26.06.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - HALİM BULUTOGLU
Soru ve yanıtlarla İstanbul'u Roma ile yarıştırmak

 

- Turizmde bundan sonraki başarı öyküsü, İstanbul başta olmak üzere şehir turizmindeki başarımızla yazılacak. Tabii başarabilirsek.

- Türkiye turizminin, 2006 yılında yaşanan gerilemenin ardından 2007’de yeniden bir büyüme trendine girdiği görülüyor. Bu söylediklerim Türkiye’ye turist-ziyaretçi girişiyle ilgili.

- Aslında yatırımlar hız kesmemişti zaten. Ekin Grubu Araştırma Birimi'nin Hazine Müsteşarlığı verilerine dayanarak yaptığı incelemeye gore, bu yılın dokuz ayında turizme yönelik 80 yatırım projesinin teşvik belgesine bağlandığını biliyoruz. Bu tesislerin 25’i 3, 17’si 5, 14’ü de 4 yıldızlı olarak planlanmış. Son dönemde teşviklerin azlığı nedeniyle, Bakanlığa teşvik belgesi başvurusunda bulunmadan başlayan en az bu kadar daha yatırım projesinin olduğunu da biliyoruz.
Bilinen bir başka şey de, bu yatırımların hala kıyı ağırlıklı, Antalya–Muğla bölgesi ağırlıklı olması. İstanbul, Bursa, Ankara gibi şehir turizminin öne çıktığı bölgelerimizde ise yatırım talebi bu iki ilin çok gerisinde.

- Bu noktada, önümüzdeki yıl ve yıllarda doğa ve çevre korumasıyla, turizm yatırımları arasında, Belek ormanlarında bugünlerde yaşandığı gibi bir çatışma, gündemimizi daha fazla işgal edecek gibi görünüyor. Betonlaşma ve doğa-turizm kullanımı dengesinin yeterince gözetilmemesi, daha şimdiden, Türkiye’ye turist gönderen ülkelerde de sorgulanıyor; bu durum Kuşadası ve Marmaris’te geçtiğimiz ve içinde bulunduğumuz yıllarda yaşanan olumsuzlukların Antalya bölgesinde de gerçekleşebileceği endişesini artırıyor.
Mutluluk verici olan, turizm yatırımcı ve işletmecileriyle, bakanlığın da, bu vahşi tahribata direnmeye başlıyor olmaları. Umarız başarılı olurlar ve bundan böyle yatırımlar kesin disipline alınmış, doğal dengenin korunmasını daha fazla gözeten bir yapılaşma planı dahilinde gerçekleşir. 

***

Türkiye’nin, İspanya, Yunanistan, Mısır gibi rakip ülkelere göre  avantajları ve eksikleri neler?

- İspanya’yı bir tarafa bırakırsak, Yunanistan ve Mısır gibi rakip ülkeler arasında Türkiye’nin öne çıktığı görülüyor. Bir zamanlar Yunanistan’ın çok gerilerinde olan Türkiye’nin gerçekleştirdiği o büyük yatırımlarla bu arayı kapatıp geçmesi bir başarı öyküsü olarak gösterilebilir. Türkiye’nin gerek ulusal, gerekse uluslararası otoritelerce de kabul edilen en önemli avantajı, yeni tesisleriyle turizmdeki yetişmiş insan kaynakları. Zaten yeni olan turistik tesislere, yenileri de hızla katılmaya devam ediyor. Ama öte yandan,  bunun ne kadar sürdürülebilir olduğu da sorgulanıyor. Ne yazık ki Türkiye turizmi bu iki önemli avantajını da çok hor kullanıyor. Daha 10 yılını bile doldurmamış tesislerde, yenileme yatırımı ihtiyacının büyük boyutlara ulaştığı ve bunun için yeterince kaynak ayrılamadığı, çetin rekabet koşullarında yatırımcıların bu kaynağı yeterince üretemedikleri görülüyor.  Kalite, hizmet ve ürün odaklı bir rekabet anlayışı yerine, hala fiyat odaklı rekabetin hakim olması da bu sonucu yaratıyor. (Bu yıl, Dolar ve Avro'nun YTL karşısında değer yitirmesi de her şeyin tuzu biberi oldu...) Bu yanlış rekabet, bir başka avantajımızı, yetişkin insan kaynaklarını da olumsuz etkiliyor. Turizm sektörüne eğitimli olarak giren ama bu sektörde geleceğini göremeyen, aradığını bulamayan onbinlerce gencimiz var. İş ve çalışma koşulları nedeniyle…

***

İstanbul turizmi son yıllarda gelişiyor olmakla birlikte,  Türkiye hala deniz kum güneş turizminin hakim oldugu bir ülke görünümünde. Şehir  turizmini (kültür turları, kongreler, fuarlar, kültürel etkinlikleriyle, müze  ziyaretleriyle...) geliştirmek için ne yapılabilir? Bu yanıyla Türkiye nasıl  İspanya, Fransa, Çek Cumhuriyeti, İngiltere ile yarışabilir?

