26.05.2020
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi.com


Otelleri.net
Türkiye Otelleri otelleri.net adresinde.


Yazarlar - Aydın Özdemir
KONAKLAMA SEKTÖRÜNDE GENERAL ÇOK


Aydın Özdemir
 

Bu yazıyı işsiz bir genel müdür ve işsiz bir aşçıbaşının telefondaki feryadına istinaden kaleme aldım.
Biliyoruz ki sorun büyük.

Bir dönem kartvizitinde genel müdür, genel kordinatör, yiyecek-içecek koordinatörü, mutfak koordinatörü, departman müdürü, merkez müdürü yazmasına rağmen işsiz.Nadiren en son ayrıldığı görev eşdeğerini arayanlar olmasına rağmen bir alt, hatta iki üç alt pozisyona razı olanlar çoğunlukta.
Haklılar kimse yaşamını ekonomi olmadan devam ettiremez.

Ben bu yazımda kimseyi üzmeyi düşünmüyorum. Ancak maalesef üzücü durumlar pek fazla.

Ancak bu konunun sebepleri hakkında görüşlerimi paylaşmak benzer durumları tekrarlamamak için uyarı görevinde bulunmak istiyorum.

Evet, kartvizitinde yüksek etiketli ibareler olan bir çok kişi iş bulmadığı gerçeğinin karşılığında çalıştıracak donanımlı personel bulamayan tesislerde var.
Sezon öncesi iş görüşmelerinin yoğunlaştığı bugünler işsizler umutla kapı kapı dolaşıyorlar veya web sayfalarından başvuru yapıyorlar.

Bu konuda da bazen komik durumlar olmuyor değil. Örneğin boş kadro için başvurusu kabul edilen ve işe başlayan bir yöneticiyi birileri arayıp gazetede ilanınız veya şu web sayfasında ilanınız var bana randevu verir misiniz gibi sorular… Düzeltilmesi ve geri çekilmesi gereken ilanlar takip edilmeyince işe başlayanlarda huzursuz oluyor.

Başvuru formlarına bakıldığında istenen pozisyonlar şef, vardiya sorumlusu, müdür vs. Ben resepsiyonistim , barmenim, muhasebe personeliyim diyen yok. Başvurulan pozisyonla ilgili meslek eğitimi, yeterli deneyim, bilgi, beceri, yabancı dil, inisiyatif kullanabilme yetisi, iletişim kabiliyeti konularında yeterlilik ayrı bir dert.

Düz personel konusunda bu kadar sorun varken acaba neden bu kadar yöneticilerimiz işsiz. Aslında iş arayan yöneticilerimizin de hepsinin aradıkları pozisyonun hakkını verebileceklerini söylemek pek mümkün değil.

Seksenli yıllarda ve doksanlı yılların başında ülkemize yurt dışından sektöre çok yönetici geldi. Bu yöneticilerin gelmiş olması mutlaka faydalı olmuştur. Kanaatimce bugün yaşadığımız işsiz ve sayısal olarak çok olan yöneticiler sorunu o zamanlar fark etmeden başladı.

Yabancı yöneticilerin iyi maaş almaları, sosyal statüleri, mesai anlayışları ve  özel yaşamları hep kıskanıldığı gibi yıpratıcı dedikodularda yapılmaya başlandı.
Tesis yönetimiyle samimiyeti iyi olan Türk yöneticiler her fırsatta bu konuları işverenle paylaşıp işverenin görüşünü etkilediler. Aman efendim şu kadar masraf şu kadar imkan veriyoruz bize çok pahalıya mal oluyor onlara ödediğimizin yarısına çok kişi buluruz, zaten işlerde rayına girdi...

Yabancılar gidince yerliler boşlukları doldurmaya başladı. Hakkını yemeyelim bizimde yakından tanıdığımız uluslararası arenada her zaman iş bulacak çok iyi yöneticilerimiz var. Sorun zaten onların sayısını çoğaltamamak.

Yabancıların yerine gecenler aynı başarıyı yakalayamadıkları için bir kısmı işini kaybetti. Bu arada her kriz döneminde de işini kaybeden yöneticiler de artmaya devam etti. Belki çalışırken eksiklerini tamamlayacak olan bu yöneticiler maalesef işsizlik ve ekonomik sorunlardan dolayı kendilerini geliştirme fırsatı da bulamadılar.
Sektörün hızlı geliştiği dönemler aynı zamanda çok kısa sürede yönetici olunduğu dönemlerde oldu. Bulunduğu pozisyonu tam sindirmeden üst posizyonlara tırmanmak ta bazılarına  ne oldum delisi dedirtti.

Departman yöneticisi bazında işsiz kalınmasına etki eden diğer konular;
İşverenlerin çocukları ve akrabaları yönetici olarak atanmaya başlandı. İşin eğitimini almış ve tecrübesi var ise neden olmasın.

Aslında ne büyük çelişki dir ki herkes yüzlerce kişinin çalıştığı bir tesisin genel müdürü olabilir. Eğitim, diploma, mesleki yeterlilik olsa ne olmasa ne.
Genel müdürler tesis doluluğuna göre başarılı ve başarısız kabul ediliyor. Aslında satış pazarlama kadrolarından tasarruf edilmemesi gerekir.

Satış pazarlama ağırlıklı genel müdürler operasyonda başarısız oluyorlar veya operasyonun başarısının satışa etkisine pek inanmıyorlar.
Büyük umutlarla işe alınan yöneticiler her tesiste başarılı olamıyor.
İşveren iş görüşmesinde ortaya koyduğu pozitif yaklaşımları kısa sürede değiştiriyor. Aynı durum yöneticiler içinde geçerli.
Yöneticiler başvuru yaptıkları tesisin bir swot analizini yapmadan görüşmeye gidiyorlar ve kabul edilip işbaşından sonra zamanla önlerine gelen  sorunlar karşısında şaşırıyorlar.
Yöneticiler bir işe girebilmek uğruna her şeye evet diyorlar veya detaylı konuşmuyorlar.

Ülkemizde bütçeye dayalı çalışma anlayışı benimsenmedi. Bütçe yorumları farklı yapılıyor.
Tesislerde özellikle pozisyon yükseltmelerde ciddi bir kariyer planlaması yok.
Pozisyon yükseltmeleri akraba, tanıdık benim adamım gibi çok soyut kriterlerle yapılıyor.

Özellikle mutfaklarımızdaki yönetici atamalarında hiçbir kural işlemiyor.
Eğitim kurumlarından gelenlerin donanımsızlığı olduğu gibi onları kazanmak için hizmet içi eğitim programları uygulanmıyor.
Maaş zammı yapılamayan tesislerde pozisyonların önüne asistan, şef, kaptan, shift leder, sorumlu gibi ibareler eklenerek çözüm aranıyor.
İletişimi güçlü olmayan yöneticiler başarısız oluyor.
Yabancı dili olmayan yöneticiler misafir ilişkilerinde komik durumlara düşüyor.
Tesis işverenleri değiştiğinde herkes kendi kadrosunu kurmak istiyor.

İşsizlikten travma yaşayan bu yöneticiler ülkemiz gerçekleridir. Şu anda çalışan yöneticilerden ricam kendilerine yapılan başvurularda lütfen onlara yardımcı olalım.

Bir umut ışığı görüyorum: Ülkemizde Mesleki Yeterlilik Kanunu daha çok gündem bulmaya başladı.


11-05-2009 15:57
Önceki Yazıları

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar