12.12.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - FUAT ERSOY
Turizm halleri


Yine, kötü gidişin sebeblerini binlerce dış etkene bağladığımız, bir sezonun geçişine şahit oluyoruz, bir taraftan da Avrupa Yaz 2007 kontrat görüşmeleri yürümekte. Her sene olduğu gibi, otelciler ürünlerinin değerini arttırabilmek, acentacılar da en rahat satabilecekleri fiyatlardan anlaşmalar yapmak peşindeler.

Kısmen, Rusya pazarı kontratlarına kıyasla, yılların oturmuşluğu ve erken satış göstergelerinin yardımıyla, nispeten daha doğru fiyatlar çalışılsa da, yine birçok tesis gönlünde yatan rakamlar için mücadele verecek. Aslında somut ve ölçülebilir verilere dayansa, ticarette çok doğal karşılanacak bu durum, bizdeki gibi, egoların zorlamasıyla, sıklıkla tekrar edilen ve sonunda doğru kabul edilen birtakım düşünceler üzerine inşa edilmiş fiyatları doğurmaktan öteye geçmeyecek. ( En azından birçok tesiste durum böyle ) Sebebiyse, halen daha karşıladığımız ve ağırladığımız turist sayılarına hiç yakışmayacak bir şekilde, neyi pazarladığımızı bilmemek, ya da en azından, yılın elli haftasını, yapacağı iki haftalık tatilin hayalini kurarak geçiren ve ama az ama çok ödeyerek bunun karşılığını almak isteyen turistlerle ( onların da nereden geliyor olurlarsa olsunlar, birer insan olduklarının farkına vararak ) en basit düzeyde bile empatiyi kuramamak.

Pekiyi ne oldu da birden bire, zenaat olan bir mesleğin içinden, duyguyu, yaratıcılığı ve felsefeyi çıkardık ? Somut, karı-zararı ilgilendiren her türlü hesabı yaptık ta, mesleğimizin soyut taraflarını, “finesse” yani inceliği neden hiç hesaba katmadık ? Çok hızlı artan yatak kapasitesi mi bunun sebebi ? Ya da çağa ayak uyduramayan ama aynı zamanda altına adam da yetiştirmeyen, korkuları ve egoları, işgal ettikleri makamlardan daha da büyük bir grup yöneticinin eseri midir bunlar ? Yoksa, bilinçsiz ve vizyonu yetersiz yatırımcılar ve onların politikaları mı bizi bugünlere getirdi ?

Hakikaten, eleştirdiğimiz kadar makro politikalar ve master planların eksik ya da özürlü oluşu mudur tüm bu yaşananlara sebep ?

Belki hepsinden biraz, ama pekiyi bugün ülkenin genelinde yaşanan turizmle ilgili veya ilgisiz problemler için de geçerli olacak soruda olduğu gibi,yani, bütün bunlar olup biterken bizler ne yaptık ?

İçinde yaşadığımız sisteme, gücümüzün yetmediği hallerde bile, karşı koyabildik mi ?

Yakınımızdaki otellerde yapılan, doğruları mı aldık kendimize örnek ?  Yoksa, şark kurnazlığı içerisinde, aynısını daha ucuza yapmak sevdasıyla, birbirinin kötü taklidi, türlü uyanıklıklarla kotarılmış, ucubeler mi yarattık ?

Bundan bir süre önce, Amerikalı danışmanlarımızın, servis kalitesi eğitiminde verdikleri bir formül, aklımda çınlıyor. Oldukça basit, ama bir o kadar da bütünü kapsayan bir formül;

S = P / E ( Satisfaction = Performance / Expectation ) Türkçesiyle;
Tatmin = Performans / Beklenti

Misafirlerimizi, tatmin etmenin bizim üreteceğimiz performansın dışında, onların beklentileriyle de doğrudan orantılı olduğunu, hatta çoğu zaman, performansımızla ilgili ne yaparsak yapalım, beklentiyi doğru set etmediysek, sonucun tatmini sağlamayacağını öğreten çok doğru ve meslek hayatımın her evresinde işe yaramış bir formüldür bu.

Bugün artık masanın karşısında oturan ben, dışarıdan bir gözle ( hem de ürünü satınalan gözüyle ) baktığımda, maalesef birçok tesisimizin, yukarıdaki basit formülden haberdar olmadığını, bilenlerin de uygulamayla ilgili pek hevesli olmadığını görüyorum.

Misafirlerimizi dinlemenin, onların tercihlerini şekillendiren şeyin ne olduğunu anlamanın ve buna uygun hizmetler sunmanın, aslında çoğu kez maliyetsiz olduğunu ama mutlak surette, mesleki tecrübe, yaratıcılık ve çok çalışma gerektirdiğini ne zaman anlayacağız acaba ?

Turizmin, son derece insani bir zenaat, ya da ilim olduğunu, objektif kriterler kadar, subjektif kriterlerde içerdiğini, inceliğin öğrenilebilir ve öğretilebilir olduğunu, esas olanın bizlerin birey olarak ortaya koyduğu beğeniler değil, ürünümüzü satın alacak insanların ( turistlerin ) beğeni ve beklentileri olduğunu, tatmini sağlamak için, bunları da aşacak argümanlar geliştirmek zorunda olduğumuzu anlamamız için nasıl bir dış etken lazım acaba ?

Yıllar önce, çok daha az imkanla, sınırlı teknoloji ve eğitimsiz personelle ağırladığımız, gerçekten alım gücü yüksek kitlenin, satın aldıkları ve son yıllarda giderek satın almaktan vazgeçtiği ürünümüzün özünün, aslında bizi biz yapan değerler olduğunu, ükemizin karakteristiği misafirperverliğimizi yıllar içinde hızlıca yiyip bitirmekte olduğumuzu ne zaman anlayacağız ?

Doğrudur, dünyadaki ekonomik gelişmeler, yepyeni tatil anlayışlarını da beraberinde getirmektedir, ancak, komşu tarlada biber ekilip çok para kazanılan bir sezonda, tüm çiftçilerin tarlalarına biber  ekip, biberin ekonomik değerini, arz fazlasıyla eriten çiftçilerimizden hiç mi farkımız yok, dünyayı dolaşan, eğitimi ve kültürüyle, tüm diğer sektörlere öncülük etmesi gereken biz turizmcilerin ?

Herbirimizin, neredeyse hergün konuştuğu global rekabetin ne kadar içerisindeyiz ?

İspanya, Yunanistan ve benzeri rakip destinasyonlardan ne kadar haberdarız ?

Önümüzdeki yıllara ilişkin strateji ve politikalarını ne kadar biliyoruz ?

Tüm bu hesapların ne kadar içerisindeyiz, etken miyiz, edilgen miyiz ?

Dayanma gücümüz var mı ?

Sektör olarak yaptırımımız nedir ?

Herhangi bir konuda, samimi, tutarlı bir ortak tavrımız var mı ?

Yoksa, herkesten önce kendi kendimize gem vuran birinci faktör, birbirimizle olan ifadesi zor, yıpratıcı rekabetimiz mi bizi doğruları yapmaktan alıkoyan ? Egolarımız mı ?

Ya da birçok diğer konuda da olduğu gibi, birlikte yaşama ya da sosyal bilincimizin olmayışından kaynaklanan, birlikte hareket edemiyor oluşumuz mu ?

Turistleri mecburcu gören, yukarıda adını andığım cefakar çiftçilerimiz vesilesiyle sahip olduğumuz, dünyanın önemli turistik destinasyonlarının tümünden daha ucuz olan gıda ürünlerine dayanarak yarattığımız, ucuz maliyetler mi, bizi bu kadar geniş ve rahat kılan ?

Belki daha sayfalarca yazılabilecek birçok soruyu soruyor oluşumun sebebi, hepsinin cevaplarını biliyor oluşum elbette değil. Sadece, meslek hayatının ortalarında, kendini henüz genç sayan ve bu ülkede güzel turizmin yapıldığı yılların sonuna tesadüf etme şansını yakalamış bir meslekdaşınız olarak, hanımlar ve beyler diyorum ki;

“Kral çıplak….”

Gelin vakit daha geç olmadan, hep beraber, en azından yapabileceklerimizi yapalım, kimseyi suçlamadan, hatayı başkasına yüklemeden, dik durarak, günlük zararın, zaman zaman günlük kardan evla olduğunu bilerek, sadece bugün veya yarına değil biraz daha ilerisine bakarak, egolarımızı mümkün surette bastırarak, gerçekci hedeflerle, neyi sattığımızı, kime sattığımızı ve kaça sattığımızı ( yarın kaça satabileceğimizi de hesap ederek )bilerek planlamalarımızı yapalım. Üzerinde yaşadığımız cennet vatanın, gerçekten değerini bilerek, ona layık olarak, kapılarımızın önünü temizleyelim ve birbirimizle aynı anda rekabet edip, aynı anda ortak çıkarları savunmanın mümkün olduğunu bilerek hareket edelim.

Göreceksiniz, yukarıdaki birçok sual kendiliğinden yok olacaktır, yeter ki, iyi niyet, samimiyet, çalışma, gayret ve inanç olsun. Etik, incelik, hakkaniyet, kime ne zaman lazım olur bilinmez.

Ustanın dediği gibi, “ Enseyi karartmadan ”, bana göre, pazarlıklarının yapılmasıyla birlikte başlayan 2007 sezonuna, çok daha iyi girebilmek için, biraz daha duyarlılık lütfen. Önümüz, yolumuz, umarım hep aydınlık olur.

 


15-08-2006 12:34
Önceki Yazıları
2018 YAZ BEKLENTİLERİ
06-11-2017 21:30 | 1 Yorum | Yorumlar
KAS-TI-MIR EKS-PİR-YINS
11-10-2017 12:19 | 1 Yorum | Yorumlar
Egolarımız
15-08-2006 12:44 | Yorumlar

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.