25.09.2017
Kullanıcı Adı:   Şifre:   Beni Hatırla

Yeni Üye  |  Şifremi Unuttum

Haber Ara
Günün Yorumu




Yazarlar

Gezinomi Tatil Otelleri





Otel bulmanın en kolay yolu
Yazarlar - HALİM BULUTOĞLU
İKİ KENT,İKİ MÜZE VE İSTANBUL

 

Geleneği  ve tarihi olan kentler, turizm yarışında geride kaldılar.
Bursa ve İzmir bu kentlerden  ikisi.


Bu iki kentte, son 5 yıldır neredeyse hiç yeni otel yapılmadı.
Talep artmadı. Tam tersine geriledi bile denebilir.

Bursa, son 10 yıl öncesine kadar popüler olan Anadolu turlarının önemli durak noktasıydı.

Turizmde varım diyen ilk kentlerden biri.

İzmir, iç turizmin ilk gelişme noktalarındandı. Efes’e yakınlığı, liman özelliği, gelişkin bir ticari burjuvazisinin bulunması, canlı gece yaşamı ve özellikli mutfağıyla da ilgi odağıydı.

İki kent de, turizmde son 10 yılın kaybedenleri(!) arasında yer aldılar.
İzmir Adnan Menderes Havalimanına inen çok sayıda yabancı havayolu ve charter şirketleri bir süredir yoklar.

Bursa havalimanı ise tümüyle atıl vaziyette.

İzmir’in en eski oteli olan İzmir Efes Oteli üç yıldır kapalı. Swissotel olarak yeniden açılacak dendi ama hiçbir hareket yok. İzmir’in bir başka 5 yıldızlısı olan İzmir Grand Mercure de iki yıldır kapalı.

Bursa Çelik Palas’ın ek inşaatına neredeyse 5 yıldır çivi çakılmıyor.
Bursa’da sadece Uludağ’da yeni otel yapılıyor. Şehir merkezinde ise  küçük butik oteller. Başka yerde hareket yok.

Bursa’nın 10 yılı aşkın tesislerinde ise ihtiyaç duyulan yenileme yatırımları hep erteleniyor.

Bunları neden yazdım?

Şehir turizmi ya da Anadolu turlarının, sejour karşısında önlenemez düşüşünün iki tipik örneğini sergilemek açısından yazdığımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Bu gerçeği örneklemek için İzmir ve Bursa’ya kadar gitmeye gerek yok. İstanbul’u örnek vermek yeter.

Bu yazı,  belki şaşıracaksınız ama, Bursa ve İzmir’in gelecek yıllarda, yıldızları parlayacak kültür ve turizm kentleri olacağını şimdiden müjdelemek için yazıldı.
Çünkü bu iki kent, tarihi, kültürel ve ticari yaşamıyla yükselişte.

Çünkü bu iki kent, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla barışıyor, bu mirasa başta çocuklar ve gençler olmak üzere sahip çıkıyor.

Bu iki kentin çocukları ve gençleri, kentlerini severek büyüyorlar. Kentlerinin ne denli önemli bir tarihi ve kültürel zenginliğin üzerinde geliştiğini görüyor ve daha önemlisi eğitimlerinin bir parçası olarak öğreniyorlar.

Nerede mi? Hayır yayınlardan ya da ders kitaplarından değil. Kent Müzeleri’nden. Çağdaş Kent müzeciliğinin iki güzel örneği sadece bu iki kentte var.

İzmir Kent Müzesi, İzmir’in unutulmaz Belediye Başkanı Ahmet Priştina’nın öncülüğünde 2003 yılında hizmete girdi.

Bursa Kent Müzesi ise yine Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin girişimiyle 2004 yılında açıldı.

Her iki müze de kentlerinin belleği. Her iki müze de çağdaş müzeciliğin tüm gereklerini taşıyacak şekilde yaşama geçti. Her iki müze de, günün her saati yaşayan birer kültür merkezi. Değişen sergilerle de sürekli güncel. Sabahtan akşama, hem yerli yabancı turistler, hem her yaştan kentliler ve daha da önemlisi ilk ve orta öğrenim öğrencileri tarafından ziyaret ediliyor. Üstelik akın akın. Üstelik büyük bir merak ve ilgiyle. Çünkü yaşadıkları kent bu. Çünkü gördükleri, okudukları, kendi mahalleleri, caddeleri, sokakları, gelenek ve görenekleri, babalarının dedelerinin evleri ve kullandıkları eşyalar.

Kültürel ve tarihi mirasa sahip çıkmak adına yapılan sadece kent müzeleri mi? Hayır yanılıyorsunuz.

İzmir Tarih ve Sanat Müzesi, 2004 yılı başında Kültür Park’taki üç salonda kapılarını açtı. Türkiye’nin en zengin müzelerinden biri sayılan İstanbul Arkeoloji Müzesi’nden çok daha etkili, çok daha görsel, çok daha estetik, çağdaş müzeciliğin tüm gereklerini taşıyan bir müze bu. Türkiye’de arkeolojinin babası sayılan ve Smyrna’yı gün yüzüne çıkaran Ekrem Akurgal’a adandı bu müze. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı sevgili Ahmet Priştina’nın ve İzmir Valisi sayın Yusuf Ziya Göksu’nun destekleri ve çabalarıyla.

Çok yakın bir gelecekte Kültür Turizm Bakanlığı, Valilik,  Büyükşehir Belediyesi ve Ticaret Odası’nın katkılarıyla İzmir Agora kazıları tamamlanacak ve Smyrna’nın muhteşem eserleri başta İzmirliler olmak üzere dünyaya sunulacak.

İzmir kent merkezindeki altyapı düzenlemeleri, turistten önce kentte yaşayanların yaşam kalitesini yükseltmek için yapılan yatırımlar meyvelerini veriyor.
Şehrin yüzü değişiyor. Yaşayanlar kentleriyle barışıyor.

Düne kadar Kuşadası limanına demirleyen kruvaziyer gemilerin burunlarını İzmir’e çevirmeleri boşuna değil. İzmir daha işin başında.

Asıl önümüzdeki yıllarda, İzmir kent turizminin kaderinin nasıl değiştiğine bakıp şaşıracağız.

Merak etmeyin, yeni yabancı zincir oteller, İzmir için sıraya girecekler pek yakında. Havayolu şirketleri yüzlerini yeniden çevirecekler İzmir’e.

Çeşme bu gelişmede sürükleyicilerden biri olacak. Bergama, Foça ve Selçuk da öyle.

Ya Bursa? Bursa’da kent merkezinin yanı sıra, Mudanya, Siye, Trilye, Gölyazı ve Cumalıkızık daha şimdiden ilgi odağı olmaya başladılar. İstanbul’un yanıbaşında olmanın da avantajıyla iç turizmde hızla yol alıyorlar.  Son günlerde gidenler olumlu değişimi görüyorlar.

Yerel yönetimlerin, meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin başarısı bu.
Emeği geçenleri, vizyon sahihi olanları kutluyoruz.

Ve dönüp İstanbul’u anmadan geçemiyoruz.

Hiç kuşkusuz İstanbul’da, son dönemde yapılanlar küçümsenemez.

Başbakanın, hükümetin, ilgili bakanlıkların İstanbul ilgisi umut yaratıyor.

Çok kısa bir sürede, İstanbul Modern gibi bir hayal müzenin açılmış olması umudu besliyor.

İstanbul Müze Kent projesinin kamu kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler ve STK’ların katılımıyla kurumsallaşması bekleniyor.

Ama yeterli mi? Yeterince hızlı mı? Bir hedef bütünlüğü var mı?

Yoksa, yetki sahipleri aklına geleni düşünüp taşınmadan söyleyip, üstelik söylemekle de yetinmeyip uygulamaya koyma keyfiyetini ve inadını sürdürüyorlar mı?

Misal: Sivriada’ya semazen heykeli. Allahtan henüz sadece Başkan’ın fikri. Proje de denemez.

Tek örnek bu mu? Biraz gerilere gidelim. Kentim İstanbul projesine bakalım.

Ne oldu bu projenin sonu? Adı bile anılmıyor artık. Ne hedeflendi, ne yapıldı, ne harcandı ve sonucu ne oldu?

İstanbul’da yaşayan milyonlar, bu projeyle kentleriyle barıştılar mı, bilbordları süsleyen ünlüler gibi ben de İstanbul’luyum dediler mi içtenlikle kentin varoşlarında yaşayan çocuklar gençler; hadi geçtik onları Şişlili, Kadıköylü, Beşiktaşlı, Bakırköylüler kentlerini tanıyorlar mı dünü ve bugünüyle.

Çocuklar ve gençlerin müzelere yeterince ilgi duymadıkları, müze ziyaretlerinin yeterince verimli sonuçlar yaratmadığı konuşuluyor İstanbul’da.

Kentlerinin bırakalım binlerce yıllık tarihini, 50-60 yıl öncesini bilmeyenler,  kültürel çeşitliliği ve zenginliğinin farkında olmayanlar, ona yabancılaşanlar, ülkelerinin tarihine ve kültürel mirasına niye ilgi duysun ki?

Peki dün Kentim İstanbul projesi için gösterilen irade, harcanan para, yarın Semazen heykeli için gösterilecek kararlılık(!) ve harcanacak para, İstanbul Kent müzesi için seferber edilse, bu tablonun değişmesi doğrultusunda bir adım atılmış olmaz mıydı?

Projesi hazır olan ve Tarihi Darphane binalarında kurulması planlanan, kararı 1997 yılında verilen İstanbul Kent Müzesi, tam 8 yıldır karşısına çıkarılan hukuki sorunlar nedeniyle bekliyor.

Bursa ve İzmir’in gösterdiği beceriyi, İstanbul gösteremiyor. Mega proje düşleri, ne yazık ki, daha mütevazı ama daha fonksiyonel ve gerekli olan işleri engelliyor İstanbul’da.

Çelmelemeden, adım adım, küçük küçük işlerle İstanbul’da taş üzerine taş koymayı öğrenmek için daha beklememiz gerekecek anlaşılan.
Nereye kadar?


27-01-2005 16:28

(Paylaşmak için önce 'Beğen'i tıklayınız.)
 
 
Kullanıcı Yorumları
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır.

Yazıya Yorum Gönder
Başlık:
 
İsim yada Rumuz:
 
E-Posta:
     
Yorum:
 
Diğer Haberler
Yorumlar

ucuz uçak bileti plusFLY.com'dan alınır.