24.10.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Yazarlar - YILGÖR YASİN DEMİRTAŞ
TURİZM'DE BAŞKENT REKABETİ ve ALTIN PORTAKAL

 

Son dönem İstanbul’da müthiş bir atak söz konusudur. Antalya hızla gelişirken ve her yıl en az 10 otel birden açılırken İstanbul doğrusu yavaşlamıştı. Hatta oluşmakta olan yatırımlar dahi kimi ruhsat alamamıştı (Park Hotel), kimi de ruhsat alınması için belediye sınırları değiştiriliyordu (Ritz Carlton).

 

Yılların zincir otelleri de bir bir İstanbul’dan çıkıyordu (Sheraton). Fakat son iki yıldır İstanbul’da muazzam bir yatak kapasite artışı ve halen de inşaat halinde olan oteller olmaktadır. Hal böyle iken İstanbul ile Antalya arasında da turizmin başkenti hangi şehir olmalıdır şeklinde bir de rekabet öne sürülmektedir.

 

Kanaatimce hiçbir zaman Turizmin başkenti gibi bir yakıştırma olamaz. Nedeni İstanbul’un kendine özgü bir kültür mirası var, Antalya’nın da kendine özgü doğa mirası var. Bir şehri diğer bir şehrin altında bırakmak yanlış olur. Bu arada Ege kıyılarını da unutmamak gerekir. Antalya açıldı Ege unutuldu. Bodrum’a havaalanı yapıldı, Kuşadası unutuldu. Unutmayalım ki yıllardır Kuşadası turizmcisi kendine özgü ailece tecrübeliyken Antalya hep İstanbul’dan turizmci ve personel çekmekteydi. Turizm derken sadece deniz ve tatil değil, kültür konusunda da yatırımları bırakmamak lazım. Örneğin Antalya’ya defalarca gelen turist bir süre sonra nasıl olsa gördüm diyerek pek turlara çıkmak istemiyor. Tur satıp gelir elde edebilmek için acenteler günübirlik İsrail – Kudüs turu koymaya başladı. Ama İstanbul her zaman kültür ve turlarıyla başka bir zenginliğe sahip. Hatta sırf İstanbulu görmeye gelen turistler olmaktadır. Devamlı Dünyanın her bir köşesinden İstanbula ilk defa gelen turistler olmaktadır. Hem İstanbul dünyaca tanınan bir isimdir ve Hıristiyanlığın da bir dönem önemli başkentiydi.

 

Antalya’yı bence İstanbul’un mirasına saygı duyarak öne çıkarmamız lazım. Örneğin Fransa yıllardır Nice’in tanıtımında hep önce Paris’ten başlarlar. İtalya her bir şehri ayrı ayrı ön plana çıkarır. Mısır hep piramidleri kullanır ve Hurghada, Luthor ve hatta sırf turizm için üretilen Sharm EL Sheik birlikte anılır. Mısır’a gelen mutlaka genel bir tura çıkarılır. Mısır, Fransa ve İtalya dünyada bize örnek olabilecek ülkeler. ABD New York’u iş dünyası turizmi, Los Angeles’ı sanat turizmi, Miami’yi de tatil turizmi olarak ön plana çıkarmıştır. Dibindeki Karaipler’e bile doğası güçlü olmasına rağmen ezdirmemiştir. Türkiye de aynı anda hem kültür ve deniz turizmini tanıtımda daha hassas olabilecek bir ülkedir.

 

Amerikayı incelediğimzde bize uzak bir kıtada bambaşka bir dünyadır. Neredeyse tanınmayan şehri yok. Tarihi değil eğlence ve teknolojisiyle ön planda. Miami turizm kenti iken Los Angeles da turizm kenti haline getirildi. Ancak bir formül var ki Los Angeles, Nice gibi kentlerde Sinema ile turizmi birleştirip güçlü bir reklam haline getirmek ki bu formül Antalya için de daha önce uygulandı fakat arka planda kaldı. Son dönem Belediye Başkanı Sn. Menderes Türel bu konunun iki yıldır üzerine öyle gitmektedir ki bence doğrusunu yapmaktadır; dünyaca tanınan oyuncuları getirip altın portakal törenlerini de aynı Oscar törenleri gibi daha görkemli hale getirmeye çalıştı. Bu inanıyorum ki daha da gelişecek ve Antalya dünya turizm platformunda en rekabet edilir hale gelecektir. Nice, Los Angeles’te de sinema festivali var, Almanya, İtalya ve Yunanistan’da da var. Hollywood’un ünlü yönetmenleri ve oyuncuları gelmektedir. Film galaları cabası…. Antalya’da da vardı ama bu zamana kadar dünyaca duyulmadı. Hatta ileride yeni Hollywood filmlerinin galaları burada verilebilir. Hollywood bazı filmleri Nice’te verdi. Ve hatta yurtdışıyla birlikte girilen bazı ortak yapımlar yine burada galası burada verilebilir. Şu an Antalya Altın Portakal Film festivalinin bence bu eksiği vardır ki genç belediye ekibimiz eminim çok iyi projeler düşünmektedir. Benim önerim;

