26.05.2020
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi.com


Otelleri.net
Türkiye Otelleri otelleri.net adresinde.


Yazarlar - Aydın Özdemir
HAZIR YEMEK HAZIR TEHLİKE



Aydın Özdemir

 

Son dönemde gıda fiyatlarındaki büyük artışlar yemek firmalarını zor durumda bıraktı. Resmi kurum ve özel sektörde hazır yemek konusuna büyük rağbet var. Durum böyle ulunca önceleri minik işletmeler halinde faaliyete başlayan hazır yemekçiler zamanla sanayi tesisleri içindeki en büyük tesisler haline gelmeye başladılar.

 

İlk başta olaya ticari bakan bir çok yatırımcının iştahı kabartan toplu yemek hizmetlerinde 2,5 ytl gibi inanılması güç rakamlar dönmeye başlayınca durum tersine döndü.

 

Çok karlı gözüken, gerçektende ilk zamanlar kazançları iyi olan tesisler şimdi çıkmaza doğru gitmeye başladılar sorun yumaklarıyla karşı karşıya kaldılar.

 

Pazara her yeni giren işletme bende daha ucuz dedi, eskiler siz benim eski müşterimsiniz size ben daha uygun veririm aman hazır pazarım kaybolmasın diyince olanlar olmaya başladı.

Bizim ülkemizde değişmeyen bir kural vardır ki o kazanıyor bende kazanırım mantığıyla hiçbir pazar araştırması, verimlilik çalışması,yatırımın geri dönmesi gibi objektif çalışmalar olmadan dalarız işe..

 

"Bugünkü maliyetlerle 4 liranın altında 4 kap yemek servisi hem de ayağınıza kadar” Matematiksel olarak nasıl olabilir? Fabrikanın yatırım, işletme  maliyeti, satış pazarlama, ulaşım,bulaşık vs. alt alta koyduğunuzda bu işin maliyet hesaplamalarının içinde olan bir kişi olarak hiç ihtimal veremiyorum.

 

Tabiî ki insan beslenmesinin asgari şartlarını düşünerek bu fiyatlar olamaz diyorum. Dengeli ve sağlıklı beslenme şartları içinde olamaz. Bu işin kdv si gelir vergisi ve tahsil süresini de üstüne koyduğunuzda asla 2,5 ytl ye yemek satamaz ve de alamazsınız.

 

İllaki olur derseniz;

-Protein değeri olmayan,

-Vitamin ve mineral zenginliği olmayan,

-Karbonhidrat ağırlıklı bir yemek olur.

 

Un çorbası, makarna, lahana kabuksa, içinde pirinç olmayan bir sütlaç tan oluşan bir menu benzeri yemekleri satın alabilirsiniz. Bu menüde nadiren et ve balık ürünleri bulursanız kanaatimce yememeniz menfaatinize olacaktır.

 

Hastanede, otelde, işyerinde ve okulda toplu zehirlenme olursa kimse şaşırmasın"

Kalite ve malzemeden eksiltip fiyat düşürerek rekabet eden, hijyen şartlarını hiçe sayan merdiven altı şirketler hâlâ pazara hakim, tabldot pazarında dürüst işadamları, Gıda mühendisleri, beslenme uzmanları ve akademisyenler uyarıyor: "Devlet vergi kaybediyor, insanlar da sağlığını."

 

Dünyada her yıl 40 milyonu aşkın insan gıda zehirlenmesiyle karşı karşıya kalıyor. Türkiye'de yaşanan vaka sayısı ise ortalama 9 bin civarında.  

 

Her yıl gıda zehirlenmesinden hastaneye yatanlardan 200'ü hayatını kaybediyor. Bu yolla bulaşan burusella, paratifo, salmonella gibi enfeksiyonlar yüzünden binlerce kişi hastanelere başvuruyor.

 

Konunun vahim boyutu ise son 10 yılda Türkiye'de büyük bir sektör haline gelen hazır yemek firmalarının büyük bölümünün merdiven altı diye tabir edilen yerlerde faaliyet göstermesi.

 

Hazır yemek sektöründe, Türkiye genelinde faaliyet gösteren 5 bin işletme var. Bu işletmelerin Kamu ve özel sektörle birlikte 15 milyon insana yemek sağladığı tahmin ediliyor.

İşin konaklama işletmeleri boyutun dada son derece riskler artmaya başlamıştır. Otel işletmelerinde çamaşırhane hizmetlerinin dışarıdan alınmasına alıştık ve mali açıdansa doğru bir karar olduğunu söyleyebiliriz.

 

Ancak yemeklerin dışarıdan gelerek alınarak tesisteki misafirlere servis edilmesi sadece parasal kaygılarla verilebilecek bir karar değildir.

 

Kendi işletmemizde bile üretim yaptığımız halde gıdaların sıcaklık, soğukluk, görünüm, lezzet en önemlisi de gıda güvenirliliğini korumakta zorlanırken pes doğrusu dışarıdan yemek almaya…

 

Kıyasıya rekabet eden yemek şirketlerinin yüzde 60 ının kayıt dışı olduğunu tahmin ediyorum. Oysa kâr etmek için maliyetin bile altına inen fiyatlar; gıda güvenliği, gramaj, besin değeri, hizmet kalitesi ve temizlikten taviz vermek ya da çalmak ile mümkün olabilir.

 

Merdiven altı şirket sayısı 4 binden fazla.

 

Sadece fiyat standartları değil, asgari hijyen şartları da yerine getirilmiyor. Mönüler beslenme uzmanlarının fikri alınmadan hazırlanıyor, yemekler gıda mühendislerine gösterilmeden pişiriliyor. Merdiven altına iki tencere, bir ocak atan 'yemek firmasıyım' diye geçiniyor. Üstelik binlerce de müşteri buluyor. Şirketin tabelasına cathering unvanı ekleyip yemek satacağı işyeri ve fabrikalara inşaatçılık, boyacılık hatta dekorasyonculuk yapmaya kalkanlar bile var.

 

Haksız rekabet aldı  başını gidiyor. Asıl önemli olan bilinçli tüketicinin olmaması. "Şirketler değil, merdiven altı müşteriler var. Çalışanını düşünmeyen işyerleri, ucuz  yemek olsun diyor. Tüketici denetlemediği müddetçe ihmal ve sağlıksız üretim sürer. Tarım Bakanlığı ekiplerince işletmelerin baştan aşağı denetlenmesini gerekiyor.

 

Yeni Gıda Kanunu gereği yemek üreten her kuruluşun gıda mühendisi istihdamı şarttır. Şirketler, HACCP, İSO 900, TSE standart belgesi, Sağlık Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı'ndan gıda üretim izin belgesi almak zorunda. Ayrıca İyi Üretim Sistemi Uygulamaları (GMP), İyi Hijyen Uygulamaları (GHP), İyi Laboratuar Uygulamaları (GLP) gibi uluslararası sertifikalar da Türkiye'de aranmaya başladı.  

 

Belgeler, standartlar, formaliteler kısa yolu tercih eden yatırımcı ve buna bile bile lades diyen sertifikalandırma şirketleri tarafından bir şekilde çözümleniyor.

Ancak ya insan sağlığını nasıl sağlayacağız? Lütfen önce insan…


13-01-2009 08:48
Önceki Yazıları

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar