21.08.2018
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Yazarlar - Serdar KARCILIOĞLU
TURİZM YATIRIMCISININ DURUMU

 

 

Geçtiğimiz günlerde, turizm yatırımcılarının karşılaştığı ve can sıkıcı olan bir olay daha yaşandı.

 

Konu, çoğumuzun Beşiktaş yöneticisi olarak tanıdığı Fikret Orman’ın Muğla’daki turizm yatırımı.

 

Her şey, bir süre önce Devletin açtığı bir ihaleyle Bodrum’un Gündoğan beldesinde bir turizm tesisi arazisi almasıyla başlamıştı.

 

Fikret Orman Yunanlı bir zincir otel gurubu ile anlaşıp yapacağı tesisi 10 yıllığına işletme ortağı alarak almıştı.

Projesini çizdirmiş, gerekli tüm ruhsat ve izinlerini almış Yunanlı guruba da tesisi 2009 Haziran ayında teslim taahhüdü vererek inşaata start vermiş.

 

İşte ne olduysa bu andan itibaren olmuş. Daha birinci dakikada kendilerini, ülke genelinde ‘çevreci’ kimliği ile tanıtan ve genel tutumları turizm yatırımlarını sürekli eleştirmekten yana olan kesimlerden Gündoğan Grubu, maalesef arkalarına siyasi bir partimizi de alarak eylemlere başlamışlar.

 

Beton yığını,  görüntü kirliliği çevre katliamı vb. gibi söylemlerle eylem yapmışlar, şikayetler,  şikayetler vs.

 

Aslında bu noktada başta belediyemiz ve devletimizin diğer kurumları (Muğla Valiliği, Bodrum Kaymakamlığı, Jandarma Komutanlığı, Emniyet Müdürlüğü) vatandaşını eşit görüyor ve bu yüzlerce şikayet ve baskılara her defasında sabırla yaklaşım sağlayıp gerekli tüm incelemeleri yaptırıyor ve her defasında illegal bir olay bulunamadığı için bir işlem yapmak gereğini de duymuyor.

Tabii bu süreçte inşaat da durma noktasına geliyor.

 

İşte böyle son derece can sıkıcı geçen bir süreçte 2 Mayıs 2009 idi. Yani verilen teslim taahhüdüne yaklaşık 30 gün bir süre kalmış, tesis neredeyse bitmek üzere, çalışmalar sahil ve çevre düzenlemesine geçmişti.

Ülkemizde yatırımcıya açılan; elektriği, yolu, suyu, sahil düzenlemesi olmayan ham araziler, devletimizin yetkili kurumlarınca yatırımcıya, ‘burayı sana tahsis ettim, şu zaman dilimi içerisinde bir turistik tesis inşaa et ve hizmete aç’ diye başlayan süreç gerekli adımlar atılmadığı için bir süre sonra ‘başının da çaresine’ şeklinde bir yola giriyor.

 

İşte Fikret Orman’ın otelinde bu konunun son halkası olan sahil düzenlemesi yapılıyor. Tesisin önü sarp denizin içi yosunlu ve birazda taşlıklı,  neredeyse 40–45 gün sonra zengin Yunanlı turistler gelecek, yatırımcı onlarca kamyon deniz kumu getirtmiş denizin içerisine seriyor, bir taraftan da iskelelerini yapıyor.

 

Ve eylemcilerimiz yine iş başında, deniz dibine kumu seren ekskavatörün önüne yatmış basına malzeme veriyorlar. Deniz doldurmasını gerektirecek hiç bir coğrafi durum olmamasına rağmen denizi dolduruyorlar diye eylem yapıyorlar.

 

Jandarma geliyor, ortalık toz duman…çaresiz..!!! ÇALIŞMA DURDURULUYOR.

Yatırımcı Fikret Orman Talimat veriyor: ‘İNŞAATI ‘DA DURDURUN …. ARAYIN YUNANLI ZİNCİR OTEL GURUBUNU GELSİNLER PARALARNI GERİ ÖDEYELİM…TAZMİNATIMIZIDA’

 

Şu an itibariyle Taşeron firmalar geri gönderiliyor ve böylece otel inşaatında çalışan bine yakın işçinin hesapları ödeniyor, yani sokağa salınıyorlar

 

Aslında yukarıda anlatmaya çalıştığım bireysel gibi görünen olay ülke genelinde yaygın olarak gündemde olan, her biri kaderlerine terk edilmiş yalnızlaştırılmış ve sessiz bir kitleyi oluşturan turizm yatırımcısını, böyle bir sektöre bulaşmış olmaktan dolayı hayatlarından bezdirmiş genel bir olaydır.

 

Hatırlayınız benzeri olaylar birkaç yatırımın daha başından geçmiş, yine binlerce kişinin istihdam edileceği çevredeki bir çok sektöre iş ve aş sağlayacak işler durmuş, hatta bu konu daha ileriye giderek bazı yöneticiler ve bürokratın tayinlerine mal olmuştu.

 

Dünyada turizm yapılabilirliği açısından birinci sırada olan ancak yıllık turizm dolaşımından aldığı pay sadece %1’ ler civarında kalan ülkemizin rakip turizm destinasyonlarını yakalayabilmesi için olmazsa olmaz nitelikli turizm yatağı yatırımlarına ihtiyacı varken, ekonominin can simidi haline gelen umudu turizm sektörünün yatırımlar açısından geldiği nokta budur ve düzenlenmelidir.

 

Turizm yatırımı ve işletmeciliği yapmak gibi bir işe soyunmuş bu sessiz kitlenin aslında daha farklı bir tavırla ele alınması gerekmektedir. Öte yandan, yapılan yatırımların ne anlama geldiğini pek de düşünmeyen bazı kitlelerin adeta yatırım karşıtlığına varan davranışlarına maruz kalan yatırımcılar da kanunlara riayet etmek durumunda olduklarının da farkındalar. Elbette uymayanların savunulacak bir yanı yoktur.

 

Gereken düzenlemeler yapılmadığı ve yatırımcıya kolaylıklar sağlayacak altyapı olanakları eksik bırakıldığı için, bazı zorlukları aşmak isteyen yatırımcılar, bazı grupların önünde yem olarak atılan bir durumda kalmışlardır.

 

Onları yalnız bırakmak ve bu tür onlarca olay olurken hiçbir tepki vermemek, ‘ben yapacağımı yaptım bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ zihniyetine bürünmek, acaba doğru mudur?

 

Aslında Yatırımcıyla bu insanları karşı karşıya getiren konularda, Turizm olgusunun bu güne kadar bir devlet politikasına dönüştürülememesinin meydana getirdiği bir kavram kargaşasının doğru bir yaklaşım olacağı bu noktada “Basına Yansıyacak” korkusu ile yatırımcıyı yalnız bırakmanın devlete hiç yakışmayacağı inancındayım.

 

Tüm karmaşayı önlemek devleti bu noktada harekete geçirmek sektör dernek ve birlikleri ile sivil toplum kuruluşlarının görevi değil midir?

 

Yaza ve Sezona giriyoruz, Kış bitti uyanın artık. Harekete geçin. Hepinizin kimliklerinin başında veya içinde “TURİZM” var. TURİZMCİ OLMAK olgusunun birlik ve beraberlikten geçtiğini unutmayalım. Sahibi olduğumuz kurumlarınızın gücünü, beş yıldız toplantı salonlarında hiçbir yararı olmayan toplantılarla değil sahaya inerek, sorunları çözerek gösterelim.

 

Sevgi ve Saygılarımla

 

Serdar KARCILIOĞLU
Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği
BOYD Başkanı

 


11-05-2009 10:54

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar