27.06.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - YILGÖR YASİN DEMİRTAŞ
İÇ PAZARI YURTDIŞINA KAPTIRMAYALIM

 

Önceki yazımda Türk vatandaşlarımıza uygulanan farklı fiyat polemiğini detaylarıyla Marketing Plan bazında anlatmıştım. Fakat bu yazımdan sonra gelen telefonlarda tarafıma hak veren turizmci dostlarıma öncelikle teşekkür etmek istiyorum. Ardından bu hassaslığı farklı tehlikeye doğru giderken de değerlendirmemiz gerektiği konusunda destek aldım.

 

Ülkemizde zaten en yüksek fiyatın Türk vatandaşlarımıza uygulandığı tartışılmaktadır. Hatta otellerin Avrupa’dan ve Rusya’dan kaybettikleri parayı Türk pazarından kazanma eğilimi içerisine oldukları da ileri sürülüyor


Gelişen online ve reklam çağında Türk vatandaşlarımız için artık yurtdışına gitmenin de zor olmadığını bütçe yönünden çok uygun olduğunu biliyoruz.

 

Yurtdışında yeni turizm merkezleri olduğu gibi yatırımlar da artmaktadır. Örneğin Umman, Yemen, Lübnan gibi ülkeler de 4 yıldır turizme girmiş ve oldukça profesyonel bir gelir artışı gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar.

Dubai malum; çölde kar yağdırabilen bir teknoloji ve dünyanın en lüksü peşinde yatırımları ile reklama harcadıkları ortada… Mısır ise yeni yatırım imar bölgeleri açmış ve 150 otellik inşaatlar başlamıştır. Fas, Tunus, Cezayir de atakta… Merkez ülkelerden İspanya, Majorca, Malta da reklam boyutunu değiştirmiş, İtalya, Yunanistan da bu yıl Türkiye’nin turizminin iyi olmasına sebep olan kaldırmış oldukları her şey dahil sisteminde her an tekrar geri adım atabilirler. Rusya dahi Soçi üzerinde durmaktadır.

Bu sebeple tur operatörlerinin dahi uçaklarına izin vermeyip Rus havayolu şirketleriyle zorunlu çalışmalar gerçekleştirmektedir. Atlamak istemediğim bir konu gemiler…Cruise turizmi de  alternatif olarak artık otellerden sıkılıp yeni yerler arayan yüksek bütçeli Türk vatandaşlarımızı hedeflemektedir.

 

Hal böyle olunca iç pazarda yurtdışı satışları adeta Türkiye turizm merkezleri ile rekabet eder hale geldi. Şimdi Otel ve Acentelerimiz nasıl hareket etmelidir? Türk pazarına fiyatları yüksek tutmayı devam mı ettirelim? Bıraktık Türkiye’den gelenleri, Rusya’dan gelen Türklere farklı fiyat uygulaması da çok normal diye mi düşünelim? Hatta Avrupa, Rusya ve Ortadoğu pazarlarında aldığımız fiyatı markapsız üstüne kar koymadan direk yurtdışı tur operatörlerine veriyoruz da hatta uygulanan paketlerde aldığımız fiyatların da altına iniyor da neden iç pazarda bir de % 25 komisyon uyguluyoruz. Bunun % 8’i de parayı erken çekmek için bankalara gidiyor. Yani banka komisyonunu da tatile gelecek olan Türk vatandaşımıza ödetiyoruz.

 

Hep kendimi eleştirdiğim kişilerin yerine koyuyorum da ben olsaydım ki bu görevlerde bulunduk; Türk pazarını hiç ayırmadım, dengeleri çok ortada tuttum, hem şirketimi kazandırdım hem de ileriye yönelik yatırımlar yaptım. Tabi işletmesini pazarladığımız patronların tutumu da önemli ve genelde ikna edip hedef bütçeyi gerçekleştirmeye çalışmaktaydım. Bütün iş hedef bütçe zaten, bunu patronun önüne koyduğunuz zaman sorun kalmıyor. Öte yandan misafir kalitesi dediklerinde ki ben misafirin kalitesi sözüne de katılmıyorum; her milletten ve pazardan kontenjanları ayarlayıp dengeyi kurduğumuzda otelde satılacak oda kalmadı durumuna getirmeye çalışmak en iyisi… Bu da nasıl olur?

 

Sadece Almanlara açılmak yanlış, sadece Ruslara da açılmak yanlış, sadece Türklere açılmak da yanlış. Belçika, Hollanda, Almanya, İtalya, Polonya, Romanya, İsrail, Rusya ve BDT ülkeleri, Türkiye hatta yeni pazarlar da bulup satış-pazarlama desteğiyle ve kontenjanlar verildiğinde otelinizin zaten değeri artar. Her zaman doğru bir teşhis olan “eğer bir Pazar yoksa bu diğer pazarları da etkiler” mantığını unutmayalım.

 

Pazarlama desteğini de altını çizerek söylüyorum. Pazarlama bütçesi çok önemli… Sadece Avrupa’ya satış yaptığımızda ki 2006 gibi bir sezon yaşadığımızda bu tür durumlarda iç pazara dönersek ve 2007’de sezon iyi olduğunda fiyat yükseltip sırt çevirirsek o zaman bu pazarı küstürmüş oluruz. Pazarlamamızı biraz bütçe ayırarak her ülkeye yapmak doğru olur.

 

Otelimizi kışın da açık tutmaya çalışıyor isek web sayfamızdan ve yayın organlarından ilan vererek iç Pazar fiyatlarını Avrupa seviyesinin % 10 üstünde tutup devamlılığı sağlayabiliriz.

Hedef bütçemizi de ilk yıl oluşturmaya çalışmak zor, bu yüzden her yeni başlayan Genel Müdür ya da Satış Pazarlamacı mecburen hemen Rus pazarına sarılıp yüksek fiyatla da iç pazara yer vererek başarı arar. Ama unutmayalım ki otel pazarlaması ve satışı bir yıl önceden başlar. Bir yöneticinin başarısı ancak 2 yıl sonra görülür. Eğer ilk yıl biraz para kazanıldıysa o da bazen sezonun iyi gitmesinden kaynaklanabiliyor ki örnek; 2007 sezonu ve yeni açılan oteller…

 

Türk otelciliğinin satış pazarlamasında biraz detaya girdikten sonra asıl değinmek istediğim konu, eğer bizler böyle iç pazarı küstürmeye devam edersek biz kendi pazarımızı yurtdışına kaptırmış olacağız. Yani İstanbul’daki A şirketinde çalışan bir kişiyi devamlı ailesiyle birlikte 5 yıldır antalyada tatil yaparken artık her yıl Mısır’a giderken görebiliriz. Elbette gidecekler, oraları da görecekler ama Türkiyemize küsmemeliler.

 

Sonuç olarak Yurtdışı ciddi bir şekilde hareketlilik gösteriyor. Türkiyemizi yurtdışına hep düşük bütçelerle pazarlamaya çalışırken bir de kendi insanımızın tatil için yurtdışına yönelmeye başlamasını da ülkemize gelen Almana ve Rusa nasıl izah edebiliriz? Bence bir de bunu düşünelim.


31-08-2007 06:52

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.