• Türkiye, deniz kum güneş ağırlıklı turizm ürünlerinde çok büyük başarı gösterdi. Türkiye’yi dünyanın ilk 10 büyük turizm ülkesi arasına sokan da, bu turizm türünde gösterilen büyük başarıdır. 1980’li yılların başına kadar, Türkiye turizmi demek, neredeyse tümüyle İstanbul turizmi demekti. Yüzbinlerle ifade edilen yabanci ziyaretçilerin büyük bölümü, İstanbul’a gelmekte ve bir bölümü de Anadolu turlarına katılmaktaydı. Son yıllarda  bu durum değişti. İstanbul’un, Türkiye’ye gelen yabanci ziyaretçi-turist sayısındaki payı düzenli bir şekilde azaldı. Dibe vurduğu yıl ise 2004’tür. 2005 ile birlikte İstanbul toparlandı. 2004 yılında 2.9 milyon olan ziyaretçi sayısı, bu yıl 6 milyona ulaşacak gibi görünüyor.

• Peki nasıl oldu bu? Kuşkusuz, Türkiye’nin terör, insan hakları gibi sorunlarla daha az anılır olmasının bir payı var bu gelişmede. Ama daha önemlisi, İstanbul’un iş ve kültür yaşamında gözle görülür canlanmadır, bu gelişmeyi tetikleyen. İstanbul’da düzenlenen büyük çaplı organizasyonlar, kongreler, zirveler, İstanbul Bienali gibi önemli kültürel aktiviteler, yeni yeni açılan müzeler, büyüklükte dünya ve Avrupa ölçeğine çıkmış fuarlar; bunların medyaya ve ziyaretçi anılarına yansımaları… İrili ufaklı bir çok etkinliğin, olağanüstü tanıtım değeri oluşturduğunu, tanıtım kampanyaları ve reklam bütçeleriyle yapılamayanın, zaman zaman adı bile anılmayan bu etkinliklerle gerçekleştiğini görmek gerekiyor.

• Benzer gelişmeleri şimdilerde, İzmir, Ankara, Antalya gibi büyük şehir merkezlerimizde, hatta Anadolu illerinde izliyoruz. Daha işin çok başında olsalar da…

• Türkiye eğer, fiyat rekabetinden kurtulacaksa, sıralamanın ilk sıralarındaki turizm ülkeleriyle yarışmada öne çıkacaksa (İspanya, Fransa…) bu, İstanbul başta olmak üzere şehirlerimizin göstereceği performansa bağlı olacak.

• Eğer bu böyleyse, bu tespit kabul görüyorsa, o zaman şehirlerimize daha fazla yatırım yapmak gerekecek. Yatırım derken, otel yatırımını kastetmiyorum. Otel yatırımı, eğer talep varsa, yatırımcılarımız tarafından gerçekleştiriliyor zaten. Burada Türkiye’nin bir sıkıntısı kalmadı artık.

• Yatırımdan derken, şehirde yaşamı kolaylaştıran, önce kendi insanlarını insanca yaşatan, dolaştıran, ulaştıran; kısacası şehirde yaşayan herkesin yaşam kalitesini artıran, altyapı, kültür, eğitim ve sağlık yatırımlarından söz ediyorum.

• Havayolu taşımacılığının desteklenmesiyle neler elde edildiğini gördük hep birlikte. Özel havayolu işletmeciliğinin teşvik edilmesi, son yıllarda verilen en doğru kararlar arasındadır. Kamu ve özel kültür yatırımcılığı ve işletmecilğinin teşviki de en az bu kadar önemlidir ve yapıldığında hangi sonuçları yarattığı gözlenmiştir.

• İstanbul, sokaklarında yaşanan bir şehir. Bu çok önemli bir avantajdır. Bu şehrin sokaklarında her kültürden, her renkten daha fazla insanı dolaştırabilirsek eğer, onları istedikleri yere otobüslere doldurup sıkışan trafikte değil de, yer altından yer üstünden, denizden bireyler olarak ulaşabilmelerini sağlayabilirsek eğer, münferit turist sayısını artırabilirsek eğer, Türkiye İspanya, Fransa, İngiltere ile; İstanbul ve diğer şehirlerimiz de Paris, Londra, Prag ile yarışır noktaya ulaşacaklardır.

• Turizmde, bundan sonraki başarı öykümüz de bu olacaktır.


02-01-2008 12:32

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.