamızın temeli değil midir?

 

İşte bu noktada TUROFED’in çıkışını çok önemli buluyorum ancak daha yere sağlam basan sürekli ve inandırıcı eylemler ve çıkışları beklemek bizlerin hakkı ilgili sivil toplum örgütlerinin görevleridir.

 

Burada öncelikli olarak yapılması gerekenin aradaki kişisel sorunların  çözülüp süratle birlik ve beraberlik içerisinde ve  sektörümüzün Ankara’dan daha net görülmesini sağlayacak, sektörün gerçek dinamikleri olan Turizm Profesyonellerini de kucaklayarak, kanunla belirlenmiş bir birlik çatısı altında toparlanmasını gerçekleştirmek, TYD, TUROFED gibi kurumların en asli görevleri olacaktır.

Bu arada TURSAB’a da önemli bir hatırlatma! Acenteler ve oteller sektörün iki büyük dinamikleridir, hiçbirisi tek başına ikisini birden temsil edemez?
OLACAK gibi mi gözüküyor, bekleyeceğiz, izleyeceğiz ve göreceğiz


02-07-2009 09:43

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar