28.07.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - YAVUZ ATAÇ
TURİZMDE TEHLİKE ÇANLARI

 

Hollanda turizm pazarında 2005 yaz sezonu, Türkiye’nin Akdeniz çanağındaki pazar payı yüzde 40'lar seviyesine çıkarken, Türkiye 970.000 yolcu ve yüzde 23 büyüme ile pazarda lider durumuna geçmistir.

 

2006 Yaz sezonu satışlarının başladığı ilk haftalarda, Türkiye satışlarında yüzde 10 gibi gerileme olduğu gözlemlenmekteydi. Ocak ayı başlarından itibaren ise, satışlarda yüzde 60’lık bir düşüş yaşanmiş olup, Hollanda Seyahat Acenteleri Birliği ANVR’nin, 20 mart itibariyle yaptığı araştırmaya göre, yaz 2006 satışlarında Yunanistan, geçen yıla göre yüzde 23, Portekiz yüzde 16 ve İspanya yüzde 13 yükselme kaydetmiştir. Türkiye ise geçen yılın yüzde 47 gerisindedir.

 

Toplam satışlara veya Akdeniz çanağına baktığımız zaman ise, yüzde 6’lık bir gerileme olduğu gözlemlenmektedir. Bu gelişmelerden sonra, Hollanda pazarında Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında ciddi sayılabilecek uçak iptalleri olmuştur. Hatta bazı firmalar Hollanda turizm medyasına yapmış oldukları açıklamalarda, yüksek sezon uçaklarını bile iptal ettiklerini veya başka destinasyonlara yönlendirdiklerini bildirmişlerdir.

 

Son dakika satışları ile rezervasyonlarda hareket bekleyen tur operatörleri ise, ancak Nisan ortasında çözüm önerilerini bir araya gelip sunabildiler. Ana istekler, ‘Girişlerde Hollanda vatandaşlarına uygulanan vize kaldırılsın, uçak benzininde yüzde 50 indirime gidilsin ve de Devlet Hava Meydanları sezon sonuna kadar havaalanı vergisini kaldırsın’ şeklinde idi.

 

Havalimanı vize gişelerinde çoluk çocuk yaşanan kuyruk rezaleti mutlaka ilk tatile gelen yolcularda, ülkemize karşı antipati yaratmaktadır, Çünkü, ilk izlenim çok önemlidir. Üstelik kolay kolay da değişmez. Diğer indirimler, şayet yolcuya yansıyacaksa, mutlaka uygulanmalıdır. Ama geç vakitlerde vize gişeleri önlerinde turistlere çile çektirmemek en azından bütün misafirlere doğru bir yaklaşım göstergesi olur. Ülkemizin turizmde ilk defa 1’inci Körfez Krizi nedeniyle olumsuz etkilenmiştir ve yüzde 35’e varan bir gerileme yaşamıştır. Böyle bir düşüş bugüne kadar hiç bir turizm ülkesinde terrör veya doğa olayları dışında yaşanmamıştır. Bu boyutta bir gerilemeye gerçek bir neden bulamayan “Türk turizm medyası”, kuş gribi ve peşinden gelen karikatür krizi ve Papaz cinayeti gibi bahaneleri ekleyip ardından da İsviçre maçı sonrası gelişen olaylar ile birlikte, Fransa’da yaşanan olayları da dahil ederek, alışmış oldukları yeni bir “her şey dahil ” paketi sunmuştur. Ayrıca turizmi çok bilen bazı arkadaşlarımız ise, İspanya’da 1980 yıllarında yaşanan gerilemeler ile örnek vermektedirler.

 

İspanya’da turizm hareketi, İtalya ile birlikte, Birinci Dünya Savaşı sonrası (diğer Avrupa ülkeleri ise ikinci dünya savaşı) başlamıştır. Bugünkü tarzda tanıdığımiz tatil köyleri inşaatı ise, 1950’li yıllarda başlanıp, asıl büyüme 1970’li yılların başlarında olmuştur. Bugün bizim yaşadığımiz gerileme ile örtüşen, sadece betonlaşma vardır. Ayrıca İspanya’da yapılan araştırmalarda ise, diğer nedenler; eskiyen tesisler ile pahalı fiyatlar olarak sıralanmıştır. Turizm camiası olarak, sektörle ilgisi olmayan insanlara karşı “ İnanılmaz hafifliğimizin ” olduğunu kabul etmemiz gerekir.

 

Geçmiş yıllarda İstanbul Laleli civarında taklit marka tişört satışı yapan bazı şahısların bile, bügün karşımıza ‘Turizm otoritesi’ diye çıkmaları, herhalde belirli dönemler siyaset ile iç içe yaşamalarından ve kazandıkları helal (!) paralar ile yapmış oldukları tesisler sayesindedir. Bu insanlara koro halinde eşlik eden bazı şarlatan arkadaşlar ise, daha sezon açılırken "Aman otelciler fiyat düşürmesin, kuş gribi bize vız gelir ve yabancı tur operatörleri oyun oynuyor" şeklinde beyanat vermeleri de, kendi içlerinde bulundukları hafiflikten çok “ duygusallıkları ” ile ilgili olmalıdır.

 

Tabi bu arkadaşların gülünç açıklamalarına veya yazılarına yer ayırmakta olan Türk turizm medyası, çoğu zaman olduğu gibi, yine gülünç duruma düşmeyi marifet saymaktadır. Ayrıca, hala geçmiş senelerden gelen alışkanlık ile her yeni tesisi açılış öncesi, 6 yıldızlı otel veya geceliği 3000 dolar olan tesis şeklinde vatandaşlarımıza sunulması, yine bizim Türk turizm medyasının ayrı bir “duygusallığınınn” eseri değil midir ?

 

Yukarda belirtilen sabepler mutlaka küçük de olsa, etken olmuştur ama, sanırım bunu asıl sebep olarak sunmak, gelişen olaylara sadece “Kapalı Göz” ile baktığımızı gösterir.

 

İleride bu konu ile ilgili gerçek bir analiz veya araştırma mutlaka yapılacaktır. Ama bugün asıl nedenler hakkında sessiz kalmak, sadece kendi kendimizi aldatmak değil asıl bu işten ekmek yiyen ve geçimini sağlayan milyonlarca insanı yanlış bilgilendirip, bekli de geleceklerini karartmak olur.

- Rakip ülkelerinde “ her şey dahil ” sistemine geçişleri, - Rakip (ülke) tesislerinde büyük çoğunlukta ön rezervasyon indirimi (erly booking discounts) uygulamaları,

- Ülkemizdeki nitelikli tesislerin son yıllarda artan fiyatları neticesinde rakip ülkelerle daralan fiyat makası,

- Otellerde yaşanan her şey dahil kaosu, - Şehir merkezindeki apartı otelin bile her şey dahil olarak sunulması,

- YTL nin aşırı değerli olması ve sonucunda oluşan doğal fiyat artışları

- Turizm Bölgelerinde 1 şişe suya ödenen 4 euroluk fiyatlar,

- Dünyada birinci sırada olduğumuz, yerli halk ve esnaf tarafından turislerin rahatsız edilmesi vs.,

- Türk turizmini hala sahil kenarından alıp, ülkenin iç kısmına sokamayışımız,

- Kültür turizminde yetersiz kalmamız, - İstanbul ve Kapadokya gibi bölgelerin yüzde 10 turist kapasitesiyle atıl kalması,

- Gelişen turizmle birlikte altyapımızın yetersiz kalışı,

- Avrupa ekonomisindeki daralma,

- Turistlerin memnun kalmaması.

 

Belki de en büyük sebep, geçmiş dönemde ülkemize gelen yabancı turistlerin memnun olmaması ve bu turistleri tutamayışımızdır.

 

Tabii ki, çoğu yazarların da yazılarında belirtmiş oldukları çarpık yapılaşma, doğayı bozma, betonlaşma vs. gibi etkenler, ileriki yıllarda mutlaka karşımıza daha acımasız (İspanya’da olduğu gibi ) bir şekilde çıkacağı malumunuzdur.

 

Turizm Master Planı olmayan ülkenin kendiliğinden oluşmuş bölgeler ile birlikte, acil olarak Turizm Planı hazırlaması zorunluluktur. Aksi halde ileriki yıllarda yine bu tip süprizler yaşamamız kaçınılmaz olacaktır.

 

Yazıma yine Hollanda Seyahat Acenteleri Birliği ANVR’nin yaptığı araştırmadan çıkan veriler ile son vermek istiyorum. Yaz 2006 satışlarında karikatür krizi veya “İslam fobisi” yüzünden, Türkiye eksi yüzde 47 iken, diger İslam ülkeleri Mısır artı yüzde 4, Fas artı yüzde 34 ve Tunus artı yüzde 40 şeklindedir.

 

Peki bu ne biçim perhiz, ne biçim lahana turşusudur ?

 

Yavuz ATAÇ,

Oad Reizen / Destination Turkey


25-04-2006 08:10

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.