  • Yüksek gişe bekleyen Hollywood ve İtalyan filmlerine gala sahipliği yapabilmek.
  • Antalya tanıtımında MIAMI – VICE gibi aynı zamanda güvenli turizm şehri imajı verebilecek ünlü oyuncuların oynadığı uluslar arası film yapılması ve muhteşem bir galanın düzenlenmesi.
  • Ödül töreni alanı büyüyor ve trafik ile otopark sıkışıklığı sorunu var. Halkın gelmesinde bu büyük unsur. Bence daha uygun bir alan keşfetmek, Lara, Kundu, Konyaltı – Huncalı gibi.
  • Altın Portakal festivalini acentelere de duyurmak, tüm satış pazarlarında Altın Portakala ciddi yer verdirmek ve reklam. Avrupayı ve Rusyayı Antalyaya çekmeye çalışmak.
  • Özellikle Rusya sinemada gelişim göstermektedir ve henüz ciddi bir festivalleşmeleri yok. Ortak çalışmalar yapmak, Antalyaya çekmeye çalışmak.
  • Yeşilçam ismiyle Altın Portakal’I birleştirmek, Yeşilçam İstanbul’da ama yurtdışına açılan sinema ödülleri Antalya’da… Bu ikilemin yürümesi zor.
  • Film festivalinde gelen ünlü konuklara Türkiyenin tüm tanıtımsal malzemesini kullanmak… Anadolu Ateşi, Aspendos, Side, Orijinal Türk geceleri, Orijinal Hamam eğlenceleri, Pazarlarımız vb…

 

 

Hollywood’un halen Los Anageles’ta olduğunu bilmeyenler var. Tüm dünayada Hollywood neredeyse Los Angeles’tan daha tanınmış durumda, hatta Los Angeles adını Hollywood ile duyurdu. Yeşilçam, İstanbul’da olunca bu ismin altında ezildi. Bence Antalya’da bir sinema ismi düşünmek lazım ve Altın Portakalın üzerinde ciddi çalışmak, marka çalışması yapmak gerekiyor. Los Angelesın Oscar’ı tüm dünyada sinema borsası gibi. Antalyada altyapı başlamıştı, İstanbulda olmayan film stüdyoları kuruldu ama  Türkiye bilmiyor ki Dünya film prodüksiyonlarını çekelim.

 

İstanbul – Antalya rekabetinden çok Antalya’yı İspanya, Fransa ve Amerika gibi ülkelerle rekabet eder hale getirici bir şeyler üretmemiz gerektiği kanaatindeyim. Tabi İstanbul’la Antalya arasında kalırken kimlik arayışımız halen ikilem yaşamaktadır.

 

İtalyan klasiği Venedik’te dahi film festivali var ve Hollywood’un ünlü starları geliyor. Coğrafi yapı dolayısıyle Venedik böyle bir organizasyonu kaldırabilecek görünüm vermiyor ama başarılılar.

 

Tüm dünyada turistik kentlerde genellikle film festivalleri organize edilirken neredeyse en sönük kalam Antalya Altın Portakal gibi görünüyor. Gerçi 2007’de Büyükşehir Belediyesinin görkemli dokunuşu ve Hollywood hamlesi hepimiz için sürpriz güzellikteydi. Yurtiçi değil uluslar arası açılımı da geliştirmesi başarılıydı. Sadece dünyaya ve turizme pek duyuramadığımız kanaatindeyim. Bu dokunuşu acenteler ve otellerle de beraber süslesek, yurtdışı fuarlarda da aynı şekilde yerimizi alsak, özel organizasyonlar üretsek daha da güzel olurdu. Burada Tursab, Aktob, Betuyab, Ketav gibi kuruluşlara da çok özel görevler düştüğü kanaatindeyim.

 

Altın Portakal gibi bir organizasyon bence Antalyamız için önü açık çok değerli bir tanıtım unsurudur ama şu ana kadar biz turizmcilerin pek fark edemediğini düşünüyorum. Biraz daha Altın Portakal’ın derinliğine girmeye çalışırsak hem ülkemiz hem de yatırımlarımızın gelir ve değerlerinin artacağına eminim.

 

Turizmde şehir olarak kimlik arayışında bence çok güçlü İstanbul ve Antalya gibi dev isimlerimiz var. Sadece içine girip üretmek lazım.


18-09-2007 09:35

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Bunları Okudunuz mu?
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.